Yine bir kış günü, dudağıma öpücükler konduran Ankara ayazı ile içimdeki boşlukta yankılanan ve yüzünü dahi dönmeyen heceleri dinliyordum.
Tuttuğum nefesi dahi bırakmazken, üşüyecek diye, ellerimde tutuyordum kalbimi, bir daha atacak mı diye....
Paltomun yakasını hafiften açmış, kaçamak adımlarla basmıyordum sokak lambalarının ışıklarına...
Görünmemeliydim asla, asla ve yine asla... kendime, kendi kendime...
Sesimin yettiği kadar susmanın ne zor olduğunu, kurtların uluyuşlarından dinliyordum. Kargaların çirkin seslerinden ölmek üzere olduğumu hissediyordum, ancak yine de yürüyordum. Yürümenin ölmek olduğunu da bilmiyor değildim aslında ama yürüyordum meydan okurcasına...
Tek korkum düşmekti belki. Dizlerimin üstüne düştüğüm de çok olmuştu aslında. Dizim kanamış, ellerim, dudaklarım, içim.... ellerimdeki tüm hecelerim dökülmüştü ama kalkmıştım yine...
Niye, neden, niçin....
Soru sormadan cevap aramak içindi belki...
Ama şimdi...
Sadece dinliyor ve yürüyordum....
İyi dinlenmeler herkese.....
Gerçekten çok başarılı bir çalışma....
@nikbinler #nikbinler
#dönmeyenhece












