Obon is a Japanese festival celebrated to honor the spirits of their ancestors. Every year, it is observed from August 13th to 16th. I haven’t done anything special here. I already visited my grandparents’ grave in June.
My kids’ school started on Monday. My eldest daughter is now a middle school student. She is not a little girl anymore. She is 163 cm (5.3), and I am 156 cm (5.1).
Last month,…
Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
✓ Live Streaming✓ Interactive Chat✓ Private Shows✓ HD Quality✓ Free Actions
Free to watch • No registration required • HD streaming
After two years of learning karate, my kids received their certificates on Thursday.
Each karate association has different styles and rules. My kids are learning Goju karate. This time, they passed the test for advanced white belt. The next belt color will be green.
The Ranking System:
White Belt with no stripes :9th kyu
White Belt with 1 stripe :8th kyu
White Belt with 2 stripes :7th kyu
White…
Sometimes I feel very hesitant to give myself any praise, and even more hesitant to share my accomplishments. I'm sure I'm not alone when it comes to this.
6 years ago, I received my orange belt in Goju-Ryu. Shortly after that, I suffered a partially dislocated shoulder sparring in a tournament, though I didn't realize that's what the injury was until more recently. Despite being in agony, I continued to fight (because I'm stupid), winning that match and going on to take home silver in my division, but probably messing up my shoulder and arm worse than I needed to. That and a subsequent lower back injury related to a slip & fall on black ice sidelined me, and I gave up karate. My shoulder was never quite the same, and I constantly dealt with pain and reduced function in my left arm.
In July of 2021, with my back healed, and my shoulder feeling somewhat better, I returned to the dojo to continue training.
This coincided with the lifting of covid lockdown, and although we could work out and train, there was no contact, no sparring. Everyone was in rough shape after lockdown lethargy. Once sparring was allowed again, I enthusiastically donned my gear, and in my very first practice match, in exactly the same way as I'd injured myself the first time (my jab being stiffly deflected with an upper block), my shoulder was instantly popped out of the socket - full dislocation. I didn't know such pain was even possible.
Sensei put a makeshift sling on it before my spouse rushed me to the hospital. I'm extremely fortunate that the ER wasn't busy. I was seen within 30 minutes, put under within 90 minutes, and the doctor slid it back in with minimal damage to the capsule. I'm incredibly thankful for their skillful and efficient work, and for Canadian healthcare. I walked out less than 2 hours after being admitted, though I had a long road to recovery ahead of me.
This time, despite the injury being technically worse, I refused to let it stop me from going to the dojo, though my ability to train was obviously hampered and somewhat limited.
It took physio and a lot of hard work, and while I still have to be careful with it, my shoulder and arm are much better now. Ironically, because of the clean dislocation and skillful procedure to place it back in, I actually don't feel the constant sharp pain running down my arm that I did for years after the partial dislocation, which I never sought treatment for. (Again, because I'm stupid.)
Today I was graded for (and earned) my green belt. Yes, my head absolutely looks like a ripe tomato after that workout.
I know I'm not the most stalwart student at the dojo. Goju-Ryu is a constant battle with one's self. I struggle to retain Japanese terms and commands. I struggle to remember my kata. Sometimes, I struggle to simply motivate myself to show up.
But in the end, I guess that's what it's all about. As one of our dojo's Senseis put it, regardless of rank, we train each time like we're brand-spanking new white belts, because we never stop learning and finding ways to improve our practice. We push through the mental frustration, and the physical exhaustion, and never fail to come away a little wiser.
History of #Goju_Ryu Karate style #Kanryo_Higashionna #Chojun_Miyagi #Delhi_Karate
Welcome back to our Karate world Delhi Karate (DelhiKarate.in). In our previous article we have discussed about History of Karate and its different styles of karate. Now we will discuss about its part. So, we start from history of Goju Ryu Karate Style.
Goju-ryu is a traditional Okinawan style of karate with an extensive history. Sensei Miyagi Chojun was the founder of the Goju-Ryu Karate.
Karate is a form of martial arts dating back several hundred years from India, later developed in Okinawa. Okinawa is a main trading island in Japan’s chain of Ryuku Islands in Western Pacific Ocean. The word “karate” is actually a term in Japanese – “kara” (empty) “te” (hand), meaning to fight hand-to-hand without weapons. In our last topic as we have learned about the history of Karate. Today,…
Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
✓ Live Streaming✓ Interactive Chat✓ Private Shows✓ HD Quality✓ Free Actions
Free to watch • No registration required • HD streaming
Kısa adı IOGKF olan Uluslararası Okinawa Goju-Ryu Federasyonunun Honbu Dojo antetli zarfıyla gelen bir mektup, Karate hayatımın yönünü mucizevi bir şekilde değiştiriveriyor. Mektubuna “Aramıza hoş geldin Sensei İnce” diyerek başlayan Shihan Higaonna kısaca; Türkiye’den böylesine ciddi bir talep geldiği için çok sevindiğini, IOGKF Honbu Dojo’sunu Okinawa’dan Amerika’ya taşıdıkları için, mektubumun ellerine çok geç ulaştığını üzülerek bildiriyor, Türkiyeli bir Karate-ka’ya Goju-Ryu öğretmekten de onur duyacağını yazıyordu. Ayrıca bu mektupla beni 1991 yılının Temmuz ayında gerçekleşecek olan, Avrupa Goju Ryu Karate Şef antrenörleri ve ülke temsilcileri semineri için Fransa’nın Mulhouse şehrine davet ediyor, benimle tanışmak istediğini bütün mütevazılığı ile açık ve seçik olarak belirtiyordu. Hiç unutamıyorum, bu harika mektup ve uluslararası seminer davetiyesi elime geçtiğinde çocuklar gibi sevinmiş, adeta dünyalar benim olmuştu.
Aşağı yukarı aynı dönemlerde, değerli üstadım ve saygıdeğer ağabeyim Shihan Yenal Karahan da, bir diğer WKF stili olan Shito Ryu Karate’yi ülkemize taşıma gayretleri içindedir. Shihan Karahan’ın, gerek Avrupa’da ve gerekse Japonya’da almış oldukları yüksek disiplin ve eğitimin sonucunda, değerli üstadımın gayretleri boşa çıkmamış ve Shito Ryu, Türkiye’de çok kısa bir sürede müthiş bir ivme kazanarak, birçok ilimizde onlarca ciddi dojo’da, binlerce genç Karate-ka’ya hayat kaynağı olmuştur. Shihan Karahan, Türkiye Karate Do camiasında saygın bir yer edinmiş ve bir o kadar da başarılı çalışmalara imza atmıştır. Tarih buna tanıktır. Bu yolda hiç bir maddi çıkar gözetmeksizin büyük özverilerde bulunmuş, ülkemizde Shito Ryu’nun kurumsallaşarak kök salmasına ve dolayısıyla Türkiye Karatesine sayısız hizmetleri dokunmuştur. Bu vesileyle bir kez daha büyük üstad Shihan Karahan’ın huzurunda saygı ile eğiliyorum.
Bir önceki yazımda; “Garip kuşun yuvasını Allah yapar” derken, bir anda hızla gelişen ve başımı döndüren bu olayları kasdediyordum. IOGKF gibi büyük bir Goju Ryu Federasyonuna resmen katılmak ve Shihan Morio Higaonna (10.Dan)gibi Okinawa’lı, yaşayan efsanevi bir usta ile tanışıp ondan ders ve eğitim almak, beni fazlasıyla heyecanlandırıyordu. Karate sporunu bir hobi olarak yaptığımdan, günlük hayatta, çalışmış olduğum bankadaki müdürlerime durumu anlatıp, yıllık iznimi bu seminer için yurt dışında geçireceğimi bildiriyorum. Benimle gurur duyduklarını belirtiyorlar ve bana izin konusunda hiç zorluk çıkartmıyorlar.
Beklenen gün gelip çatınca önce İstanbul’a, oradan Fransa-Strasbourg’a ve ondan sonra da Mulhouse uçuyorum. Cumartesi günü kurs için kaydımı yaptırıyor, Mulhouse Teknik üniversitesi kampüsünde, seminere katılacak olan diğer Avrupa ülkeleri temsilcileriyle birlikte kalacağım binada benim için ayrılan odama yerleşiyorum. Organizasyonun mükemmelliği gözümden kaçmıyor ve bir kez daha Fransız misafirperverliğine, onların demokrasiye ve insani değerlere olan hassasiyetlerine hayran oluyorum. Keşke benim ülkemde de bu denli olağanüstü yüksek insani değerler ve gerçek demokrasi yaşatılsaydı, diye kendimce buruk bir şekilde temennide bulunuyorum.
Pazar sabah 08:00’de bizzat Shihan Higaonna’nın yaptırdığı ve bir saat süren geleneksel Okinawan Karate tarzı ısınma, kültür-fizik çalışmasından sonra, 11:30’a kadar kihon çalışıyoruz. Spor hayatımın hiç bir döneminde görmediğim bu geleneksel Okinawa Karate idmanlarında adeta yeniden doğuyor, yepyeni bir kimlik ve kişiliğe bürünüyorum. Bu çok ani olarak gelişen etkileşimdeki en büyük pay, hiç şüphesiz kıymetli hocam Shihan Morio Higaonna’nın mükemmel kişiliği ve muhteşem Goju Ryu tekniğinin yanında, benimle birebir ilgilenmesi olmuştur.
Geleneksel Karate idmanları, gün arasında 20 dakikalık öğle yemeği ve ihtiyaç molasından sonra 11:50 da yeniden başlıyor, 15:00’e kadar Kata çalışması ile güne devam ediyoruz. Bu ağır idmanlar sadece IOGKFnin ülke temsilcileri ve onların yetistirmiş olduğu yüksek Dan’lı asistanlarına göre hazırlanmış. Her yıl 5 kıta da, her kıtanın kendilerine özgü proğramlarında Dünyanın önde gelen üst düzey Goju- Ryu Karate antrenörleri, Shihan Morio Higaonnanın eğitimden geçiyorlar.
Avrupanın değişik ülkelerinde de tekrarlanan bu Uluslararası Goju Ryu Karate Antrenör seminerlerine, ülkemiz tıpkı futbol da (UEFA) olduğu gibi Avrupa ülkesi(!) sayıldığından, ben de sadece Avrupa ülkelerinde düzenlenen Uluslararası seminerlere 1991’den 1998’e kadar, kendi olanaklarımla, yalnız başıma katılıyorum. Aradan geçen 3 Uluslararası seminer sonrasında, 1993’te İsveç-Stockholm seminerinde Shihan Higaonna, Chief Instructor-Türkiye Goju-Ryu Şef Antrenörü sertifikası vererek şahsıma karşı büyük bir teveccüh gösterip, beni adeta ödüllendiriyor . Ben de onun talebesi olmaktan gurur duyuyorum ve bu gurur bana ömrümün sonuna kadar yeter de artar. Bu makale, Türkiyeli Karate-ka’lar tarafından bana, e-maillerde sıkça sorulan “Nasıl Goju Ryu Türkiye Temsilcisi oldunuz”a bir nevi yanıttır.
Fatih İNCE
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.
AVRUPA’DA JAPON HOCADAN KARATE ÖĞRENMEK
Read the full article
Kısa adı IOGKF olan Uluslararası Okinawa Goju-Ryu Federasyonunun Honbu Dojo antetli zarfıyla gelen bir mektup, Karate hayatımın yönünü mucizevi bir şekilde değiştiriveriyor. Mektubuna “Aramıza hoş geldin Sensei İnce” diyerek başlayan Shihan Higaonna kısaca; Türkiye’den böylesine ciddi bir talep geldiği için çok sevindiğini, IOGKF Honbu Dojo’sunu Okinawa’dan Amerika’ya taşıdıkları için, mektubumun ellerine çok geç ulaştığını üzülerek bildiriyor, Türkiyeli bir Karate-ka’ya Goju-Ryu öğretmekten de onur duyacağını yazıyordu. Ayrıca bu mektupla beni 1991 yılının Temmuz ayında gerçekleşecek olan, Avrupa Goju Ryu Karate Şef antrenörleri ve ülke temsilcileri semineri için Fransa’nın Mulhouse şehrine davet ediyor, benimle tanışmak istediğini bütün mütevazılığı ile açık ve seçik olarak belirtiyordu. Hiç unutamıyorum, bu harika mektup ve uluslararası seminer davetiyesi elime geçtiğinde çocuklar gibi sevinmiş, adeta dünyalar benim olmuştu.
Aşağı yukarı aynı dönemlerde, değerli üstadım ve saygıdeğer ağabeyim Shihan Yenal Karahan da, bir diğer WKF stili olan Shito Ryu Karate’yi ülkemize taşıma gayretleri içindedir. Shihan Karahan’ın, gerek Avrupa’da ve gerekse Japonya’da almış oldukları yüksek disiplin ve eğitimin sonucunda, değerli üstadımın gayretleri boşa çıkmamış ve Shito Ryu, Türkiye’de çok kısa bir sürede müthiş bir ivme kazanarak, birçok ilimizde onlarca ciddi dojo’da, binlerce genç Karate-ka’ya hayat kaynağı olmuştur. Shihan Karahan, Türkiye Karate Do camiasında saygın bir yer edinmiş ve bir o kadar da başarılı çalışmalara imza atmıştır. Tarih buna tanıktır. Bu yolda hiç bir maddi çıkar gözetmeksizin büyük özverilerde bulunmuş, ülkemizde Shito Ryu’nun kurumsallaşarak kök salmasına ve dolayısıyla Türkiye Karatesine sayısız hizmetleri dokunmuştur. Bu vesileyle bir kez daha büyük üstad Shihan Karahan’ın huzurunda saygı ile eğiliyorum.
Bir önceki yazımda; “Garip kuşun yuvasını Allah yapar” derken, bir anda hızla gelişen ve başımı döndüren bu olayları kasdediyordum. IOGKF gibi büyük bir Goju Ryu Federasyonuna resmen katılmak ve Shihan Morio Higaonna (10.Dan)gibi Okinawa’lı, yaşayan efsanevi bir usta ile tanışıp ondan ders ve eğitim almak, beni fazlasıyla heyecanlandırıyordu. Karate sporunu bir hobi olarak yaptığımdan, günlük hayatta, çalışmış olduğum bankadaki müdürlerime durumu anlatıp, yıllık iznimi bu seminer için yurt dışında geçireceğimi bildiriyorum. Benimle gurur duyduklarını belirtiyorlar ve bana izin konusunda hiç zorluk çıkartmıyorlar.
Beklenen gün gelip çatınca önce İstanbul’a, oradan Fransa-Strasbourg’a ve ondan sonra da Mulhouse uçuyorum. Cumartesi günü kurs için kaydımı yaptırıyor, Mulhouse Teknik üniversitesi kampüsünde, seminere katılacak olan diğer Avrupa ülkeleri temsilcileriyle birlikte kalacağım binada benim için ayrılan odama yerleşiyorum. Organizasyonun mükemmelliği gözümden kaçmıyor ve bir kez daha Fransız misafirperverliğine, onların demokrasiye ve insani değerlere olan hassasiyetlerine hayran oluyorum. Keşke benim ülkemde de bu denli olağanüstü yüksek insani değerler ve gerçek demokrasi yaşatılsaydı, diye kendimce buruk bir şekilde temennide bulunuyorum.
Pazar sabah 08:00’de bizzat Shihan Higaonna’nın yaptırdığı ve bir saat süren geleneksel Okinawan Karate tarzı ısınma, kültür-fizik çalışmasından sonra, 11:30’a kadar kihon çalışıyoruz. Spor hayatımın hiç bir döneminde görmediğim bu geleneksel Okinawa Karate idmanlarında adeta yeniden doğuyor, yepyeni bir kimlik ve kişiliğe bürünüyorum. Bu çok ani olarak gelişen etkileşimdeki en büyük pay, hiç şüphesiz kıymetli hocam Shihan Morio Higaonna’nın mükemmel kişiliği ve muhteşem Goju Ryu tekniğinin yanında, benimle birebir ilgilenmesi olmuştur.
Geleneksel Karate idmanları, gün arasında 20 dakikalık öğle yemeği ve ihtiyaç molasından sonra 11:50 da yeniden başlıyor, 15:00’e kadar Kata çalışması ile güne devam ediyoruz. Bu ağır idmanlar sadece IOGKFnin ülke temsilcileri ve onların yetistirmiş olduğu yüksek Dan’lı asistanlarına göre hazırlanmış. Her yıl 5 kıta da, her kıtanın kendilerine özgü proğramlarında Dünyanın önde gelen üst düzey Goju- Ryu Karate antrenörleri, Shihan Morio Higaonnanın eğitimden geçiyorlar.
Avrupanın değişik ülkelerinde de tekrarlanan bu Uluslararası Goju Ryu Karate Antrenör seminerlerine, ülkemiz tıpkı futbol da (UEFA) olduğu gibi Avrupa ülkesi(!) sayıldığından, ben de sadece Avrupa ülkelerinde düzenlenen Uluslararası seminerlere 1991’den 1998’e kadar, kendi olanaklarımla, yalnız başıma katılıyorum. Aradan geçen 3 Uluslararası seminer sonrasında, 1993’te İsveç-Stockholm seminerinde Shihan Higaonna, Chief Instructor-Türkiye Goju-Ryu Şef Antrenörü sertifikası vererek şahsıma karşı büyük bir teveccüh gösterip, beni adeta ödüllendiriyor . Ben de onun talebesi olmaktan gurur duyuyorum ve bu gurur bana ömrümün sonuna kadar yeter de artar. Bu makale, Türkiyeli Karate-ka’lar tarafından bana, e-maillerde sıkça sorulan “Nasıl Goju Ryu Türkiye Temsilcisi oldunuz”a bir nevi yanıttır.
Fatih İNCE
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.
AVRUPA’DA JAPON HOCADAN KARATE ÖĞRENMEK
Read the full article
Kısa adı IOGKF olan Uluslararası Okinawa Goju-Ryu Federasyonunun Honbu Dojo antetli zarfıyla gelen bir mektup, Karate hayatımın yönünü mucizevi bir şekilde değiştiriveriyor. Mektubuna “Aramıza hoş geldin Sensei İnce” diyerek başlayan Shihan Higaonna kısaca; Türkiye’den böylesine ciddi bir talep geldiği için çok sevindiğini, IOGKF Honbu Dojo’sunu Okinawa’dan Amerika’ya taşıdıkları için, mektubumun ellerine çok geç ulaştığını üzülerek bildiriyor, Türkiyeli bir Karate-ka’ya Goju-Ryu öğretmekten de onur duyacağını yazıyordu. Ayrıca bu mektupla beni 1991 yılının Temmuz ayında gerçekleşecek olan, Avrupa Goju Ryu Karate Şef antrenörleri ve ülke temsilcileri semineri için Fransa’nın Mulhouse şehrine davet ediyor, benimle tanışmak istediğini bütün mütevazılığı ile açık ve seçik olarak belirtiyordu. Hiç unutamıyorum, bu harika mektup ve uluslararası seminer davetiyesi elime geçtiğinde çocuklar gibi sevinmiş, adeta dünyalar benim olmuştu.
Aşağı yukarı aynı dönemlerde, değerli üstadım ve saygıdeğer ağabeyim Shihan Yenal Karahan da, bir diğer WKF stili olan Shito Ryu Karate’yi ülkemize taşıma gayretleri içindedir. Shihan Karahan’ın, gerek Avrupa’da ve gerekse Japonya’da almış oldukları yüksek disiplin ve eğitimin sonucunda, değerli üstadımın gayretleri boşa çıkmamış ve Shito Ryu, Türkiye’de çok kısa bir sürede müthiş bir ivme kazanarak, birçok ilimizde onlarca ciddi dojo’da, binlerce genç Karate-ka’ya hayat kaynağı olmuştur. Shihan Karahan, Türkiye Karate Do camiasında saygın bir yer edinmiş ve bir o kadar da başarılı çalışmalara imza atmıştır. Tarih buna tanıktır. Bu yolda hiç bir maddi çıkar gözetmeksizin büyük özverilerde bulunmuş, ülkemizde Shito Ryu’nun kurumsallaşarak kök salmasına ve dolayısıyla Türkiye Karatesine sayısız hizmetleri dokunmuştur. Bu vesileyle bir kez daha büyük üstad Shihan Karahan’ın huzurunda saygı ile eğiliyorum.
Bir önceki yazımda; “Garip kuşun yuvasını Allah yapar” derken, bir anda hızla gelişen ve başımı döndüren bu olayları kasdediyordum. IOGKF gibi büyük bir Goju Ryu Federasyonuna resmen katılmak ve Shihan Morio Higaonna (10.Dan)gibi Okinawa’lı, yaşayan efsanevi bir usta ile tanışıp ondan ders ve eğitim almak, beni fazlasıyla heyecanlandırıyordu. Karate sporunu bir hobi olarak yaptığımdan, günlük hayatta, çalışmış olduğum bankadaki müdürlerime durumu anlatıp, yıllık iznimi bu seminer için yurt dışında geçireceğimi bildiriyorum. Benimle gurur duyduklarını belirtiyorlar ve bana izin konusunda hiç zorluk çıkartmıyorlar.
Beklenen gün gelip çatınca önce İstanbul’a, oradan Fransa-Strasbourg’a ve ondan sonra da Mulhouse uçuyorum. Cumartesi günü kurs için kaydımı yaptırıyor, Mulhouse Teknik üniversitesi kampüsünde, seminere katılacak olan diğer Avrupa ülkeleri temsilcileriyle birlikte kalacağım binada benim için ayrılan odama yerleşiyorum. Organizasyonun mükemmelliği gözümden kaçmıyor ve bir kez daha Fransız misafirperverliğine, onların demokrasiye ve insani değerlere olan hassasiyetlerine hayran oluyorum. Keşke benim ülkemde de bu denli olağanüstü yüksek insani değerler ve gerçek demokrasi yaşatılsaydı, diye kendimce buruk bir şekilde temennide bulunuyorum.
Pazar sabah 08:00’de bizzat Shihan Higaonna’nın yaptırdığı ve bir saat süren geleneksel Okinawan Karate tarzı ısınma, kültür-fizik çalışmasından sonra, 11:30’a kadar kihon çalışıyoruz. Spor hayatımın hiç bir döneminde görmediğim bu geleneksel Okinawa Karate idmanlarında adeta yeniden doğuyor, yepyeni bir kimlik ve kişiliğe bürünüyorum. Bu çok ani olarak gelişen etkileşimdeki en büyük pay, hiç şüphesiz kıymetli hocam Shihan Morio Higaonna’nın mükemmel kişiliği ve muhteşem Goju Ryu tekniğinin yanında, benimle birebir ilgilenmesi olmuştur.
Geleneksel Karate idmanları, gün arasında 20 dakikalık öğle yemeği ve ihtiyaç molasından sonra 11:50 da yeniden başlıyor, 15:00’e kadar Kata çalışması ile güne devam ediyoruz. Bu ağır idmanlar sadece IOGKFnin ülke temsilcileri ve onların yetistirmiş olduğu yüksek Dan’lı asistanlarına göre hazırlanmış. Her yıl 5 kıta da, her kıtanın kendilerine özgü proğramlarında Dünyanın önde gelen üst düzey Goju- Ryu Karate antrenörleri, Shihan Morio Higaonnanın eğitimden geçiyorlar.
Avrupanın değişik ülkelerinde de tekrarlanan bu Uluslararası Goju Ryu Karate Antrenör seminerlerine, ülkemiz tıpkı futbol da (UEFA) olduğu gibi Avrupa ülkesi(!) sayıldığından, ben de sadece Avrupa ülkelerinde düzenlenen Uluslararası seminerlere 1991’den 1998’e kadar, kendi olanaklarımla, yalnız başıma katılıyorum. Aradan geçen 3 Uluslararası seminer sonrasında, 1993’te İsveç-Stockholm seminerinde Shihan Higaonna, Chief Instructor-Türkiye Goju-Ryu Şef Antrenörü sertifikası vererek şahsıma karşı büyük bir teveccüh gösterip, beni adeta ödüllendiriyor . Ben de onun talebesi olmaktan gurur duyuyorum ve bu gurur bana ömrümün sonuna kadar yeter de artar. Bu makale, Türkiyeli Karate-ka’lar tarafından bana, e-maillerde sıkça sorulan “Nasıl Goju Ryu Türkiye Temsilcisi oldunuz”a bir nevi yanıttır.
Fatih İNCE
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.
AVRUPA’DA JAPON HOCADAN KARATE ÖĞRENMEK
Read the full article