Anarşist Bir Demirat Aşığının Ağzından...
Biz kendi yolumuza gitmeye inanırız, dünyanın geri kalanı ne yöne giderse gitsin. Bireyleri, cama çarpan sinekler gibi ezmek için yaratılmış sistemde arıza çıkarmaya inanırız. Bazılarımız yukarıdakine inanır, hepimiz aşağıda yaşayanlara sıkı sıkı bağlanmaya... Biz gökyüzüne inanırız, sunroofa değil. Biz özgürlüğe inanırız. Biz toza inanırız, yabani bitkilere, dağ gezilerine ve gün doğumunu arkamıza alıp sürmeye. Biz eyer üstüne takılan çantalara inanırız ve bunu sadece kovboyların anladığına...Biz hiç kimsenin önünde boyun eğmemeye inanırız. Biz siyah giymeye inanırız, çünkü ne kir gösterir ne de zayıflık. Biz dünyanın dünyanın gün be gün yumuşadığına inanırız ve onunla beraber yumuşamayacağımıza. Biz, bir hafta süren motosiklet yolculuklarına inanırız. Biz yol maceralarına, benzin istasyonlarına, sosisli sandviçlere inanırız ve her tepenin arkasında ne olduğunu keşfetmeye. Biz gürüldeyen motorlara inanırız, çöp kutusu büyüklüğündeki pistonlara, 1936'da tasarlanmış benzin depolarına, tren lambası kadar farlara, kroma ve özel boyalara. Biz aleve ve kurukafaya inanırız. Biz her insanın hayatını kendi eliyle şekillendirdiğine inanırız ve hayatı inanılmaz bir sürüşe çevirdiğimize. Biz selesine oturduğumuz makinenin tüm dünyaya kim olduğumuzu gösterdiğine inanırız. Biz başkalarının neye inandığı ile ilgilenmeyiz.
Genellikle sıradan insanların büyük şeyler yitirmeleri pahasına kazanılan devrim amaçlı her bir ayaklanmanın ardından yeni yöneticiler denetimi ellerinde tutmak için şiddet ve terörü, gizli polisi ve profesyonel orduyu kullanmakta tereddüt etmedi. Bize göre düşman, devletin kendisidir.Biliyoruz, hiç bir zaman ulaşamayacağız ufukta bizi bekler gibi parlayan o güneşe...
Hemen yarın ölebilirsin. Biliyorsun değil mi? O zaman neden sızlanıp duruyorsun? Git ve ölümle karşılaştığında vicdanının rahat olmasını sağlayacak şeyler yap. Ölüme hazır ol. En büyük zenginlik budur. Saygı göster, saygı gör.














