Gerçekten, kelimenin tam anlamıyla ve her zerremle; "Bulamıyorum âlemdeki yerimi.."
Açık konuşacağım bu kez, hayalim burası değildi. En geç yirmi beş yaşımda eşimle huzurlu bir yuva düzenini oturtabilmiş olmalı, çocuklarımı ilim meclislerinde büyütmeli, gönüllerine meyvesini yıllar sonra göreceğim tohumları ekmiş olmalıydım. Öte yandan hep dediğim gibi; vakıf çalışmalarıyla her gün gençliğimin, malımın, vaktimin zekatını verebilmeli; bana sorulacak 'ömrünü nerede harcadın' sorusuna dolu dolu cevaplar biriktirebilmeliydim. Benim hayalim, en çok da Allah rızası için bu hayattı. O'nun benden en çok razı olacağını düşündüğüm yol olduğu için, bu hayattı hayalim.
Şüphesiz insan çok acelecidir, hayrı istediği gibi şerri de ister. Ben hayırlı olanın bu hayat olduğuna inanıyordum, belki de hayırlı değildi ki beni bulmadı. Benim yerim neresi, Allah'ın benimle muradı ne, yaratılış gayem ne bilmiyorum. Tek bildiğim, savruluyorum ve bu çok zor. Kendini devamlı bir yere, bir amaca yamamaya çalışmak çok zor. Ait hissetmediğin halde, koşarak gidemediğin halde; 'belki yerim burasıdır' diye..
Bir sevgiyi büyütemedim gönlümde, bir cennet kokusunu besleyemedim göğsümde, ahiretimi kurtaracak bir sadakam olmadı ömrümde. Bulamıyorum âlemdeki yerimi; buldur ya Rabbi, sevdir ya Rabbi, medet ya Rabbi..














