Yaşıyor musun
STILL ALIVE

❣ Chile in a Photography ❣
Sweet Seals For You, Always
taylor price
Show & Tell
noise dept.
One Nice Bug Per Day
we're not kids anymore.
macklin celebrini has autism

titsay

Discoholic 🪩
Cosmic Funnies
I'd rather be in outer space 🛸
Game of Thrones Daily
Claire Keane
ojovivo
Jules of Nature
RMH

Love Begins

JBB: An Artblog!
seen from United States
seen from Germany

seen from Italy
seen from Spain

seen from Netherlands
seen from Spain

seen from United Kingdom

seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Japan

seen from Malaysia

seen from Italy
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States
seen from Italy

seen from United Kingdom

seen from Türkiye

seen from United States
@dostoyevski
Yaşıyor musun
STILL ALIVE

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Bakmakla yetinmişsin uzun zamandır.
Evet, yazmıyorum artık. Saldım hayatı
Hala buralarda mısın? Seneler sonra..
Evet, bakıyorum göz ucuyla.
-muş
Bekliyorum. Sonunun nerde olduğunu bilmeden bir çizginin ucunu gözlüyorum. Özlediğim hisler var gözlerimde. Nefesimi tutuyor, panikle salıyorum. Daha fazla tutabileceğimi bilsem de korkuyorum. Aklım her zamankinden daha bulanık. Yıllar geçince rahatlar sanıyor insan; beklediğin tren gelir, duraklar geçer, nefesler alınır zannediyor. Hiçbir şey geçmiyormuş. Hayatta boğumlar yokmuş meğer.
10 yıl geçti aradan. Ama daralan boşluklar ferahlamıyor hala.
-Buralar da artık bir mağara olmaktan çıktı. Zaman zaman okuyanlar oluyor meraktan. Sadece duvara konuştuklarımı ilerde birgün okurum diye koyuyordum buraya. Hiçbir şey yansımıyordu duvarlardan. Işık dahi sızmıyordu. Burada sessizce çığlık atıp yola devam ediyordum. Onu da elimden aldılar galiba...-
Üstünkörü bekliyorum. El yordamıyla şekil alıcak bu da. Hep öyle oldu hayatım. Fazla zorlamadan ama salmadan da. Korkuyla ümit arasında. Yıllar geçse de bazı hisler ölmüyormuş. Bu sevindirici geliyor kimi anlarda. Doğan bir güneş, öten bir kuş, esen bir meltem gibi.
Doğru mu yanlış mı bilmeden bekliyorum. Hayat net olamıyormuş. Flu bir güzellik gibi. Seven ama susan bir baba gibi. Bilerek, arkanı da dönerek, ama sırtındaki soğuk terleri hissederek.
Ne demeli ,ne hissetmeli ,nasıl başlamalı bilmiyorum. Gece mi gündüz mü; yoksa sabah mı akşam mı anlayamıyorum. Sisli bir yolda manzara izleyerek geçen uzun zamanlar, hafif ağrıyan eklemlerle gözlerimi ovuşturarak ince soğukları kokluyorum.
Mevsimler hiç bitmez, insanın da tek mevsimi olurmuş. Sızlayan bir iç çekiş ne kadar sıcaksa o kadar sıcak, damlayan bir gözyaşı ne kadar suluysa o kadar yağmur olurmuş. Üşüyen eller birbirine sokulur derin nefesler içerde kalırmış. Hiçbir şey olmadığını düşündüğün sessizlikte binlerce şey olurmuş. Yıllar geçince anlayarak yavaşlamak üzüyormuş aslında insanı...
neredesin, gelsene
Geldim. Keşke gelmek zorunda kalmasaydım...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Haddinden Kısa Hayatlar
Çok severdi sevmeyi. Ufacık ya da kocaman şeylere şaşırmayı onları içinde büyütmeyi. Benim gibi pesimisti bile çok severdi. Yıllarımız geçti onunla birlikte. Kah çok güldük kah son kuruşumuzu paylaştık. Evinde çok zaman kaldım. -kanka gel sen benim yatağımda yat -ya yok olum geç sen yerine - yok olmaz sen misafirsin burda -ulan 6 ay olmuş böyle misafir mi olur -olsun sen burda yat Her bunaldığımızda yorulup kenara çekildiğimizde gözümüzün feri söndüğünde napar eder kaldırırdı bizi. Bir şekilde ortalığa neşe katar güldürürdü. Beşiktaşta'ki acıbadem kurabiyesini de çok severdi. Gecenin bir vakti ben diğer odaya bile geçemezken üşenmez o kadar yolu yürür alır gelirdi. Canı sıkkın üzgün bir arkadaşı mı var saat kaç olursa olsun o derdi üfleyip buhar etmek için elinden bir şey geliyorsa durmazdı duramazdı. Sevdiğinde büyük bir tutkuya kapılırdı. Normalde herkese kucak açan insan sevdiğinde de bir başka severdi. Sevgiye boğardı ilgisini eksik etmez geç kaldığında kendini tüm sevecenliğiyle affettirmesini bilirdi. Ona bir gün kızgın kalıp ikinci gün yumuşardık en fazla. İzin vemezdi bulurdu bir yolunu. Her şeyin bir yolunu bilirdi ya da denerdi. Son yıllarında da çok denedi. Umutsuzluğa kapıldı ama vaz geçmedi. Bu yaştan sonra başka meslek nasıl yaparım bile demedi. Mimarlığa patronlara insanlara kızdı bıraktı pilot olacağım dedi. Uğraştı çabaladı da. 6 ayda olmadı 1 yılda oldu. Olmadı 2. yıl. Onun isteğini görüp kendimden utanırdım zaman zaman. - ne gayretli adamsın helal olsun, derdim... Şarkıları filmleri kitapları ya da insanları kimi zaman kendilerinden çok sever bağlanırdı. Detaycıydı. Bu saatten sonra kim uğraşacak demez uygun gramajda bir kağıt bulur en güzel yazan kalemi getirir uzun uzun yazardı notlarını. Atmaya da kıyamaz hep saklardı. Evinden birşeyleri çok kalabalık oluyor diye beraber atmıştık. En ufak şeyi bile atarken üç kere düşünürdü. Bir insandan vazgeçeceğindeyse 3 gün değil belki 3 yıl düşünürdü... Kırıldığı arasının bozuk olduğu arkadaşlarını aklından çıkaramaz aradan yıllar da geçse barışmak için yeniden arayabilirdi. Gurur yapmayıp sevginin bir şekilde galip geleceğine inanırdı... Çok üstüne düştüğü insanlar kimi zaman onu yanlış anlayıp uzaklaşmaya çalışırdı. Son zamanında yaşadığını da kalbine yedirememişti. Nasıl kabul edebilirdi. O safça ve eksiksizce severdi. Nasıl memnun edemezdi karşısındakini. Çok şaşırıp kafasına oturtamamıştı belki de. Kalbini açtığı insanlarla küs ya da ayrı kalamazdı. Birini uzun süre aramayıp sormadıysa içi içini yer bir fırsat bir bahane arardı hep. Bu son zamanlar ona herkesten büyük yük olmuştu. Bu yalnızlık onun alıştığı nefes alabildiği ortam değildi. Zor geldi nefessiz kaldı. Çırpındı kollarını açtı ama kimseye sarılamadı bile... Ona sevmek de gülmek de çok yakışırdı. Ama kızmayı bile beceremezdi. Bağıramazdı kimselere. Kızgınlıklarını kırgınlıklarını doğru düzgün anlatamaz içine gömerdi ister istemez. Belki bunları taşıyamadı artık, nefesi kesildi, dinlenmek zorunda hissetti kendini. Biz belki onu yeterince mutlu edemedik ama o gidişiyle bizi çok üzdü. Hepimizin boğazında bir yumru yutkunamadığımız bir hıçkırık oldu. Kısa bir hayatta dokunduğu herkesin yüzünü hiç değilse bir kez olsun güldürmeyi başardı. Bizse arkasından çok ağladık. Affet bizi Emre. Seni hayata tutunduracak kadar sevgi gösteremedik. Başaramadık. Affet bizi... Emre Cıvan anısına...
Kara Orman
Sağımı solumu kaplıyo bu kara orman*
Bir şarkı girdi hayatıma bu sıralar. Her yerden gelen boğucu sesleri duymamak için kulaklarımı kapatmaya çalışırken bu şarkıyı, bu sözleri susturamıyorum. Faydasız çabalarla boğuşuyor insan.
Hata yaptığımda canım sağ olmadı hiç bir zaman. Cezası kesildi ve parmakların acıması kimsenin umrunda olmadı.
Başkalarının zihnine girip oralardan bakmak isterdim hayatıma. Ne eksik ne fazla. Hiç bir şey olmasa şefkatle yaklaşmak isterdim bir kez olsun. Bu neyin eziyeti hayret ediyorum ister istemez.
Nefes almak için suyun dışına çıkıp kafamın itilmesiyle sonuçlanan yıllar.
Fırtınalar devriliyor ömürlük yıldızlar* diyor şarkımız. Hüzün çöküyor. Elimden kaçan fırsatlara el sallamak zorunda kalmak boğazımı düğümlüyor artık. Pes etmek için yeteri kadar zaman ne kadar mesela.
Giuliano Finelli, Bust of Maria Duglioli Barberini, 1626. Mermeri dantel gibi işlemiş.
https://twitter.com/CelineSymbioss/status/565530029883654144 https://www.facebook.com/celinesymbioss/photos/pcb.2501902023370444/2501901470037166/?type=3&theater
Victoria devrinin zarafeti… Raffaele Monti (1818-81) The Bride, 1873 https://twitter.com/CelineSymbioss/status/1109106366520741888 https://www.instagram.com/p/BvY9crhj0WS/
Hayata kısa bir bakış
Sis çökmüş geceye. Uyumak için erken bişeyler yapmak içinse geç bir vakit. Boş sokakları adımlıyorum. Kulağımda “ayrılmalıyız artık gitmeliyiz bu yerden” çalıyor...
Evin yolunu kolayca buluyorum. Bir yaz akşamı terliklerimle yürüdüğüm sessiz geceler geliyor aklıma. Zihnim çok rahat, gökyüzü karanlık ama yıldızları göremiyorum bu sefer. Ayak seslerimi duyamıyor ama vücudumu hissedebiliyorum. Gönlüm bir hoş olmuş kaldırımları izlerken. Gökyüzüne kafamı kaldırıp bir film sahnesinde ayı seyrettiğimi hayal ediyorum. Bir bulutun arkasına saklanmış ama parlıyor, buralardayım diyor.
Geçen 5 senede öyle çok şeyler geldi geçti ki gözlerimin perdesinin aralarından. Bir tren istasyonu gibi çok insanlarla oturdum ve gittiler. Sık sık gelenler oluyor hala. Bir gün onlar da uzaklara sevdiklerine giderler yenileri gelir diye düşünüyorum zaman zaman.
26 yaşımı hasretle beklerken sevdiklerimin Doğum günlerinde perişan hissediyorum kendimi. Bu günden bu hissiyattan bir adım daha uzaklaşıyor çocukluğumuzu kaybediyoruz. Özlemle akacağımız günleri yaşarken hiç bir şey yapamamaktan dem vuruyor zamanımın kıymetini anlamak için alarmı kurmuş bekliyorum. Alarm ne zaman çalar ben ne zaman pişman olurum tahmin edemiyorum hiç.
Hala sigara içiyorum iç geçirerek. Bırakır gibi olduğum anlar geliyor aklıma. Tüm samimiyetiyle “oyun biti artık bırakmalısın şunu” diyen sevdiklerim artık yanımda değiller. Şükür hatıralarını alamadan gittiler. Yoksa ben ne yapardım yaşanmışlıklarım olmadan. Geçmişe hasret zaman zaman yokluyor. Ama dur diyorum daha erken. Hayıflanmamak için hala yeterince budalasın, bekle.
Yine birisini sever gibiyim. Her gün aklıma geliyor acabalarım sıklaşıyor. Aptal gibi beklemeye devam ediyorum. Bekleyince kıyafetlerim kuruyacak onları rahatça giyecekmişim gibi kendimi kandırıyorum. Bu kadar kanmaya neden bu kadar meyilliyim diye soruveriyorum bazen. O kadar kolayca kendimi yine kandırıyorum ki anlatamam.
Hayatımın eşiklerinden birindeyim yine. Allahım ne zaman bitecek bu hendekler. Ne zaman zor kararlar almak zorunda kalmayacağım. Saha cocostar aldım çünkü seni seviyorum sözünü ütopyam haline getirdim istemeden. Ne zaman ucuz ve aptal bir hayal kursam bir anda ulaşılmaz oluyor. Düşük beklentilerimi bile gerçekleştirmek için hayat prangalar vuruyor sırtıma. Günlere mutsuz başlıyor mutsuz uyuyorum. Bir sonraki sabahın çok daha başka olmasını hayal ediyor ama kireç gibi bir suratla uyanıyorum. Artık şarkılar da teselli etmiyor...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Hisli zamanlarım
....Kapının anahtarını asla ışık sönmeden takamıyorum. Tıpkı birini aşık olacak kadar sevemediğim gibi. Bu hissi kaybedeli çok uzun zaman oldu. Eskisi gibi hüzünlenemiyorum birisine hayran olamıyorum. Hayranlığın verdiği mutluluk kıpırtısını hissedemiyorum. Aşkın verdiği hissiyatı unutmadım hiçbir zaman. Unutsam bu kadar özlemezdim herhalde. Bir boşvermişlik geldi bana yıllardır. Artık gökyüzüne umutla bakmıyorum. Ondan bir şey istemiyorum. Gelmezse üzülürüm diye kimseyi kalpten çağırmıyorum. Aradığım bir şey yokmuş gibi takılıyorum. Elime yüzüme bulaştırıyorum her ilişkiyi. Mutluluk fırsatlarını elimin tersiyle itiyorum hadsizce. Sabahları gözümü açmak için şahane bir sebep olabilecekken yokmuş gibi davranıyorum. Dünyaya o kadar kapıldım ki ruhsuzluğuma alıştım. Yüzüme tükürülse dokunmayacak o kadar. Yıllarca bir gururum varmış gibi düşündüm. O da kalmadı sanırım. Dengeyi ararken ne hatalar yaptım. İstemeden üzdüğüm insanlar için kimden özür dilemeliyim. O tren kalkalı çok oldu heralde.
Bir trene binip gidebilecekken içerde sıkışırım diye bir sonrakini bekliyorum hep. Neyden korkuyorum ? Sırtımdaki çantadan ya da nefessiz kalamaktan mı ? Ayakta kalmaktan mı ? Üşengeç biri değilken nasıl bu hale düştüm ? Ve ben duraktayken herkes gitmiş gibi hissediyorum. Herkes hayatına bakıyor ama ben boş bir tren bekliyorum.
Ellerimi göremiyorum artık. Birilerine yüzümü çeviriyor gülümsüyor ama onlara uzanamıyorum hiç. Birinin elini uzatmasını bekliyorum hadsizce ve haksızca.
Sanki çok derdim varmış gibi omuzlarımdan onlarca kişi bastırıyormuş gibi hissediyorum. Şunlar bi elini çeksin ayağa kalkacağım diye yıllardır kendimi kandırıyorum. Bunun da farkında olmak daha ağır geliyor.
Güneş zaman zaman doğuyor ama ben hep yağmur yağacak diye eğilerek gözlerimi kısarak yürüyorum. Geçenlerde fark ettim dik yürümeye çalıştığımda sırtım ağrıyor. Normallikten bu derece uzaklaşmak ne kadar da trajik.
24 saatimi de mutlu geçirdiğim gün sayısı kaç acaba ? Kendimi bildiğim son 8 senede nerden nereye yürüdüm hiç bakmadım. Rüzgara kendini bırakmış çürümüş bir yaprağa dönüştüm zamanla. O yapraktan bir ağaç peyda olur mu emin değilim. Hep sonbahar varmış gibi ve bu rüzgarlar hiç bitmeyecekmiş gibi.
Ne ediyorsam kendime ediyorum bari başkalarına zararım olmasa. Bu zayıflıklarımla baş etmek için ne olması gerekiyor hayatımda bilemiyorum.
Parmaklıkların ardından denize bakıyorum bu gece. Ay ışığı vuruyor çarşafın üzerine. Dalgalar da olabildiğince sakin. Burnuma zaman zaman vuran dalgalar korkutuyor, ürpertiyor ruhumu. Tutunuyorum soğuk demirlere. Çıkabilecek miyim buradan ? Bilemiyorum.
Sabaha daha çok var ama aydınlığını çok merak ediyorum. Enerjim var ama sabaha çıkar mıyım meçhul. Sabahına mecbur muyum yoksa bu gece ölür müyüm seçemiyorum. Parlayan iki kapı görüyorum. Hangisini seçersem doğru kapıyı bulurum düşünüyorum. Sabaha daha çok var ve ben gece martılarını dinliyorum. Hala uyanık birilerinin olması korkumu dinginleştiriyor. Ellerim titriyor soğuktan ama parmaklıklara tutunuyorum, can havliyle.
Ilık bir yaz gecesi ve ben güneşi özlüyorum. Çıkabilir miyim buradan sesimi duyurabilir miyim ? Ağlıyor muyum yoksa denizin tuzu mu gözlerimde hissedemiyorum. Bir bilinmezlik var ki geçemiyorum. Bir kulaç dahi atsam kafi. Kapılar ardına kadar mı açık yoksa ben mi hayal görüyorum anlayamıyorum. Ellerim üşüyor ama bırakamıyorum.
Arkam karanlık geri dönmüyorum. Korkuyor muyum evet. Ama geri dönmüyorum. Güneş bu gece de doğacak mı ?
gelenekleri çok fazla mantık süzgecinden geçirmemek lazım-mış.. gelenek adı altında tabir edilen her şey, doğru bir şey mi peki? yapılması neden zaruri? eskiden gelen o şeyler adet ya da gelenek olmuş diye baskılanması ve bize dayatılması doğru mu? -reddediyorum..
Kelimesi kelimesine katılıyorum. Bıktım vallahi bu saçmalıklardan.
Vallahi bu insanlari anlayamiyorum.
lettmess.com kapanmamış. Meğer güncelleme yapmışlar. Son günlerin güzel haberlerinden.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Bayiliyorum boyle parcalara. Ama azlar iste. Sozleri de şahane.
Sahilde bir bankın kadrajı
Dalgaların sesini duyuyorum,arkamdan bir bisikletli geçiyor, düzensiz martı sesleri ve gülümsemeler kıkırdamalar... Bir kedi iniyor yanıma. Usulca yürüyor taşlardan. Güneş yeni bir günün kapaklarıni açmış. Isıtıyor da inceden. Rüzgâr da soğutuyor, sonra yürüyüş yapan bir kadın koşar adım geçiyor yanımdan ve dalgalar zıplıyor karşımda. Ufukta bir cinayeti görüyorum... Yükselen gökdelenler ve manasız renkler. Ama bir neşe var ki sormayın. Her şeyin bir rüya gibi olduğu yerde omzuma vurulan bir yumruk var. Sendeliyorum haliyle. Ama yıkamıyor beni. Hele ki babasının elinden kurtulup kayalara zıplayan kız çocuğunun 'baba' diye seslenişi varken nasıl mutsuz olur ki insan... Ah istanbul dedikleri bu olsa gerek. Şehirde yollarda geçrn her am kulaklığımı yoklarım ceplerimde. Şimdiyse aklıma bile gelmiyor. Bir ritme katıldım burada. Dalgalar martılar ve ayak sesleri. Masa ve sandalyem klasik desenlerlekaplı. Beyaz ve soğuk. Ama ayrılamıyorum. Sahilde kayaların üzerine çıkmış bir amca var. Gözlerini denizin ufkuna dikmiş. Rüzgarda saçları birbirine karışıyor istemeden. Rahatsız olmuyor belli ki. Denizin üzerindeki çarşafta sarı bir leke. Sallanıyor hafifçe. Yapraklarını henüz dökmüş bir agaç üzerimi örtüyor. Aralardan gelen ışık hüzmeleri yüzümü okşuyor. Herkes bir şeyler konuşuyor etrafımda. İş konuşuyolar belki de. - A şimdi anladım. Slav dili. Belki de ne kadar ne kadar muhteşem diyorlardır etraflarına bakarken. Kara kışa doymuş insanlar ama bere takıyorlar. Sahilde yürüyenlere takılıyor gözüm. Ağır ağır ilerliyorlar...