Giresundan gelen ufacık fidana verdiğimiz emeğin karşılığını Elhamdülillah ☺️

seen from United States
seen from China

seen from Malaysia
seen from United States
seen from China

seen from United States
seen from China

seen from Singapore
seen from Malaysia
seen from China
seen from Canada

seen from Malaysia
seen from United Kingdom
seen from United States
seen from China
seen from United States

seen from United States
seen from Germany
seen from China

seen from Singapore
Giresundan gelen ufacık fidana verdiğimiz emeğin karşılığını Elhamdülillah ☺️

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
SENİN MEZAR TAŞINA ÇAKILAN BAKIŞLARIMIN BELİNDE ÇEKİLMEMİŞ BİR SİLAH ZİHNİM
(Bir ölüm haberinden sonra çıkılan uzun bir şehirler arası otobüs yolculuğu bakmayışların) Soğuk bir rüzgâr ellerinin sokaklarında her dokunuşun yolunu kesiyor, Eller mi tutuşuyor, ellerimiz mi tutuşuyor yangın giyinmiş evlerde, çıplak bıçaklar çekmişsin gözlerine, leyli bir ıssızlık var başını eğişinde… (Bir ölüm haberinden sonra göz çukurlarımdan ufka atlamış bakışlarım, Uçurum aşağı bir hayatın acelesi kokar nefeslerimizden; aşağı itmiş bizi annemiz rahminden.) Hangi mezara baksam, seni gömemiyor gözlerim; avucumda taşıyorum vefatını, bedenini taşın altın koy bu yaşamayışı başarmak için; mezarlar, mezbahalar, kazalar… Başımdan aşağı atlayıp senin mezar taşına çakılan bakışlarımın belinde çekilmemiş bir silah zihnim. Bozkırda açan taze mezarlar, maziden bir kadın durmadan gönlümü azarlar; zihnim, alnımın iç tarafından dayanmış, ha patladı ha patlar!
Bozkırın gerdanında açılan bir fermuar gibi şehirler arası bir otobüs yolculuğu başlar. Hangi mezara baksam seni göremiyor gözlerim, hangi sefaleti soyunup atsam, tenim yine zebil bir yaşam; bitmez bir intizarın gerdanında sıkılan bir urgan senden sonra çıkılan yollar. Zaten, uçurum aşağı bir hayatın acelesi kokar nefeslerimizden; çoktan aşağı itmişti rahminden; bir beden öteye bırakıp gitmişti bizi annelerimiz.
Zebil
CEBİNDE SON İNTİHARI KALMIŞ BİR ADAM
Kalbim sana atmakta; bir iftira, bir taş, biraz da yalan… Sen şimdi ölümden geçsen, bir nefes alıp yüzünü seyre dalsam derinlere, rayihanda boğulup kalsam; alkolik bir zemherinin dayağından kurtulan rüzgâr yardımıma koşsa, rüzgârın cebinden mevsimler düşüyor zaten; ne vakit ölsen beni ilmek ilmek; her bakmayışında. Kalbim sana batmakta; nefes doluyor kırıklarından, nefis doluyor gözlerinden, ağırlaştıkça batıyor gerdanındaki derine; sancı, sanrı… ne varsa hepsi, olmamış, ölmemiş, annesi gitmese bile dönmemiş sakat çocukluğuma bir kanrı. Sen şimdi ölümden dönsen, apağır saçların ellerinde, içinde savurgan ve çamurdan anıların sıkış tepiş, elimden tutsan ve kalsam yarımda; bozuk saat mi dersin, ısırılmış bayat ekmek mi ya da tutukluk yapmış bir revolver mi; yarım yamalak bir kalp atışıyla; kalsan yanımda. Tam o anda bir yaz mevsimi düşsün avucundan, intiharımın tasmasını tutan avuntumdan eser kalmasın, dudaklarından kendini atmak üzere olan bir sigara misali, dumanı havada, her şeyin sen oluşu dumanında asılı kalsın; gecekonduların alçak ve çatlak çatılarından karnı aç sözler sızarken bir acı çekmek sağanağında, hayatta olmanın alçak sancısı yağarken semadan, herkesten kaçabilmişken kendine esir düşersin kendi sığınağında. Dudaklarından kendini atmak üzere olan bir sigara misali, cebinde son intiharı kalmış bir hayatı içime çekerken; dumanı havada, her şeyin sen oluşu dumanında asılı kalsın; Üşümekten mi, seni düşünmekten mi titreyen ve uykusuz kalmış bir hayat, Tam o anda bir yaz mevsimi sızlasın avucunda; zemheri ellerin, zifiri gözlerin ve zebil bir ben; misafir hayatımın kalkıp gitme vaktini üfle gitsin.
KIYAMET ŞOVUNDA SİLAH ÇEKEN ZENNE
Keder mahkumu gözleriniz! Rahatsız bir zamir gibi benim adımı örterken; sözleriniz.
Hayat, insana kurulan bir komplo; komple sokulan bir bıçak. Neden sanıyorsunuz zihninizdeki kaçak; aklımız kanayacak, ahlarımız kaynayacak, alnımızdaki dehlizden yavru bir kurşun uçacak.
Ne diyordum; kader mahcubu gözleriniz! Yuvarlak siyah bir sahne gözlerinizin ortasında, bense kaçak seyirci bir kaç bakış uzağınızda, bakamazsam kör bıçaklar kaçak seyreder sizi mesafesinde.
Makyajı eksik bir zenne; hayat. Ölüm kutusundaki törpüsü; zaman. Kepek mahkumu kirpikler, saçlar; köpekler gibi açlar; zaman her an zımparalıyor bizi; toz toz ama ne tok ne var , ne de yok var oluşlar!
Silahlı,makyajsız bir zenne, çığlıklar saçan henüz ılık cinayet kurbanları,
Zamiri adıma değdiği gibi küfüre sığınan mülteci cümleleriniz, alnımızdaki yavru sıcak kurşunlar...
Bu koşullarda tanrının açlıktan kokan nefesinin varoşlarında, kar yağıyor sanılan kepekli bir havada, ne var ne yok , ne de tok bütün var oluşlar. Zebil
DİN, KARİYER, BAĞ TEDAVİSİ
İyi değilim, Uğursuz bir uğultu kulağımda haraç kesiyor sesinden bir haldeyken ismim, Her seslenişinde bir ağıt sigara yakıyor, Her serzenişinde bir şarkı tünüyor aklımın bacasına, Mazi tütüyor alnımdaki oyuktan.
İyi ki değilim; Hayat karşısında kat kat giyinmiş, gayesiz ve gayretsiz, hiçleşerek özgürleşmiş etten bir bölgeyim gölgeyim ben aklımdaki semaya yükselen düşüncelerden düşen. Biri değilim ben, etten bir bölgeyim, galiba diri bile değilim… Zebil

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
AYYAŞ 35’LİK
Babasının dölü olmaktan öteye ölememiş adamlar, Bırakın artık hızlı kadınlar ile biter ayak yaşıyor yanılgısını, Göğsünüzdeki frene sertçe aniden basın, 35 yıllık bir mesafeden çarpın tabutlarınıza, Acı bir fren sesi ve lastik izi bırakın zamanda, Enkaza güneşi gösteren bir kadın gülümser en fazla.. Zaman, düşüncelerimde kırmızı ışıkta geçerken saatler tarafından ezildi, Sıkılıyorum, saksıda olduğunu fark edip ama çekip gidemeyen bir bitki zihnim, Zaman, çaresizce kabzamdan tuttu beni, alnına dayadı.. Hayat, zihnime bir hüzün yerleştirip tetiğimi okşadı . Ben de boşaldım, tüm cinayetimi .... Zebil
BİR BEDEN ÖTEYE İTİLİR İNSAN İT GİBİ BIRAKILIP GİDİLİR BİR AN
Üşüyorum, Soğuk, tenimde bir hastalık mıdır, yangın mıdır bilmem; büyüyor. Nefesimde, bir gecekondunun kasvetli bacası tütüyor; Sanmayın ki sigaram, civcivleri boğan bir çocuğun ömrü alevleniyor. Doğum, insanı kundaklama şeklidir, Kundaktaki bir bebeğin ısınması sevgiyle, acıyla, sancıyla, yangının başlama merasimi; Ailelerse bir yangını başlatmada işin ehlidir. O yüzden yangının ortasına atılamaz insan; çünkü her çocuk kendi bir yangındır ve her yangın bir yıkım meylidir. Doğum, insanı terk etme şeklidir; İstenmeyişimizin ilk halidir bir beden mesafeye itilmemiz. Hayata istiflenmeyişimizin son halidir bir mezarda bırakılıp gidilmemiz. Zebil
NEMLİ BİR VAROLUŞUN KAÇIŞIDIR NAMLU
Tiksinti, bir sis olup her anıya sindi,
Dünya maruz bırakıyor kendine,
Gidenle gitmek, bitmek iken haysiyet,
Ne gidenin umurunda, ne kalanın elinde hiç olup bitmek,
Yoksa elimde mi; bir revolver?
Mezardan ağzı ile canımı ısırırırken toprak,
Bir yanimsa şerefsiz,vedasız bir ateşle evimi kundaklamak,
Hak mı halim, kalır mı mecalim;
bir yanım acı, bir yanım pislik.
Hangi sokak oymaz gözlerimi,
Hangi yaşam ister ki birini, hali iken " geride bırakılmak".
Bedenim peşinde, tek çare aklımı kaçırmak.
Ne gidenin umurunda, ne kalanın elinde; haysiyet.
Yoksa elimde mi;
namlu kılığındaki bir çatlaktan canımı kaçırmak?
Zebil