her şeyi teker teker biriktirdim. çiçekleri, biletleri, cam şişeleri, küçük eşyaları ve daha nicelerini. hepsini her gün gözümün önünde görebileceğim yerde tutuyorum. böylelikle ben kimdim ve nereden geldim hatırlamak kolay oluyordu. kaç insanım olmuştu ve kaçı da alıp başını gitmişti hepsinin bir bir çetelesini tuttum. çekmecelerim birlikte gidilmiş yerlerin biletleri, bardak altlıkları ve peçeteleriyle doluydu. kiminde el yazısıyla bir şeyler yazılı oluyordu. ‘’iyi ki’’ler, ‘’hep birlikte olalım’’lar. bir şekilde birbirimizi bulmuştuk ve şimdi hiçbiri yoktu. sayısız iyi temenni de böylelikle diğerleriyle birlikte çekmecelerin, kitapların arasında yok olmaya mahkum olmuşlardı.
*
nasıl ki hatırlamak insanın cehennemi ise, unutmak da içinde dolduramadığın bir boşluğun iyiden iyiye kendini hissettirmesi demekti. sanırım insan soyu böyle böyle ölümseyerek ve her şeyden bıkmış şekilde bakıyordu hayata. içinde dolmayacak boşlukların günden güne arttığı unutulmuş sözler kumpanyası bunu mümkün kılıyordu.