Clara Ajc

seen from United States
seen from Türkiye
seen from Türkiye
seen from United States
seen from Brazil
seen from Peru
seen from Belarus
seen from United States
seen from China
seen from United States

seen from T1
seen from United States
seen from Ukraine

seen from Russia
seen from Macao SAR China

seen from United States
seen from Netherlands
seen from Jordan
seen from Russia

seen from Australia
Clara Ajc

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Mutluluk postu atacaktım.
Tarzım değil bilirsiniz. Zaten en zorudur mutluluğu anlatmak. Ki mutlu da değilim. Yani olmayan bir şeyi yazmak daha da zor. Baktım bu çok zor. "Klasik Yuri" postlarına devam ediyorum. Ki yalnızlık hiçbir zaman yazılarımın hiçbir zaman başında olmamış sadece yeri geldiğinde vurgulamışımdır. Bu da böyle biline. Şimdi posta geçme zamanı.
Aylar süren yolculuğum sonu burada bir yerlerde. Dostlarımın yanından biter sanıyordum. Ne bileyim ben boşluğa düştüğümü. Sabah saatlerinde dışarıya kitap almak için çıktığımda Sercan'ın abisi ile karşılaştım. Göz göze geldim ve kendimden utandım. Hala biraz öfkeli gibiydi. Ben de öfkeliydim kendime. Belki de bu öfkem hiç dinmeyecek. Bilmiyorum. Bir çaresizlik hissettim ve bir an kederli bir şekilde berbat bir halde olduğumun farkına vardım. Kendime acımış olsam ki oflaya puflaya gidip alacağım kitabı aldım. Kitabı eve bıraktım. O sıra annem ilk kez bu kadar dikkatimi çekmiş olsa gerek ki günde iki paket sigara bitirdiğini fark ettim ve sigarasını mutlulukla içtiğini. Ne diyeyim. Tüttür anne tüttür. Hızlı adımlarla sokağa fırladım. "Acaba hayatımın aşkı ile beş dakika sonra karşılaşır mıyım" diye geçirdim içinden annem birinci paketin son sigarasını yakarken.
Çok yürüyecek halim yoktu. İlkokulu okuduğum okulun yanındaki ve aynı zamanda evime çok yakın olan parka gittim. Küçükken kızıyla oynadığım o zamanla "abi" dediğim ama görmediğim 10 senede çok yaşlanmış olduğundan "amca" dediğim Hasan amcayı gördüm. Bir süre kızını sordum. Annesiyle memlekete tatile gittiğini söyledi. Neresi olduğunu hiç mi hiç merak etmedim. Beni sordu. "Ne yapıyorsun ? Ne ediyorsun ? Sağlığın nasıl ? Küçükken ki gibi öksürüyor musun?" diye sordu. Okuduğumu iyi olduğumu anlatınca sevindi. Eskisinden daha şiddetli öksürdüğümü ki kimi zaman "ışığı" gördüğümü söyleyince biraz yüzü asıldı. Sohbetimizin birinci saatin sonuna gelmiştik. Nedendir bilmem birden bire "Bu hayatın bir mantığı var mı Hasan amca" diye yersiz bir soru sordum. Bankta bir kıpırdandı kafasını sola doğru çevirdi yüzüne bakır rengi gibi bir ışık vurdu. Sonra dönüp "Bunu bilemem ama hayat gençsen güzeldir. Yaşayabildiğin kadar yaşa ve asla pişman olma. Seviyorsan sevmekten vazgeçme. Sercan'ı duydum. Üzüldüm doğrusu. Ama eğer geride bırakmazsan geride kalırsın." dedi. Ben bir şey diyemeden yerinden kalktı. Omzuma dokunup "Kendine iyi bak evlat." dedi.
"Hayat gençsen güzeldir" cümlesini ilk babamdan duymuştum. O da deyince bir hayret ettim doğrusu. O parktan çıkıp beş-on adım atmışken ben yerimden fırlamış eve doğru gelmiştim. Sonra işte... Düşündüm. Düşündüm. Düşündüm. Hasan amca haklıydı ama. Nasıl olacak diye düşündüm.. Halen bir çözüm bulamadım. Ama elbet bulurum.
İşte öyle. Mutsuz da değilim. Boşluk iyi hoş ama aşağı doğru düşünce olmuyor be.