Y.1. Postmodern Jukebox (Youtube Kanal Tanıtımı)
Bu yazımda benim de yaklaşık 3 yıldır keyifle takip ettiğim bir kanaldan bahsedeceğim. Scott Bradlee’s Postmodern Jukebox adlı kanal 25 Aralık 2008 günü, adından da anlaşılabileceği gibi, Scott Bradlee tarafından açılmış bir Youtube kanalı.
Scott Bradlee bu kanalı açarken aklında olanla şuan kanalın ulaştığı nokta arasında epey bir fark var desem herhalde pek de yersiz bir yorum yapmış olmam. Zira, paylaşılmış ilk videolara baktığımız zaman bir Jazz piyanistinin, bir keyboard (vaktiyle org diye bilinen enstrüman düğünlerin vazgeçilmezi) başında yaptığı ragtime ve 1920′lerden 80′lere kadar ki dönemi kapsayan jazz tarzlarında birkaç cover denemesini görüyoruz. Kanalın ilk 3-4 yılı böyle geçiyor. Arada bir iki müzisyen arkadaşının dahil olmasıyla daha da keyifli 1890-1980 arası jazz tınılarına sahip kayıtlar yapıp bunları paylaşıyor.
Fakat kanalın asıl patlaması bundan altı sene kadar önce Robyn Adele Anderson ile Macklemore’un Thrift Shop şarkısına yaptıkları cover ile oldu. Bu coverın elde ettiği başarıdan sonra Scott Bradlee pop müzik piyasasını sallayan veya yakın geçmişte sallamış olan şarkıları gözüne kestirdi. Lady Gaga, Beyonce, Psy, Justin Bieber, Lana Del Rey, Ke$ha, George Michael, Queen, Abba, Nirvana gibi onlarca şarkıcının popüler şarkılarını eski dönem jazz tınılarıyla tanıştırdı ve daha önce kimsenin hayal etmediği (ya da daha az iddialı şekilde ‘yayınlamadığı’) bir işe ve başarıya imza attı. Bu dönemde de iki adet TEDx konuşmasına katıldı (maalesef Youtube’a yüklü olan konuşmalarda Türkçe dublaj veya altyazı mevcut değil, o sebeple sadece İngilizce bilenler faydalanabilecekler), ilk konuşmada neden bu sekilde coverlar yapmaya başladığını anlatıyor ve örnek performanslar (George Michael - Careless Whisper ve Queen - Bohemian Rhapsody) da sergiliyor. İkinci TEDx konuşmasına ise Robyn Adele Anderson ile katılıyor. Ve bu sefer konuşmanın ilk ceyreğinde rastgele bir izleyiciden telefonunun mesaj kısmına girip onlara vermesini istiyor. Ve ayaküstü bir jam session yapıyorlar, Robyn mesajları Scott’in çaldığı melodiye uydurarak söylüyor. Ve böylelikle aslında Scott Bradlee’nin üretim süreci hakkında da gözlem yapma şansımız oluyor.
Tabii ki bu TEDx konuşmaları bilinirliğini artırmak açısından epey işe yarıyor. Ve Thrift Shop coverından sonra ki videolarda müzisyen sayısında artış görülmekle birlikte farklı Hailey Reinhart (American Idol yarışmasının 10. sezonunun 3.’sü) ve Morgan James gibi bayağa kuvvetli vokallerle de calışmaya başlıyor. Yaklasık dört yıl önce Rihanna’nın Umbrella adlı şarkısının coverını yaparken bir de Tap Dance (step dansı) duosunu ekliyor ekibe ve performans epey bir lezzetli hale geliyor. Zaman zaman step dansçılarını cover için öngörülen konsept izin verdikçe de kullanmaya devam ediyorlar, ki yakın tarihte yaptıkları bir Süper Mario coverında kullandıkları gibi.
Scott Bradlee arkasına aldığı rüzgarı son derece iyi kullandığı bu süreçte Youtube kanalı abone sayısı 4 milyonu gecerken, kanalına yüklenen videoların da toplam izlenme sayısı 1 milyarı geçiyor. Bütün bu videoların yanında Scott Bradlee, bu performansların ayrıca bir de ses kayıtlarını alıp albüm olarak yayınlıyor en basından beri (Şu an itibariyle Spotify’da 29 albüm var.). Her ne kadar belli bir süre dinledikten sonra şarkılar (alt yapılarından kaynaklı) kendilerini tekrar ediyormuş hissine kapılıp sıkılmanıza sebep olsa da, şarkıları belli aralıklarla tekrar tekrar dinleyebiliyorsunuz. Bu da yapılan işin güzelliğinden ve kalitesinden ötürü olsa gerek.
Kayıda alınan şarkıların bu kadar başarı elde etmesi ve dikkat çekmesini sadece yapılan coverların başarısı ve/veya müzisyenlerin kalitesine bağlamak yeterli olmakla birlikte, bu işi özel ve farklı kılan teatral bir şov kısmı da var. Şarkılar belli bir dönem hedef alınarak coverlanırken o dönemden bir konsept (1920′ler için Gatsby konsepti gibi) de seçiliyor, orkestra ve vokal o konsepte uygun kıyafetler giyiyor, aksesuarlar taşıyor ve kimi zaman da dönemin popüler danslarını yapıyorlar. Bütün bunların bir araya gelmesiyle yaratılan illüzyon ise izleyicinin hem kulaklarına hem de gözlerine hitab eden bir hal alıyor. Hele ki bir de 1920′lere (veya o periyoda ve dönemin müzik ve dans geleneklerine) gıpta ile bakıyorsanız, videolarla olan ilişkiniz sizin için çok daha keyifli verici oluyor. Bu kadar özeni ve detaylar konusundaki hassasiyeti göz önüne alınca aslında yapılan işin ciddiyeti ve bu ciddiyetin getirdiği başarı daha iyi anlaşılıyor.
Scott Bradlee’nin bu nev-ı şahsına münhasır orkestrası, ABD başta olmak üzere dünyanın farklı ülkelerinde yıl içerisinde bir sürü canlı performansa imza atıyorlar. Orkestranın muhteviyatı, kendi ayrı müzik kariyerlerini de sürdüren müzisyenlerden oluştuğu için farklı konserlere farklı kadrolarla çıkabiliyorlar. Ama Youtube’daki canlı performanslara bakarsanız, isimler değişsede kulaklarda kalan hoş sadâ aynı güzellikte oluyor.
Scott Bradlee’s Postmodern Jukebox için kendi favori coverlarımı topladığım playliste de ilgilenenler buradan ulaşabilirler.
Umarım doyurucu bir tanıtım yazısı olmuştur ve güzel bir müzikal keşif yapamanıza vesile olmuşumdur.
Önümüzdeki hafta Barok Dönemin önemli bestecilerinden birini, öne çıkan birkaç eserini ve bazı eserlerine başka modern müzisyenlerin yaptıkları uyarlamaları sizlere tanıtacağım ve alakalı bir playlist hazırlayıp yazımın sonunda paylaşacağım.
Keyifli günleriniz olsun.