hello vonnie
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open

#extradirty

if i look back, i am lost
we're not kids anymore.
trying on a metaphor

𓃗
he wasn't even looking at me and he found me
occasionally subtle
ojovivo
todays bird
taylor price

Jar Jar Binks Fan Club

titsay

Origami Around
will byers stan first human second
Sade Olutola
Stranger Things
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Malaysia

seen from Australia

seen from India

seen from United States
seen from Ecuador
seen from United States

seen from Australia

seen from Russia

seen from United States

seen from Venezuela
seen from Bangladesh

seen from Australia

seen from United States

seen from Spain

seen from Germany
seen from Chile

seen from Australia
@uyurucar

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Güzel
aynen öyle
ölümü kucaklayalım
kendimizi yaşamış saysak da, saymasak da ölümü kucaklayalım
yaşamışsak bu hayatı hayattan alacağımızı almışsak, o zaman mutlu ayrıllalım.
yaşamamışsak bu hayatı, zaten yaşamamışız. bir fark görmeden ayrılalım.
ben kendime yaşadım diyemem. yaşamadım da diyemem.
ben kendim hakkında çok şey söyleyemem. açıkcası kendimi de pek sevmem.
ben hep yaptığımı yaparm
sonra yaptığımın arkasını kollarım
yaptıklarımın ardında duracak bir neden ararım
bir annenin komşusuna savunması gibi, oğlunu
pişman değilim de pek,,
sadece kendimi sevmiyorum işte
yoksa
kimi savunacaktım
seni mi
ben iyi tanıdıklarımı savunur severim
bazen hiç tanımadıklarımı severim.
severken tanım kural tanımam
bu huyumu da sevemedim...
ölümü kucakla.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Pencereden dışarı bakıyordu. Hiçbir şey... Yalnız bir beyazlık. Beyazlık bir hiç midir diye düşündü. Evet dedi. Beyaz bir hiçtir. Bir şey hiç olabilmişse, pekala ben de bir hiç olabilirim diye düşündü. Sonunda bir dayanağı vardı, bir söz söylemek için. Ne zaman bir söz söylese, etrafındakiler onu tekmelerdi, ağzındaki sözü içine tıkasın, ya da tükürüp atsın diye. Artık bu sözü söyledikten sonra tekmelerden kendini savurabilirdi.
Bir hiç olmanın üzüntüsü, bir söze sahip olmanın mutluluğunu karıştırıp gözlerini içeri çevirdi. Gecekonduyu hatırlatan eski dairenin odasında, üzerleri eskimiş çiçek resimleriyle süslenmiş –en azından denenmiş- çatlak duvarlarla örtülüydü. İki çekyat, küçük tüplü bir televizyon, odanın ortasındaki masa, masanın iki sandalyesi, sandalyenin birinde oturan Cengiz, Cengiz’in boş masaya bakan boş gözleri, boşluk, boş. Yani beyaz. Hiçlik beyaz değil miydi? Boşluklar, hiçliktir bazen diye düşündü. Kıvırıyorsun dedi kendine. Bunu başkalarıyla tartıştığında, onlar da kıvırdığını söyleyecek. Ve seni tekmeleyecekler. Boşluktan bahsetmem. Cengize baktı. Bakmak istediği için değil, gözleri kendiliğinden canlıyı aradığı için, ona baktı. Ve konuşmak istemese de, buna ihtiyacı olduğu için konuştu.
“Bazen insanlar...”
Öyle olur. İsteksizce konuştuğunda, cümle “bazen”le, “kimi zaman”la, “ara sıra”yla başlar, ve genel bir özneyle devam eder. “İnsanlar.” “Memurlar.” “Parktaki çiçekler.” “Kadınlar.” “Fahişe kadınlar.” “Fahişe gibi davranan kadınlar.” “Fahişeliği gerçekten arzulayan kadınlar.”
Cengiz gözlerini yukarı kaldırdı, ona odaklandı. Bu sessiz ve durgun zamanlarda odaklanabilmek ne kolay.
“Bazen insanlar, her şey hakkında fazla bilgi sahibiymiş gibi davranıyorlar.”
Cengize bakmıyordu. Gözleri kapının yanındaki çekmecenin önündeki vazodaydı. Öyle olur, böyle cümleler bir insanın gözlerine bakarak söylenmez. Her şey kuralına göre oluyor. Eğer Cengiz de biliyorsa bu oyunu, ikimiz burada anlamsızlıktan bir anlama sahip olacağız.
“Hep öyleler. Bizim yan departmanda bir memur var...”
Biliyor.
***
Cengiz yan departmandaki memurdan bahsetti, o dinledi. Sonra o bir amatör bir ressam arkadaşından bahsetti, hiçliğini belli etmemek için kendine tuval ve boyalar almış. Hiç olmayla eşdeğer, boyadıkça boyamış. O kadar boyamış ki, kendini boyamakta usta sanmış. Sonra da ona böbürlenmiş. Ne zaman oldu bu olay? Bilmem, günler önce. Adımı bile bazen unutuyorsam, bunu neden unutmadım? Çünkü nefret bok gibidir, etrafa bulaşır, silinmez. Bu zamanlarda üstüne sifon çekmek lazımdır. O da sifonunu çekti, Cengiz suyun sesini dinledi. Ama neden, sonra oyunu bozdu. Kenardan bir kağıt ve kalem aldı, Cengizin masasının üstüne koydu.
“Bir resim çizer misin?”
“Bilmem ki, çizemem.”
“Bilmediğini biliyorum, ondan istiyorum, en azından dene.”
Cengiz yap denileni yapmaktan hoşlanırdı aslında. Bir önceki itiraz kendini naza çekmeydi sadece, çünkü eğer yap dediklerinde hemen yaparsan, anlarlar. Senin ne tür bir inek olduğunu anlarlar. Bunu üniversitede mi öğrettiler Cengiz? Hayır. Ben sağılırken öğrendim.
Kalemi aldı, kağıdın üzerinde bir kafayla başladı, kafaya özen göstermeye çalıştı, sonuçta çizdiği gerçekçi bir kafaya benzemedi. Her zaman böyle olur işte, o kafayı bir türlü çizemezsin. O kafayı çizemezsen, pek bir şey çizemezsin. Ama bunları düşünmedi, en azından o an düşünmedi. “Olmadı” dedi sadece. Ne olmadı? Gerçek olmadı . Gerçek mi olmalıydı? Bilmem. Ben sadece olmasından bahsediyorum. Kafanın aşağısına en az kafa kadar başarısız bir gövde çizdi. Resim çizmeyi bilmeyenlerin mecburi ekipmanı ceket gövdenin üstündeydi, altına kumaş pantolon çizdi. Kumaş pantolonun ütüsünü düşündü, iki bacağın ortalarına bir çizgi çekti. Arkasını boş bıraktı, ve ona verdi.
“Bitti.”
Oturduğu koltuktan kalktı Cengiz, pencerenin yanına gitti. Dışarı baktı... Beyaz, bembeyaz. Beyaz hiçlik midir diye sordu kendine. Evet dedi. O zaman ben de bir hiçim. Arkasına baktı, odanın ortasındaki masada oturan kendini gördü.
başlıklar birkaç kelimeyle özetlenebilecek gereksiz laflar içindir
güzel insanlık. cici insanlık. seviyorum seni. balık hafızan tanrının hediyesi gibi. bu küçük ben ölüm korkusuyla kıvranıyordu, bugün hayatın götüne tekmeyi basar. bunu ona sağlayan her detayınsa götünü öper... güzel insanlık. cici insanlık.
her gün onlarca işlenen cinayeti aklında tutsan, unutmasan; söylenen sözleri aklında tutsan –bil ki her biri bir sonraki gün yalan çıktı- sorgulasan; vahşetin resmini aklından çizebilsen varlığını sorgulamaz mısın? güzel insanlık. cici insanlık. sorgularsın ya. ben var mıyım. varlık nedir. aptal filozoflar hayatlarını sorularla harcarlar. kendilerini –insan ırkından bahsediyorum- bir adım ileri götürmek için o küçük değersiz sandıkları hayatlarını –gerçekten değersiz, sadece değerli olduğu yanılgısına düşmeleri gerekirdi- heba ederler. insanlık da topyekün böyle mi yapmalıydı? insanlık bir düşünce adamı gibi ölür müydü, insanlığın sonrası var mıydı. bir filozof öldüğünde sonrası yine bir filozofsa, insanlığın sonrası da yine insanlıktır: filozof başka filozof, insanlık başka insanlık. hayır, inanmıyorum. kendini ileri götüreceğine inanmıyorum. küçük sivilcelerine rağmen insanlık karşımda “nasıl daha iyi olurum-yaparım” diye düşünen bir düşünce adamından çok “nasıl daha uzun yaşarım, daha iyi satarım, daha iyi yolarım, daha kısa yola saparım” diye düşünen bir adi gibi karşımda sırıtıyor. kısa hafızasıyla kayıplarını bakkal defterine yazıyor, ve daha şerefsiz olmanın yollarını arıyor. kayıplarını unuttukça kendini daha zengin, daha uzun ömürlü sanıyor ve gün geçtikçe daha şerefsiz, daha samimiyetsiz daha cüretkar bir gülüşe sahip oluyor. bilemiyorum, yok olacak demesem sırıtmaktan yüzünün yırtılıp öleceğini düşünürüm. yine de bir süredir sahip olduğum düşüncelere yanlış yapmak istemiyorum. evet, yok olacak. evet. kayıpları o saymasa bir sayan olacak ve bir gün gelip tuttuğu ak pak defteriyle beraber hesap soracak. aptal bakışlarla karşısında duran şeyin yüzüne defteriyle değil –kirlenmesini istemez- ayağının tabanıyla vuracak. ayak tozunu tattıracak, gerekirse yutturacak. darmadağın edecek, yıkacak, yok edecek. evet; gelecek, gelecek ki, umarım bu şerefsiz daha fazla sırıtmadan gelecek. ve ben de haklı çıktım diye övüneceğim –bu benim hoşçakal hediyem olacak-mutlu gideceğim.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
yüzünü göresin yok ama daha ölesin yok
silüetine razısın