Öyle olması gerektiği için
Fotoğraf çekilme anı; bu devirde çok moda “polaroid”! Filmde son kare! Toplanıldı. Toparlanmam biraz sürdüğü için birkaç saniye geç kalıp, arka ayakta kaldım.
Kadrajda toplam 5 erkek, 2 kadın var. Bir de fotoğrafı çeken var. O da erkek.
Diğer kadın, kadraj genişlemesin diye, bunu ortamda tek düşünen olduğu için öne çömelmişti bence. Bana da, “sen de çömel” dedi iki solumdaki ses. “o aşağıda sen de git”, dendi sonrasında.
İlk başta da bunun ne olduğunu anladım, ancak benimle ilgili çok daha fiziksel bir gerçek vardı. Çantam çok ağırdı. Bana “çömel” diyenin ne dediğimi iplemeyeceğini bildiğim için bunu ipleyecek birinin kulağına “çantam çok ağır, çömelmeyeceğim” dedim.
Göz göze geldik bana “çömel” diyen ile ona “hayır” dercesine baktım, o da “e hadi” dercesine gözlerin açıp, kafasını salladı.
O sırada içimden; “hadi kulağına fısıldadım o kadar, hadi de! hadi söyle!” diye geçiriyorum, sanki tesbih çevirir gibi.
Dedi, “çantası ağır, o sebeple çömelmek istemiyor.”
“Tamam” dendi ve fotoğraf çekildi.
Demeyeydi konuşmaya başlayacaktım. —-
Tahmin edildiği gibi sadece kadınlarla erkekler ayrı ayrı fotoğrafa yerleşmesin diye çömelmedim. Bunu söyleyemedim de. Çünkü tartışma çıkacaktı. Abartıyor olacaktım. Kadın bana hak verecekti ve benim anlattığım ilk senaryodaki gibi benim sustuğum gibi susacaktı.
İşin aslı kulağına fısıldadığım da anlamadı mevzunun kadın ve erkek ayrıma karşı duruşumdan ötürü olduğunu.
Belki de öne çömelen kadın ona “çöm” dendiği için çömelmişti. Bilmiyoruz.
Bana “çömel” diyen erkek de bana, ben “kadın”ım diye söylememişti. “Öyle olması gerektiği için” demişti.
Belki de çömelen kadının, onu kendinden farklı gördüğüm yanılgısına düşmesini istemediğimden çantamı bahane etmişimdir.







