"Neyin var?" diye sorduklarında nereden başlayacağımı bilmiyorum.
O yüzden "hiçbir şey" demek daha kolay geliyor.
Koskoca sancıyı bir hiçbir şeye sığdırıyorum.
Bakma öyle, dilin kemiği yok.
Kurduğum cümlelerin altında kalırsın.
Ben duygularımı belli edemem derim ama belli olmaz sağım solum.
İki cümle yazar, saatlerce yürürüm.
Bu yüzden hep tabanlarım eski benim.
Ay dolunaya dönerken,
Ben sana pervane olurum.
Ve kendimden kaçarım.
Kendine güzel bir şarkı seç.
Yoksa al bağlamanı,
Benim yerime kendine ağıtlar söyle.
Ocağın altını kıs, doldur kupa bardağına her ne içiyorsan.
Aç pencereyi; dolsun içerisi ay ışığıyla.
Çek sandalyeni yerde sürüye sürüye, cam balkonuna.
Koy bardağını pencere kenarına.
Sandalyeye otur, dizlerini çek karnına, sar kollarını.
Dışarıdaki ayı izle ve gör bendeki senin öpülesi yanaklarını.
Eğilebiliyorsan, öp. Çekinme.
Yarın güzel şeyler olacağını düşün.
Ya da mutlu olabileceğini.
Düşün işte...
Bir şeyler düşün.
Bir şeyler söyle.
Bir şeyler yaz.
Ve sonra etrafına bakıp fısılda kendine:
"Bu adam beni çok seviyor" diye.
Ama beni düşünme, boşver...
İyi geceler...




















