Bir beden birçok parçaya bölünmüş şekilde yaşar aslında. Her kopan parçayla birlikte geriye kalan kısmı daha sağlam hale getirmeye çalışarak ömür geçer gider. Herkes ‘güçlü ol’ der. Ama söylemez nasıl güçlü olabileceğini. Çünkü kimse hissetmez içinde kopan fırtınaları, sadece üstünde kaplı olan bir bedene bakarlar ve geçerler.
Bazı ilişkiler açısından hayat içsel bir yolculuktur. Mutluluğu da beraber yaşarsın acıyı da, heyecanı da. Kurmak başka bir derttir, bitirmek başka bir dert. Özellikle bu kelimenin altına sığdırdığın anlamlar senin yaşam kaynakların ise ölüp ölüp dirilir bedenin.
İşte ben de her ne kadar itiraz etmeye çalışsam da böyle bir süreçteydim. Mümkün olduğunca kısa kesmeye çalıştığım bu değişikliği sanırım içimde taşıdığım kalbe benzeyen bir şeyin varlığı nedeniyle ara ara fazlasıyla hissediyorum. O sırada sessizleşiyor her şey, yaralarım acımaya başlıyor, neyin nasıl olduğunu hiçbir zaman çözememiş bünyem bir boşluğa giriyor ve susuyor. Nasıl anlattım kendimi ve anlaşıldım diyorum. Sorguluyorum bir süre belki uzun bir süre.
Sonra beni bana anlatan insanlar söylenmeye başlıyorlar. Haksızlık ediyorsun kendine diye. Ama her zaman inandığım şeyi söylüyorum artık onlara.
Zamanla geçer, geçmezse de önemli değil. Bırakın da en azından bu ben de kalsın…












