kronik depresyon, ölü dönemler.
noise dept.

★
Keni

Discoholic 🪩

PR's Tumblrdome
Show & Tell

Andulka

#extradirty

祝日 / Permanent Vacation
Misplaced Lens Cap
Game of Thrones Daily
Three Goblin Art
ojovivo
Stranger Things

izzy's playlists!
Not today Justin
Mike Driver
Peter Solarz
Aqua Utopia|海の底で記憶を紡ぐ
seen from United States
seen from Indonesia
seen from United States
seen from Malaysia

seen from Germany

seen from Germany
seen from United States

seen from Malaysia
seen from Vietnam
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Türkiye

seen from United States
seen from United States
seen from United States
seen from Ukraine
seen from United States
seen from Portugal
@amariiel
kronik depresyon, ölü dönemler.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
beni büyüten o eve, o kadına, o hisse, o kokuya denk geldim az önce. cânım annem. tamam yapıyorum. evet limon da koydum. sobanın üstünde demlenerek kaynar. ada çayının kokusunu özlemişim, az evvel fark ettim. üstelik ben hâlâ senin yaptığın gibi yapamıyorum makarna sosunu anne. tamam her şeyi koydum, gördüğüm gibi yaptım, denedim defalarca ama olmadı. hayır artık her şeye gözlerim dolmuyor hatta istesem de akmıyor o bir damla yaş. evet, babam bile ağlatamaz. bir şehir var, oraya gidince tüm umut kapıları açılacak. sen de benimle gelsen keşke. keşke. keşke. birbirimize söylememiz gereken o kadar çok şey var ki, biliyorum. ama neden biriken cümlelerde sadece ben boğuluyorum. biz. biz hâlâ aynı biziz. yıllar önceye, o eve gitsek bile hiçbir şeyi değiştiremezdik.
yapma birtanem. lütfen. lütfen, yalvarırım. bunu yapma bana. annemi anarken sen varsın. babamı anarken sen varsın. acımı anarken de sen varsın. mühim değil. çok güzeldin canım./her şey yolunda. güzel. fakat durum öyle değil. bana ne hissediyorsan, düşünüyorsan ben de sana aynısını hissediyor ve düşünüyorum fakat işte farklı insanlarız ya, bazı şeylerin bizdeki karşılığı elbette farklı olacaktır. ve keşke diğer türlü olabilse.* keşke. keşke.
beni kendi biçtiğin rollerde ağırlamak istiyorsun. bunu sana ben öğretmiştim değil mi. her gelişinde sorgusuz sualsiz açmıştım kapılarımı, hayatında bir şekilde var olmak isteğime karşı koyamamıştım. sevgin, boynuma dolamak istediğin kadife ipten ibaret. biraz geç fark ettim. ben o ipleri bir madalya gibi göğsümde taşıyayım istiyordun. oysa benim kalbim senin haritanda yok. ben bu ucuz zaferden ve sonu baştan belli mağlubiyetlerden elimi eteğimi çekeli çok oldu. şimdi sen kapıma dayanıp "seviyorum" dedin diye, sırf senin dünyadaki boşluklar dolsun diye bu kızı kendi ellerinle yontup yeni bir insan yaratmana izin veremem artık. geçmişi unutmak zor değil. inan bana hiç zor değil. ama o geçmiş yüzünden kırılan kalbi tek parça halinde bu göğse koyamam ben. anla bak, sevmek tek başına hiçbir yarayı kapatmaya yetmiyor. ben yirmi yıldır yapamadım bunu. merhamet buraları terk edeli çok oldu, şefkat işlemiyor bu göğse. anla da daha fazla zedeleme kendini, git nolur.
ben de sevgimin dağları devireceğini sanıyordum. ama bir karıncayı bile incitmediğini gördüğüm, sabahı edemediğim gecelerim oldu. güneş o zamanlar tatlı tatlı gülümsemiyordu. o baharda çiçekler kokmuyordu. o yağmurlar yeterince ıslatmıyordu saçlarımı. saçlarımı bir kez sevseydin eğer her yağmur bana yeniden parmaklarını hissettirirdi. ama olmadı. mühim değil. gece yarısı, o sevginin hiçbir şeye yetmediğini, beni o dipsiz kuyunun dibinde tek başıma bıraktığını anladığımda, sabaha kadar göğsüme vurmuştum. ağladığımla, eksildiğimle kalmıştım. sen de öyle yap şimdi. öfkeyle besleme içini, verdiklerini helal et ve hiç arkana bakma. benim içim artık elindeki tek kurşunla dünyaya meydan okuyabileceğini sanan çocuksu kibirleri kaldırmıyor. artık biraz ben oldun mu. oysa ben hep sen olmak istiyordum.
iyileşemedim, özür dilerim zey.
"dünya savaşında sandığın kadar yalnız değilsin"
bir sızıntı var, bir boşluk, bir aidiyet krizi. bir paranoya, bir tuhaflık, bir ince sızıntı var sanki. sürekli bir manasızlık hâli. buna maddede aranan mana mı denir, yoksa manada aranan madde mi, bilmiyorum. bir tür çelişkiler yumağıyla kurulan analoji gibi. zahirle batın. suretle siret. perdeyle hakikat gibi. ne dersen de. hisler müphem, kalp kırılgan, zihin katı, dünya fâni, insan yalandır.
nefesini bile duyamayacağın, acısına dokunamayacağın birine kırılmak rüzgara sitem etmekten farksız belki de.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
detaylar beni parçalıyor. kimsenin görmediği küçücük şeyler. sesindeki kırılma, bakışının kayması, bir saniyelik tereddüt. onları tekrar tekrar çiğniyorum. yutuyorum. boğuluyorum.
ama artık dizlerim kanıyor. sen ellerimi tutmak yerine o yaralara nasıl bakılacağını öğrettin bana sadece. bense hep "belki bu sefer ellerimi tutar da dizlerimin üstüne değil, göğsüne yaslanırım." diyerek yaramı kanatmaya devam ettim. artık doğrulamıyorum. seni karşılayacak bir yüzüm kalmadı.
dizlerim kanıyor. sen okyanussun belki ama ben artık o kıyıda dövülen kayalar gibi ufalanıyorum.
bana bir iyilik yap. bu sefer sessizce gitme. bu sefer sessizce gitme ki döndüğünde o kapıyı neden kapalı bulduğunu hatırla. tanrı biliyor ya, çok direndim. kendi ellerimle seni bende yaşatmak için her yolu denedim.
seninle olan bu hikaye artık satırlara sığmıyor. bilmiyorum. insan bilmediği bir düşmanla savaşamaz. ben senin ne zaman gideceğini bilmiyorum. ne zaman gerçekten burada olduğunu bilmiyorum.
bak yine buradasın. gözlerin yine o eski masalları anlatıyor. sesin yine o tanıdık huzuru vaat ediyor. ama dizlerimdeki o sızı, bana gerçekleri fısıldıyor: 'inanma, yine düşeceksin.'
insan her gün zehirlenirse, bir süre sonra zehirsiz yaşayamaz hale gelirmiş. sana duyduğum hastalıklı alışkanlık tıpkı böyle.
dizlerim kanıyor ve bu defa onları senin için değil kendim için saracağım.
dizlerim kanıyor diyorum sana, duymuyor musun? şimdi, tam şu an ya bende hiç olmamış gibi çık git hayatımdan ya da bu kanı durduracak bir mucize bırak.
varlığınla her gün yeniden ölmeyi artık beceremiyorum.
bu satırlar senin kalkanın olsun. o evin içinde o varken bile bu cümleleri kalbine fısılda. seni sevip sevmediğini sormayı bırak çünkü seni seven biri senin "dayanamıyorum" çığlığını bir kez olsun duyduğunda, o gidişleri sonsuza dek gömerdi.
o gömemediğine göre, senin bu sızıyı tek başına dindirme vaktin gelmiş demektir. kendine sıkıca sarıl, olur mu? o dizlerdeki kanı ancak sen dindirebilirsin.
*bu kentin en paspal şairiyim.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
"neden anne? neden hiçbir şey beklediğimiz gibi olmuyor? neden? neden çaresizce çürümek zorundayız, acı ve arzularla ikiye bölünerek?"
inancım azaldıkça bende eksildim. tükenmenin sonu yokmuş. bir gece yarısı sığınabileceğim tek yer sensin. dilimden dökülen kelime 'anne' değil, 'baba' değil, 'canım acıyor' bile değil. sadece 'allah'ım. allah'ım kulluk yapamadım, affına geldim.
"evet artık kimse seni incitemiyor, çünkü yaklaşamıyor. ama buna zafer mi diyorsun hâlâ? helal olsun, kendine çok yüksekte bir kale inşa etmişsin. hiçbir fırtına artık sana ulaşamıyor, sen de artık güneşe ulaşamıyorsun."
Uslansana, acım benim, dinlenip dursana artık.
geceyi dinle, canım, ilerleyen güzel geceyi.
avuçlarım kanıyor ve bi şehri özlüyorum.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
beni kucaklayan, güvenli bir yalnızlığın özlemini çekiyordum*
gerçekten uzak, bu dünyanın ağırlığını unutturan bir metnin içine sığınmak istiyorum. çocukluğun masum kalbinde olduğu gibi, bir kuşun konuşabileceğine, bir taşın hafıza taşıdığına içtenlikle inanmak istiyorum. kendimi kandırmanın o sıcak, güvenli yanını özlüyorum. bir geceliğine de olsa, ruhu olmadığı söylenen her şeyin dile geldiği o büyülü evrenin kapısını aralamak istiyorum. kendi gerçekliğimi bir palto gibi çıkarıp, başka bir varoluşun içine sessizce karışmak. çocuklukta kaybettiğimiz o görkemli zenginlik — kanma yeteneği. dünyanın bizi sertleştirmeden önce sunduğu o yumuşak büyü. ona yeniden dokunmayı, üstüne kapanmayı, yeniden kandırılmayı diliyorum.