Ne duydular çığlıklarımı, ne işittiler sessizliğimi
Öylece külle dönüşüyorum git gide.
İçimde bastırmaya çalıştığım bir öfke, giderek taşıyor, giderek büyüyor her gün, anlatıyorum anlamıyorlar susuyorum anlamıyorlar.
Ne yapmalı kalbimi söküp avuçlarına mı bırakmalı?
O zaman görebilecekler mi yalnızlığımı, çaresizliğimi, acı mı ?
Söyleyin onlara kanımda boğuluyorum.
Çırpınıyorum bağırıyorum, sesimi duyan yok mu! Bana yardım edin! Yardım edin bana! N'olur duyun sesimi, burdayım.
Kimse yok.. hiç kimse. Derin bir nefes çekiyorum ciğerlerime nefesim boğazımda düğümleniyor, aldığım nefes bile ağır geliyor bana yutkunamıyorum. Kendi pisliğimde boğuluyorum.
Hayır. Benim olmayan, bana ait olmayan bir pisliğin içindeyim. Ve her kimse bunu yapan, onu kendi ellerimle öldüreceğim bulduğum zaman.
Kan içinde ellerim.. içim de öldürdüğüm herkes ve her şey gözlerimin önüne serili.
Ama... Bu kan benim. Bu benim kanım.
Ayaklarımın dibinde ki ıslak, koyu kırmızı sıvıya düşüyor irislerim kan öyle çok ki, Bir adım geri yalpalıyorum titreyerek, kendi yansımamı görüyorum..
Gözlerimi kaldırıp karşıma baktığım da onu görüyorum.
Korkmuş, ürkmüş, titreyen küçücük bir beden. Gözlerinden yaşlar süzülüyor dudakları titriyor, gözlerimin içine bakıyor. sonra kulak zarımı yırtan kalbimi parçalayan hıçkırıklara dönüşüyor ağlayışları.
Nefesimi kesiyor, içimi parçalara ayırıyor.
Küçücük bir kız çocuğu. Titreyen uzuvlarımın bedenimi daha fazla taşıyamayacağını anladığımda yere dizlerimin üstüne çöküyorum. Elimi uzatmak istiyorum onu sarıp sarmalamak, öpüp saçlarını okşamak, "her şey, geçecek." demek istiyorum. "Bitecek söz veriyorum." demek istiyorum. "Özür dilerim, ağlama...." Demek istiyorum..
Ama yapamıyorum, ne elimi uzatmaya yüzüm var ona, ne de gözlerine bakmaya. Utançla başımı öne eğiyorum, bedenim kıvranıyor konuşmak bir şeyler söylemek için çabalıyor.
Ama yapamıyorum, konuşamıyorum. Çırpınıyorum, Dudaklarımı aralıyorum, bir şeyler söylemek istiyorum ama sesim kulaklarıma ulaşmıyor, bir anlam ifade etmiyor, anlaşılmıyor.
Karanlığın içinde ki o son ışık hüzmesi de yitip gidiyor. görmüyorum şimdi ne sizi, ne kendi çaresizliğimi.
Sonra birden bire.. ansızın, Bir sıcaklık hissediyorum tenimde, o küçücük titrek nefesi yüzüme vuruyor, gözlerimden bir yaş süzülüyor, kanıma karışıyor.
O narin, sıcak bedeniyle karşımda duruyor, gözlerime bakıyor, beni görüyor, beni duyuyor.. beni anlıyor. Yüzümü kaldırıp gözlerine bakıyorum, yansımam da kendimi görüyorum kalbimde bir yangın başlıyor, Biri sanki kalbimi avuçlarının içine alıp var gücüyle sıkıyor.
İnce Kollarını boynuma sarıyor sanki hiç gitmeyecekmiş, hep orada olacakmış, beni bırakmayacakmış gibi o küçücük bedeniyle beni sarmalıyor.
Sonra o ses... O ses kulaklarıma ulaşıyor. Titreyen, cılız, ürkek bir ses...
- "buradayım, buradayım yanındayım."