Bu dönem
Ben bu dönem birçok şeyi beceremedim. Altından kalkamadım. Yetişemedim her yere. Tek bir nokta var ki çok çabaladım. Normalde yılacağım yerlerde yılmadım bu sefer. Devam ettim. Olayları büyütmemeyi kavramaya çalıştım.
Ben çok yargılandım. Bu birkaç ayda saçlarımdaki beyaz sayısı üç katına çıktı biliyor musunuz? Herkes yargıladı bir şekilde. “Çok kilo verdin sen fazla mı oldu acaba. Şimdi biraz almışsın dikkat et. Tekrar saçlarını kısaltsan mı acaba. Bak iyi düşün bu fırsatı kaçıramazsın. Böyle yapılır mı şöyle yap.” Bu kadar yargılanası şey neden oldu? Kendimden yedim ben. İşte size çabamın kanıtı.
Ama iyi oldu. İki şey öğrendim. İlki; hayatta yaptığım her şeyde, müzik dinlerken, saçma bir derse çalışırken, sevişirken, hepsinin temelindeki amacım aynı. Anlamak... Ben bunun için varlığımı sürdürüyormuşum. Bu önemli bir keşif. Gel gör ki sayfalarda sıkışıp kalmış karakterleri anlayıp anlatabilmek peşinde koşarken; ben kendimi bile anlatamadım bu dönem. Ağır yenildim yani. Büyük yenildim. Tek ihtiyacım olan, bir Allahın kulunun beni anlamasıydı. Tek... Bir... Kişi... O kadar... Oyunculuğun da esasen biricik amacı budur ya hani, öyle yenildim, anlatamadım. Hepinize yazıklar olsun. Gene de hepinizi seviyorum.
Bu noktada da ikinci şeyi öğrendim: Kendinin arkasında durmak. Bugüne kadar hiçbir yenilgimin veya herhangi bir sebepten kendimin arkasında durmamıştım. Ben yenildim ulan! Beceremedim. Batırdım. Sıçtım ve arkasındayım.
Kaotik bir durgunluğu midemden öğürüp öğürüp çıkaramayacakmışım gibi bir hismiş. Varsın kimse anlamasın.











