#jointhevoidmag
Here is one of my articles that published on the void mag. Enjoy!
MİMARLIK İÇİN REKLAMLAR
Mimarlık için reklamlar (Advertisements for architecture) mimar ve yazar Bernard Tschumi’nin 1976-1977 yılları arasında ürettiği bir dizi yazı ve imajdan oluşan işleri içerir. ‘Mekân kavramı’ ve ‘mekânın kendisinin deneyimi’ arasındaki sürtüşmeden doğan bu seri, Tschumi’nin ‘Architecture and Disjunction’daki fikirlerini özetleyen ve zenginleştiren bir niteliğe sahiptir. Üretildiği yıllardaki düşünce ortamının değişim atmosferi de bu serinin ortaya çıkış şeklinde büyük bir rol oynar. 60’ların sonlarına doğru, felsefenin veya hümanizmin temeline inip ne olduğunu sorgulayan Gilles Deleuze, Jacques Derrida ve Roland Barthes gibi isimlerin yayınları ya da Henri Moore ve Marcel Duchamp gibi sanatçıların yerleşik fikirlere meydan okuyan pratikleri, disiplinlerindeki önceden kabul görmüş temelleri sarsar. Bu bağlamda, mimarlık için reklamlar, Tschumi’nin içinde bulunduğu değişim atmosferine mimar ve kuramcı kimliğiyle yaptığı katkılardan biri olarak da görülebilir.
Mimari bir yapının tekliğine karşılık, yeniden ve tekrar tekrar üretime çağrışım olarak kartpostal büyüklüğünde sayfalara basılan reklamlar üzerlerinde Tschumi’nin popüler estetik ve çağdaş mimari anlayış eleştirilerini taşır. Yalnızca bir imaj ve onunla bağlantılı kısa metinler içermelerine rağmen bu reklamlar, başlı başına birer manifesto olarak görülebilecek derecede yoğundur. Seride, Tschumi’nin erken teorilerine ait fikirler, Sigfried Giedion’un ‘geilte auge’ (aceleci göz) kavramına iyi birer örnek olarak gösterilebilecek şekilde, kısa ve çarpıcı bir biçimde imajlarla bir araya gelirler. Serideki bu çarpıcılık ve cinayet gibi dramatik unsurların kullanımı, bir tepki uyandırabilmek amacıyla kullanılmıştır. Tekrar tekrar üretilebilmeleri de bu reklamların sayfanın hayali mekanından taşmasına olanak sağlar.
Tschumi, mimarinin iki boyutlu düzlemde anlaşılamayacağını ve hayal dünyasında varolacağını; bu yüzden de yalnızca fotoğraflarından ve çizimlerinden deneyimlenmiş bir mekânın sadece gerçek hayatta nasıl vücut bulacağının hayaliyle, deneyimlenen mimarinin bir reklamı haline geldiğini öne sürer. Tschumi’ye göre mimari bir mekân mutlak değildir, aksine içinde barındırdığı her şeyle bağıntılıdır. Tschumi, kısa yazılarında ve özellikle ‘Manhattan Transcripts’ yapıtında defalarca, bir mekânın, içinde gerçekleşen olaylardan bağımsız olmadığını; hatta eylemlerin, gerçekleştikleri mekânların karakterlerini belirleyen ya da değiştiren unsurlar olduğunu ve eylem olmadan mekânın var olamayacağını ileri sürer.
Tschumi ‘mimarlık için reklamlar’ serisinde, ironik bir şekilde, reklam dilini ve tekniklerini mimari gösterme biçimlerinin yerine koyarak bizleri düşünmeye iter. Bu reklamlaştırılmış ve hızlı tüketime hazır manifesto serisi, mimarinin sınırlarını keşfetmek için bizlere, korku veya arzu gibi insani duyguların mekânda işgal ettikleri yeri sorgulatır.











