Eve vardığımızda arabayı park edip indim, Anastasya'nın kapısını açtım. İnip hemen koluma girdi. Eve doğru ilerlerken elimden tutup kaldığım müştemilata doğru sürükledi beni... Bu hareketiyle beni şok etmişti. İkimiz de konuşmuyorduk.
Müştemilata girer girmez dudaklarıma yapıştı. O kadar istekli ve ateşliydi ki, ben de onun dudaklarını emip öperek cevap veriyordum. Hemen kucağıma aldım, ellerimi mini eteğinin altından götüne yapıştırdım. Bacaklarını belime doladı, ayakta o şekilde birbirimizin dudaklarını yiyorduk.
Sonra yatağa attım onu, odanın ışığını açtım, onun bütün vücudunu net görmek istiyordum. Üstüne üstüne çıktım. Uzun süredir hayalini kurduğum vücuduna öpücükler kondura kondura soydum onu... Hele o yarısı yırtık fileli çorapları caartt diye yırtarak çıkardım.
Yatağımda çırılçıplaktı artık. Taş gibi memeleri avucumun içini anca dolduruyordu, o memeleri sıkarak öpmeye ve emmeye başladım. Oradan pircingli göbek deliğine, sonra da bacaklarına yönelip öpüp yaladım.
Bacaklarını öperken parmaklarım da pespembe kalın dudaklı amında geziniyordu, amı vıcık vıcık olmuştu. Bacaklarından amına ilerleyip amını yalamaya başladığımda nefes alışverişi hızlandı ve inlemeye başladı. Bütün bunları yaparken yine hiç konuşmuyorduk.
Onu hemen orgazm etmek istemiyordum, biraz daha kudurtacaktım. Dilimi amından çektim ve yukarı çıkıp tekrar dudaklarına yapıştım. Birbirimizin dudaklarını öpüp emmeye başladık.
Sonra ben sırt üstü yattım ve onu ensesinden tutup kafasını sikime doğru götürdüm. Hemen sikimi yalamaya, ağzına alıp emmeye başladı. Annesi çok profesyoneldi, ama Anastasya sakso konusunda annesi kadar iyi değildi.
Yine de çok zevk alıyordum, çünkü bu zamana kadar beni hep aşağılayan, yukardan bakan kız şu an sikimi yalayıp emiyordu. Taşaklarımı somurarak emmeye başlayınca az kalsın boşalacaktım. Saçlarından tutup onu sikimden zar zor çekebildim.
Hemen kucağıma çıktı, sikimi amına yerleştirip üstümde zıplamaya başladı. Kucağımda 16 yaşında bebek gibi kız vardı. Hayatım boyunca böyle bir şey yaşamamıştım. Üstümde zıplarken zevkten kudurmuştu, gözleri kapalı, kafasını sallıyor, saçları havada savruluyordu. Ben de alttan pompalıyordum.
Orgazm olup titremeye başladığında onu hemen altıma aldım ve misyonerde sikmeye başladım. Halen altımda orgazm titremeleri devam ediyordu. Göz göze geldik, aldığı zevki görüyordum.
Hiç beklemediğim bu sikiş karşısında yaşadığım şoku atlatmıştım. Gözlerinden akan rimelleri ve öpüşmekten dudaklarından yanaklarına bulaşmış rujunu görünce birden bana çektirdiklerin hesabını sormak için hep onu sertçe sikmenin hayalini kurduğum zamanlar geldi aklıma.
Elime fırsat geçmişken biraz sert pompalamaya başladığımda beni şaşırttı. Sert sikmemden hoşlanmıştı ve ellerimi tutup boğazına götürdü, benden boğazını sıkmamı istiyordu. Ben de o anın gazıyla boğarcasına sıkınca debelenmeye başladı.
Bir anda kendimi kaybetmiştim, sanki onu zorla altıma almışım gibi davranıyordum. Oysa ki kendi rızasıyla sikişiyordu benimle. Ama dediğim gibi, geldiğimden beri bana bir köleymişim gibi davranması, hayatta benim gibi bir hayvanla sikişmeyeceğini söylemesi, ettiği hakaretler falan aklıma gelince kontrolü kaybetmiştim.
Zaten ellerimi kendisi götürmüştü boğazına. Boğmaya başladım onu. Bileklerimi tutup ellerimi boğazından çekmeye uğraşsa da nafileydi, gücü yetmiyordu. Nefes alabilmesi için boğazını sıkmayı bıraktım ve
"Bana çektirdiklerini unutmadım orospu!" dedim. Bana gülümseyerek,
"Hadi öyleyse, ver cezamı!" dedi.
"Demek ceza vermemi istiyorsun ha! Tamam ulan orospu!" deyip sikimi amından çıkardığım gibi ağzına soktum, gırtlağına kadar bastırdım. Nefes aldırmıyordum ona.
Bana durmam için vurmaya başladı. Sikimi ağzından çıkarıp yüzüne bir tokat attım. Gözleri yaşarmıştı, kıpkırmızı olmuştu yüzü. Nefes almaya çalışıyor, öğürerek öksürüyor ve ağzından akan salyaları siliyordu. Biraz kendine gelince,
"Köpek!" diyerek yüzüme tükürdü. Ben de,
"Ulan orospu!" diyerek onun yüzüne tükürünce güldü. Daha çok sinirlendim ve bir tokat daha atıp,
"Aç ağzını anasını siktiğimin orospusu!" diyerek zorla ağzını açıp bu sefer ağzının içine tükürdüm. Geri tükürüp,
"Hayvan!" diye bağırdı. Sikimi suratına sürtüp, bu sefer de sikimle yüzüne vurmaya başladım. Sikimi ağzına almak için kendiliğinden ağzını açınca tekrardan ağzına verdim.
Ben onun ağzını sikerken ellerini arkama götürüp götümü mıncıklamaya başladı. Nasıl bir kızdı bu böyle, beni iyice kudurtmuştu, ben onun ağzını hoyratça sikerken, o bu hareketi yapıyordu.
Daha fazla kendimi tutamayıp ağzına boşalırken sikimi tutup ağzından çıkardı. Ağzının yüzünün her yeri döl olmuştu, birazı midesine, ama birazı da genzine gitmişti. Kusacak gibi oldu ve koşa koşa banyoya gitti. Ben de boşalmanın verdiği rahatlamayla yatağa uzandım.
Elini yüzünü yıkayıp geldi. Yüzü tokatlardan dolayı halen kırmızıydı. Hemen elbiselerini giydi, bana orta parmak çekti ve gülerek,
"Köpek!" deyip kaçtı gitti. Bir sigara içip kalktım, giyinip eve geçtim. Üst kata çıktığımda Anastasya'ya uğramak istedim, ama yine kapısını kilitlemişti.
Ben de hiçbir şeyden haberi olmayan Sofya'nın odasına girip ona sarılarak uyudum :)
Sabah Anastasya beni dürterek uyandırdı. Okul kıyafetlerini giymiş,
"Hadi beni okula bırak!" diyordu. Yanıma baktığımda Sofya yatakta yoktu, banyodan duş sesi geliyordu. Anastasya'yı okul kıyafetiyle görünce hemen kolundan tutup yatağa çektim ve öpmeye başladım. Kısık sesle,
"Dur hayvan, ne yapıyorsun?" diye bana vurmaya başladı.
"Seni böyle sikeceğim, hem de annenin gözü önünde!" dememle birden eliyle ağzımı kapattı ve kulağıma,
"Annem hiçbir şey bilmeyecek!" dedi. Elini çektim ve
"O zaman çok ses çıkarma!" diyerek elimi eteğinin altına attım.
Korkudan göz bebekleri büyüdü, bana vurmaya devam etti. Elimi ısırmaya başlayınca elimi çektim ve ona hafif bir tokat attım. Bana,
"Hayvan!" deyip vurmaya devam etti. Ama bu vurmalar sert değildi, yüzünden de anlıyordum, sanki benimle cilveleşiyor gibiydi. Banyodan duş sesi kesilince hemen yataktan fırladı ve
"Okula geç kaldım, artık taksiyle gideceğim!" dedi. Odadan çıkarken bana gülümseyip göz kırparak, "Beni çıkışta gelip alırsın!" demesi kudurttu beni… Sofya duştan çıkıp yanıma gelince,
"Anastasya'nın sesini duydum sanki?" dedi.
"Onu okula ben bırakacağım dedim, tersledi, biraz tartıştık, taksiyle gidecekmiş. Ama çıkışta ben alacağım!"
"Onu zorlamıyorsun değil mi? Biliyorsun ters bir kız, lütfen zorlama, Enes'e her şeyi anlatır!"
"Merak etme, Anastasya çok akıllı bir kız!"
Zaten Anastasya artık elimdeydi, benimdi artık. Anası gibi onu da sike doyuracaktım. Çok mutluydum, dünyalar güzeli iki hatunu karım yapmıştım. Hem de biri çıtır, daha 16 yaşında!
Okul çıkışı Anastasya'yı almaya gittim. Planımı da yapmıştım, eve doğru gelirken orman sapağı vardı, onu ormanda sikecektim.
Okul kapısında onu arabaya doğru gelirken gördüm, yüzünde pis bir gülümseme vardı. İçimden (Gül bakalım, birazdan gülebilecek misin!) diyordum. Ben inip tam arabanın kapısını açacakken birden yönünü değiştirdi ve başka birinin arabasına bindi.
Arabayı tanımıştım, bu takıldığı oğlanlardan birinin arabasıydı. Bana oyun oynamıştı, boşuna ayağına kadar çağırmıştı beni. Bu yaptığına o kadar çok sinirlendim ki, küplere bindim resmen…
Hemen o bindiği arabaya doğru yürüdüm. Benim geldiğimi gören Anastasya, oğlana (Hadi bas gidelim!) der gibi hareketler yapınca oğlan gaza basıp gitti. Giderlerken de Anastasya arabanın camından kolunu çıkarıp bana yine orta parmak çekti. Az sonra da bana mesaj attı, büyük harflerle, "SEN EVE GİT HAYVAN!" yazmış.
İlkin ben de ona çok ağır şeyler yazarak cevap vermek istedim, ama bu telefon yazışmalarımızı birine gösterebilirdi. Kendi kendime, (Sana hayvan nasıl oluyormuş göstereceğim!) diyerek atladım arabaya ve onları takip etmeye başladım.
Işıklarda yetişip onların önünü kestim. Anastasya beni görünce mutlu olmuş gibiydi. Anastasya'yı arabadan indirmek istediğimde, oğlan,
"Hop birader, ne yapıyorsun?" diyerek indi ve üstüme yürüdü. Oğlanı sertçe itince yere düştü. Anastasya bundan keyif alıyordu, bana güldü ve
"Hayvansın işte!" dedi. Ona bağırarak,
"Geç arabaya!" dedim. Hemen ön koltuğa oturdu. Normalde hiç öne oturmaz, hep arka koltukta yolculuk ederdi. Ben de arabaya biner binmez, bana gülerek,
"Yine bir cezayı hak ettim sanırım?" dedi. O kadar çok sinirlenmiştim ki, bir tokat attım. "Ahhh!" deyip ağlamaya başladı. Acaba çok mu sert oldu tokat diye korktum, yani sonuçta patronun kızı.
Biraz ilerleyip sağa çektim, yüzüne bakar bakmaz suratıma tükürdü ve gülmeye başladı. Attığım tokattan dolayı yanağı kızarmıştı. O yüzden tekrar tokat atmak istemedim, saçların arkasından tutup çektim. Orospunun hoşuna gidiyordu ona böyle sert davranmam, yüzü gülüyordu.
Sonra birden elini önüme attı ve sikimi kotumun üzerinden okşamaya başladı. Ceza vermemi istiyordu. Sanırım o da benim gibi çok azmıştı.
"Demek yarak istiyorsun ha?" dedim. Evet der gibi kafasını sallayınca, "Tamam o zaman!" dedim ve planladığım gibi ormana doğru tam gaz sürdüm arabayı. Ben hızla giderken elini kotumun üzerinden ayırmadı, dimdik olmuştu yarağım, donuma sığmıyordu. Fermuarımı açmaya çalışınca,
"Ne yapıyorsun?" dedim.
"Sen sür, yola bak sadece!" dedi ve yarağımı çıkardığı gibi ağzına aldı.
"Offf, nasıl bir orospusun sen böyle!" dedim. Gittiğimiz yol çok virajlı olduğundan düzgünce sakso çekemiyordu. Yarağım da acıyordu,
"Dur kız canımı acıtıyorsun!" der demez yarağımı ısırdı. "Ahhhh!" diye bağırdım, az kalsın kaza yapacaktık. Saçlarından tutup yarağımdan uzaklaştırıp bir tokat attım ve
"Ne yapıyorsun manyak orospu?" dedim. Anastasya sadece gülüyordu. Ona, "Bekle, az kaldı, birazdan gülebilecek misin!" deyip yola devam ettim. Anastasya ayakkabılarını çıkartıp ayaklarını yarağımın üzerine koydu ve
"Çok mu acıdı? Uff oldu?" diyerek ayaklarını yarağıma sürtmeye başladı. Ne yaptığını çok iyi bilen orospulardandı bu kız. Ben orman sapağına dönünce,
"Nereye gidiyoruz?" dedi.
"Birazdan görürsün!" dedim. Bayağı yukarıya, en tepeye, kimsenin olmayacağını düşündüğüm bir yere gittim. Patika yol vardı, arabalar bile zor ilerlerdi oradan. Ben yine de ilerledim ve ağaçların çok olduğu bir köşede durdum. Ona,
"Geç arkaya!" dedim. O ise,
"Olmaz, hayır, ya biri görürse, burada olmaz!" dedi.
"Kim görecek, sadece biz varız!"
"Ya ormandaki akrabaların?" dedi gülerek. Kendince bana yine hayvan demişti. İndim arabadan ve onun kapısını açıp zorla indirdim.
"Bırak beni, bak çığlık atarım!" dedi. Ben de,
"At, duyan olmaz ki!" dedim gülerek. Yüzüme tokat atmak istedi, ama elini havada tuttum ve onu yere çömeltip sikimi ağzına uzattım. İlk başta ağzını açmıyor, başını sağa sola çeviriyordu. Ama okkalı bir tokat atınca yola geldi ve bana sakso çekmeye başladı.
Orospu tokat atmamı bekliyormuş ağzını açmak için, gözleri aldığı zevki gösteriyordu. Biraz saksodan sonra sikimi ağzından çıkarıp ağzını açtı. Ben sikimi yine ağzına sokmak istediğimde,
"Hayır, tükür!" dedi. Demek ki geçen sefer ağzına tükürmem hoşuna gitmişti. Ben de eğilip bir güzel tükürdüm ağzına. Tükürüğümü yuttu ve sikimi tekrar ağzına aldı. Biraz daha saksodan sonra ayağa kalktı ve
"Hadi sik beni artık!" diyerek kapıyı açtı, dirseklerini koltuğa koyup domaldı. Ben de eteğini beline kaldırdım, külodunu indirip amına girdim.
Seri şekilde amına döşerken ceza olarak da götünün yanaklarına şaplaklar atıyordum. Şaplakları o kadar sert vuruyordum ki, kızın bembeyaz götünde elimin izleri çıkıyor, vurduğum yerler hemen kızarıyordu... Bir süre amını siktikten sonra,
"Seni götünden de sikeceğim!" der demez,
"Hayırrr!" diye bağırarak hemen doğruldu.
"Niye kız?"
"Hiç götten yapmadım!"
"Ohhh, ne güzel işte, bugünkü cezan belli oldu!" dedim. Hemen itiraz etti,
"Hayır! Amımı sik, gerekirse döv beni, ama bugün götüme dokunma, sonra sikersin götümü!"
"Sonra oluyorsa niye bugün olmuyor?"
"Çok acır, kaydırıcı yok, anal plug yok! Söz, götümü de vereceğim, ama bugün değil!"
"Tamam o zaman, geç arka koltuğa, yarım kalan işimizi bitirelim!"
Kendiliğinden tamamen soyunup arka koltuğa geçti. Ben de ön koltukları iyice öne çekip arkada yer açtım, soyunup ben de arkaya geçtim. Onaltılık azgın lolitayı iki posta sikip yarağa doyurdum. Sürekli,
"Daha sert sik, götüme tokat at!" diye diye siktirtti kendini bana. Orgazm olduğunda amının suları koltuğa aktı. İşimiz bitince peçeteyle sildim her yeri.
Bir saatten fazla olmuştu buraya geleli. İkimiz de aşırı zevk almıştık bu sikişten. Götüne attığım şaplaklardan kalçaları kızarmış tavuk gibiydi. Onu bir posta daha sikeyim mi diye düşündüm, ama eve geç kaldığımız için Sofya bizi merak ederdi, onu unutmuştuk.
Biz sikişirken telefonum birkaç sefer çalmıştı, arabadaki bluetooth'dan Sofya'nın aradığını görmüştüm. Hemen toparlandık ve yola çıktık. Anastasya telefonuna bakıp,
"Beni de aramış bir kaç sefer!" deyince hemen aradım Sofya'yı. Merak etmişti,
"Nerede kaldınız aşkım?" dedi.
"Anastasya'yı bilmiyor musun, arkadaşlarını da evlerine bırakmamı istedi, şimdi eve gelmek üzereyiz!"
"Tamam bekliyorum canım!" deyip kapattı.
Anastasya'nın yüzünde tokatlardan dolayı kızarıklıklar vardı. Götünü saymıyorum, götünü morartmıştım resmen, ama götünü kimse görmezdi. Aynaya bakıp,
"Sofya fark etmesin!" diyerek yüzüne fondoten gibi şeyler sürmeye başladı. Annesine Sofya diye ismiyle hitap etmişti. Rujunu da tazeleyip,
"Tamam, anlamaz artık. Ama sikiştiğimizi Sofya'ya sakın söyleme, bilmesin!" dedi.
"Bilmesini neden istemiyorsun ki?"
"Eğer bilirse bizi ayırır, Sofya çok bencil!"
Anastasya ile iki defa daha okul çıkışı ormanda, yine öyle sert, tükürmeli, götüne şaplaklı ve küfürlü sikiştik. Onaltı yaşında tay gibi kız bir fahişeden daha iyi sikişiyordu benimle…












