Dünya eskidi, biz eskidik, şiirler eskidi...
Bir kız söylemişti, hatırlıyorum. ‘’Donarak öleceğiz.’’ siktir et dedim. Sonunda ölmek olmayan ne var ki, sonsuza kadar yaşamanın elemini kaldırabilecek kadar güçlü değildim. En güzeli zamanı gelince ölmekti.
‘’Ama ben donarak ölmek istemiyorum.’’ demişti o anda. ‘’Nasıl ölmek istersin?’’ diye sordum. ‘’uyurken’’ dedi. O kadar şanslı olabileceğimizi sanmıyordum, kaç kişi vardı ki tanıdığın ve uykusunda güzelce ölmüş olan...
Benim babam mesela, bütün kaburgaları,kolları kırık, omurgası hasar almış şekilde bir arabanın içinden çıkarıldı. Üç gün yaşadı sonunda o da öldü. Bir hastane yatağında, şimdi o uyurken mi öldü. Hiç sanmam!
‘’Ama sen donarak ölmek istiyorsun değil mi?’’ öl o zaman. Hatta donarak ölebilecek kadar şanslı olmayı bile dileyebilirsin. Bu dünyada ölürken bile o kadar şanslı olabilecek bir insan daha tanımadım. Ama sen öyle öl; canın yavaş yavaş çekilirken, yavaş yavaş uykuya dalar gibi, vücudunun sıcaktan yandığını hissederek...