Habibi!Hayati!Roohi!
Kaybolduğumu farkettiğim ilk an çaldım kapını. O günden bugüne değişen tek şey zaman, balığım. Ben sana , senin sevgine, o eşsiz gülüşüne muhtaç olan çaresiz bir kulum. Karşılaşmamız için ettiğim yeminler değerini kaybetti, düşlediğim herşey bir anda yanıp kül oldu, söylesene bari sen gerçek misin? Bir zaman sonra başladığım noktaya geri dönmek beni kahr ediyor, sanki artık sen de yokmuşsun gibi yaşıyorum. Evrenin bana verdiği bu cezayı kaldıramazken, bir de seni benden almasına katlanamam.
Kapadım gözlerimi, düşlerimde bile bana uğramadığın için gömüldüm karanlığa, bıraktım kendimi acı dolu ıssızlığın kollarına, yine herşey sana kaldı. Sana kaldım.
Sensedim, sevgilim. Bu kadar. İşte bu kadarım. Ne eksik, ne de fazla.
Düşüncelerim benim değil, hisslerim benden bağımsız. Sana açılan tüm kapılar sanki bile isteye kapanırken yüzüme, okyanusun derinlerine doğru gömülüyor gibiyim.
"Hiçbir zafere çiçekli yollardan gidilmez", dediğini duyar gibiyim, haklısın, ay ışığım, sonuçta *Cennet* bile ölüm ister. Lakin onca ölümün ardından kavuşurum sanmıştım o altın mabedime, yanılmışım.
Günün sonunda biliyorum, ruhum, Sen "bana ait değilsin, bana dairsin", bu yüzden mecburum.












