After five long months of hibernation the goddess has been awoken again today. After some initial problems with starting her, she then ran very smoothly and we went for a little drive around the block. This car is just amazing. 💖 #citroendspecial #citroends #dspecial #citroen #ladeesse #oldtimer #classiccars #frenchcar #vintagecar #brinschkcars https://www.instagram.com/p/B-6_6gfJyq3/?igshid=8qqsnsyj5ueo
Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
✓ Live Streaming✓ Interactive Chat✓ Private Shows✓ HD Quality
Anya is LIVE right now
FREE
Free to watch • No registration required • HD streaming
We took the Goddess out for a little drive yesterday and drove up to the Longinus Tower to watch the sunset.. what a light.. it was amazing.. ---------------------------- #asundaycarpic #citroendspecial #citroends #citroen #ladeesse #frenchcar #oldcar #vintagecar #oldtimer #sunset #longinusturm #baumberge #münsterland #nottuln #brinschkcars (hier: Longinusturm) https://www.instagram.com/p/Bt-qYvQFFM5/?utm_source=ig_tumblr_share&igshid=fqgdqsrkx78o
We took the Goddess out for a little drive yesterday.. I just love driving this car.. 😍 ---------------------------------- #citroen #citroends #ladeesse #citroendspecial #dspecial #brinschkcars #latergram (hier: Münster) https://www.instagram.com/p/Br8FgiOFNTW/?utm_source=ig_tumblr_share&igshid=1eh45xdg231jc
Yurt dışındaki parfüm forumlarında “layering” konusunu oldukça meşhur. Parfüme bağımlılık derecede ilginiz varsa eğer eminim sizin de birbirine karıştırmaktan hoşlandığınız parfümler vardır. Layering konusu risk taşısa da denemeden yapmak mantıksız. Üzerinize denemeden önce teninizin küçük bir kısmına istediğiniz iki parfümü kombine ederek ortaya nasıl bir şey çıkacağını test edebilirsiniz. Ben sabırsız biri olduğum için kullandığım kokulardan sıkılırsam şayet birbirini parlatacağını düşündüğüm iki parfümü seçip üzerimde deniyorum. Bu riski açık havada hem beynimi hem de ruhumu dinlendirmek için yaptığım uzun yürüyüşlerde almayı tercih ediyorum. Ama bazen de umursamadan ofiste iki parfümü deniyorum ve alacağım tepkileri merak ediyorum. Eğer güzel tepkiler alırsam şayet ara ara iki parfümü kombine edip kullanıyorum. Layering yaparken dikkat ettiğim bir diğer şey iki parfümü farklı noktalara sıkmak ve ikisini tek bir noktada karıştırmamak. Bunu yaparak iki parfümün karakterine ihanet etmemiş oluyorum.
İki parfümü kombine ettiğim zaman eğer zevk alıyorsam ve tepkiler olumlu yöndeyse kenara not ediyorum. Aldığım notları da siz koku severlerle paylaşmak istiyorum.
Initio Addictive Vibration + Maison Francis Kurkdjian Aqua Celestia:
Aqua Celestia, Francis Kurkdjian son göz ağrısı. Aqua serisine eklenen bu güzellik diğer parfümlerden (Aqua Universalis ve Aqua Vitae) daha yoğun ama temiz, sakin ve huzur veren bir kokusu var. Addictive Vibration, Aqua Celestia’dan tamamen farklı bir koku ailesinde yer alıyor. Daha tatlı ve cilveli. İki parfümü düşünmeden birbirine karıştırdım ve sonuç gerçekten etkileyici oldu. Etrafımdaki insanlardan oldukça güzel tepkiler aldım. Bir arkadaşım bana “hem temiz hem de tatlı kokuyorsun parfümüne bayıldım!” dediğinde sırrımı açıklamak istemedim ilk başta ama iki özel markanın bu iki güzel parfümünü kombine etme ayrıcalığına sahip olduğum için mutlu hissettim ve o an sırrımı açıkladım. Bu iki parfüme ara ara karıştırarak kullanmayı tercih edeceğim. Aqua Celestia’dan gelen nane, mimoza ve limonun ferahlığı, Addictive Vibration ‘dan gelen portakal çiçeği ve bal notalarıyla birleşince sonuç şahane.
*Tam bu yazıya odaklanıp yazıyorken, arkadaşın odama gelip bu parfümlerin ismini almak için sorması yerinde oldu!
Maison Francis Kurkdjian Oud Silk Mood + Hermes Hermessence Rose Ikebana:
İki arı gülü karıştırma cürretini nasıl gösterdim bilmiyorum ama biri dominant diğeri utangaç iki gülün yarattığı etki muhteşem oldu. Oud Silk Mood muhtemelen hayatımda kokladığım en kalıcı ve silajı en yüksek parfümlerden biri. Saatlerce teninizde etkisini sürdürmesi (kıyafetlerde ise haftalarca) ve dominant duruşu diğer parfümü gölgesinde bırakıyor ama Oud Silk Mood’un baz notaları muhteşem. Bu güzellik Rose Ikebana ile birleşince nefes alıyor ve dominant olan gül notası ehlileşiyor. Rose Ikebana’dan gelen yeşil ve nareciye notaları Oud Silk Mood’u parlatıyor. Sonuç? Sayısını tahmin edemediğim kadar aldığım “parfümün çok güzel” iltifatları.
Histoires de Parfums Ambre 114 + Miller Harris La Fumee:
İkisi de birbirinden özel ve mistik kokular. Bu sefer tütsü ve amber birliği üzerinden gitmek istediğim için iki kokunun biri birine çok yakışacağını düşündüm ve denedim. İlk denemede amber notasının baskın olmasını istediğim için Ambre 114’ü biraz daha fazla sıktım. Zaten zengin ve derin bir formüle sahip olan parfümü tütsüleyerek ilginç bir aura yarattım. Bir diğer koluma bu sefer La Fumee’i daha fazla sıktım ve tütsü notasının arkasına saklanmış tatlı ambere merhaba dedim ve parfümü daha konforlu bir noktaya taşımış oldum. Muhtemelen bu iki parfümü kullanmak isteyeceğim zaman o an moduma göre oranlayacağım. Daha gizemli olmak için La Fumee, konforlu bir alanda bulunmak istiyorsam eğer Ambre 114’ü baskın parfüm olarak seçeceğim. Hangisi karışım favorim diye soracak olursanız eğer, karar veremiyorum!
Nishane Ambra Calabria + Miller Harris Citron Citron:
Denize sıfır, sıcacık parlayan güneşiyle, yeşil ve mavinin tonlarına ev sahipliği yapan bir Ege kasabasında kullandım bu ikiliyi. Birbiriyle kombine ettiğimde ortaya çıkan kokudan inanılmaz zevk aldım. Etrafımdaki insanların parfümüme olan övgüsü artınca tabii ikisi de kısa sürede şişenin dibini gördü. Yoğun parfümler olmadığı için fütursuzca kullandım ve hemen biten bu iki parfüm için duyduğum üzüntüyü anlatamam. Ambra Calabria şimdiye kadar denediğim en güzel bergamot parfümlerinden biri. Citron Citron ise Lyn Harris’in ilk göz ağrısı ve yumuşak bir limon parfümü. Citron Citron’dan gelen ferah yeşil ve narenciye notalarıyla, Ambre Calabria’nın muhteşem bazıyla birleşince ortaya çıkan birliktelik tadından yenmiyor.
Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
✓ Live Streaming✓ Interactive Chat✓ Private Shows✓ HD Quality
Anya is LIVE right now
FREE
Free to watch • No registration required • HD streaming
Christopher Columbus’un kakao ağacını keşfeden ilk Avrupalı olduğuna inanılıyor. Hatta Columbus İspanya’ya getirmek için yerlilerden kakao bitkisini ele geçirdiği de rivayetler arasında. Aslında kakao bitkisi Güney Amerika’da para birimi olarak kullanılıyormuş ama Columbus amcamız yapmış yapacağını ve ülkesine bu kakao bitkisini getirmeyi başarmış. Ancak İspanya kralı ve onun mahkemesi kakao ağacının değerini göz ardı etmiş.
Kakao ağacının kökeni ve yetiştirilmesi orta ve Güney Amerika’ya dayanıyor. Kakao ağaçlarının çekirdekleri, çeşitli ürünleri yapmak için kullanılıyor. Şimdi kakao ağaçları, ekvator çevresinde, Karayip, Güney-Doğu Asya, Samoa Güney Pasifik Adaları ve Afrika’da bulunuyor. Kakao çekirdeklerinin üretimi Mayalara kadar uzanıyor aslında. Daha sonra Orta ve Güney Amerika’daki Aztek uygarlıkları baharatlı içkileri için ormanda bolca kakao ağacı yetiştiriyor.
1828 yılına kadar kakao, aristokrat kesiminin bir nektarı olarak kalıyor. Hollandalı kimyager Coenraad Johannes van Houten kavrulmuş kakao çekirdeklerinden kakao yağını ayırarak toz haline getirdiği kakaoyu keşfediyor ve onu daha kolay ulaşılır bir forma sokuyor. Kek ya da diğer tatlılarda kullanılabilecek kıvama getiriyor. Tabii bu tozun suyla karışmasını kolaylaştırmak için birkaç kimyasal işlem uyguluyor. Bundan sonra çikolatanın modern çağı başlamış oluyor. 1847 yılında Joseph Fry, eritilmiş kakao yağına kakaoyu ekleyerek çikolata barını keşfediyor. 1868 yılında küçük bir şirket olan Cadbury, İngiltere’de çikolata şekerlemesi kutularını pazara sürüyor ve birkaç yıl sonra sütlü çikolata markete giriyor ve Nestle buna öncülük ediyor. Gittikçe güçlenen çikolata dünyanın güçlü bir ekonomik değeri aslında. Bir çoğumuz bunu garipseyebilir ama şuan Amerika’da 4 milyar dolarlık bir endüstri.
İzlediğim dizideki bir replik aklıma geliyor. “Bunun tadı bir günah kadar güzel!”. Yurtdışında sıkça gidip gelen yakınlarım bazen öyle güzel çikolatalar getiriyorlar ki yediğimde aklıma ilk gelen şey bu oluyor. Bazen ne diyet ne de başka bir şey dinliyor. Bir anda midenide giriveriyor umursamaz bir şekilde. Tabii aynada pişkin pişkin gülüyor suratınıza yediğiniz fazla çikolatalar. Ama gene de vazgeçemiyoruz ondan. Bunu fırsat bilen parfüm endüstrisi de parfümlere katıveriyor onun cazibesini. Kokladığımız anda uyarılıyoruz ve iştahımız kabarıveriyor. En belirgin haliyle Angel ile giriyor koku duyumuza. Tabii Angel içinde tamamen farklı bir formla giriyor ve Angel bizi şoka uğratıyor kokusal kimliği ile. Chanel’in Coromandel parfümü Angel’in yakın arkadaşı ama Angel ne kadar net ise Coromandel bir o kadar kolay giyilebilir, sevimli ve cilveli. Peki neden daha seksi olmasın çikolata? Gerard Ghislain bunu fark etmiş olacak ki 1969 yılının seks devrimini çikolatanın karakteriyle yoğuruyor. Kahveyi ekliyor, gülün saten yumuşaklığı ve paçulinin karşı konulmaz gücüne arkadaşlık ediyor. Böylece 1969 Parfum de Revolte doğuyor. Gurme notalarla arası olmayan Francis Kurkdjian tatlı Amyris’ine sütlü çikolata katıyor ve parfümü daha lezzetli ve kalorili bir forma sokuyor. Tabii Tom Ford’un Black Orchid parfümü unutmak ona büyük bir haksızlık olur. Bu kez çikolata tütsüler ve reçineler ile kaplanıyor. Biraz tuber ve floral efekt ile bir diva oluyor adeta.
Çikolata damak tadımızdan, koku duyumuza kadar bize eşlik eden mükemmel bir şey. Onu keşfeden için yattığı yerler nur olsun misali dua ediyorum ve izninizle hemen mideme bir çikolata indiriyorum.
On the right if the heart is free, on the left if not
Uçsuz bucaksız orman yolundan ulaşılan, hilal şeklindeki sakin kumsallara uzanan bir hikaye. Tiare gardenyası olarak da bilinen Tiare çiçeği (Gardenia Taintesis) ölümsüz yeşil cennetinin içinde yetişen, koyu yeşil yapraklara sahip, yıldız şeklinde ve yasemini de anımsatan beyaz, tatlı kokulu bir çiçek. Kremsiz beyaz yapraklarındaki saflığın sembolü olan büyüleyici kokusu, Tahiti’nin ve Fransız Polinezya adalarının birer imzası aslında. Güzelliğin çiçeği olan Tiare çiçeği, terpenik alkoller ve ester (metil salisilat) içeriği ile yatıştırıcı ve arındırıcı zengin bir içeriğe sahip.
Polinezyalı kadınlar Tiare çiçeğinin özünü kulaklarının arkasına uygulayarak kullanıyorlar. Bu onlar için bir karşılama ritüeli. Eğer çiçeğin özü sağ tarafa uygulanıyorsa kalbim boş, sol tarafa uygulanıyorsa kalbim dolu manasına geliyor. Ayrıca duygusal boyutların ötesinde baş ağrıları, egzama, böcek ısırıklarının tedavisinde de kullanılıyor.
Birçok kozmetik markasının Monoi-Tiare içeren vücut yağlarını ya da losyonlarını görmüşsünüzdür. Güneş kremleri ya da vücut spreylerinin içinde de mevcut. Bu Monoi yağı bizde pek bilinmiyor ama gün geçtikçe bilinirliği artıyor. Monoi yağı olarak dediğimiz şey Hindistan cevizine emdirilmiş Tiare çiçeği özü. Yani saf Tiare çiçeği özü değil aslında. Zaten öyle olsaydı bu kadar uygun fiyatlara bulmak mümkün olmazdı.
Tiare çiçeği parfüm endüstrisinde popüler olmasa da hatırı sayılır bir yeri var. Bu çiçeğin kokusunu içeren en ünlü parfümlerden biri kuşkusuz Estée Lauder’in Bronze Goddess parfümü. Hindistan cevizi, vanilya, yasemin ve Tiare içeği içeren bu nefis parfüm birçok yaz kokusuna öncülük niteliğinde. Guerlain’in efsane Terracotta serisinin parfümü Terracotta Eau Sous Le Vent, en baskın Tiare çiçeği kokusuna sahip parfümlerden biri. Peki niş sektörü? Ne yazık ki Tiare çiçeğine örnek gösterebileceğim parfüm sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Dünyanın en nadide çiçeklerini kullanarak oluşturduğu koleksiyonla ilgi çeken Ormonde Jayne’in kurucusu Linda Pilkington, 2009 yılında kusursuz koleksiyonuna Tiare isimli bir parfüm ekliyor. Ormonde Jayne Tiare, diğer Tiare çiçeği içeren parfümlerden biraz farklı. Yani daha az tatlı ve biraz eski moda bir stile sahip. Dior’un efsanevi parfümü Diorella’dan meyveli, Chanel Cristalle’in retro ve yosunlu, Dior Eau Sauvage’ın citrus tarafından bir şeyler kapmış gibi. Kesinlikle yaza özel ve egzotik bir kokusu var. Aslında ona modern-klasik diyebiliriz. Mad Man stili eski kokuları seviyorsanız ve modern versiyonlarına aşıksanız kesinlikle Tiare’yi denemelisiniz.