Gördüğüm kadarıyla son yıllarda komedyenlik yapan insanların sayısında bir artış var. Açıkça sosyal ve siyasi ortamın bunda etken olduğunu söyleyebiliriz. Sahne gösterileriyle birçok insan kendini göstermeye, hikayelerini anlatmaya çalışıyor. Olumlu bir durum. Öte yandan benim komediyle pek aram yok. Uzunca bir süredir çevremdeki herkesin komedyen havasında davrandığını görüyorum. Oturup ciddi bir konu üzerine konuşacak, söylenenleri alaya almadan dinleyecek birilerini bulmak zor. Belki bu durumun yarattığı bıkkınlık ve muhatap bulamama halinden, belki de mizah duygumun zayıflığından ötürüdür bu mesafeli olma hali. Yine de somurtkan, sürekli ciddi ve karamsar biri olduğumu düşünmeyin. Gülmeyi seviyorum. Can sıkıntısından veya gündemden geri kalmayayım diye zaman zaman izlediğim birçok gösteri oldu. Geçen gün de Deniz Göktaş’ı izledim. Siyasi meselelere dokunduruyormuş gibi yapan ama aslında hiçbir şey söylemeyen, sürekli cinsellik, kadın-erkek ilişkileri ve suyu çıkmış birçok konu üzerinden mizah kurgulamaya çalışan koca koca insanların yaptıkları işlerle kıyasladığımda, Deniz Göktaş’ın gösterisi hem söyleyiş tarzı hem de cesareti sebebiyle ilgiyi hak ediyor. “Sakıncalı” kısımları, aman başıma bir şey gelir mi demeden Youtube videosunda kesmeden yayınlaması, her şeyden önce yaptığı işe ve takipçilerine olan saygısını gösteriyor. Sırf bu yüzden takip etmeye değer. Sahnedeki kişi ahlak duygusu olan bir insan. İkiyüzlü değil. Ancak izlediğimiz yalnızca bir mizah gösterisidir; genç bir komedyene muhalif kahraman muamelesi yapmayı doğru bulmuyorum. Muhtemelen kendisinin de böyle bir şeyde gönlü olmayacaktır.











