Gerokên populer

seen from France

seen from United States

seen from Russia

seen from Malaysia
seen from India
seen from China
seen from Honduras
seen from Canada
seen from Kazakhstan
seen from Yemen

seen from Malaysia
seen from Honduras
seen from Yemen
seen from China
seen from Türkiye
seen from Germany

seen from Brazil

seen from Türkiye

seen from Russia

seen from United States
Gerokên populer

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
First edition of Palmblätter by Karl Gerok, #1857 . #antiquebooks #vintagebooks #oldbook #firstedition #karlgerok #gerok #german #religiouspoetry (at Cincinnati)
Rojek ji rojên Evdalên Zeynîkan
Çend evdal bûn û çend Zeynîk hebûn nizanim, piştî bîraya çaran min nema di xwe der anî! ha ew jî rojeke wilo bû, xweş bû, baş bû, ecêb bû. Em ji bo xwendinê çûbûn lê me nexwend, "Tiştekî mîna mirinê bû, lê kes nemir" gotiye, helbestvanekî. Ez jî dikarim bibêjim. Lê nabêjim.
- Varuna Gezgin Cafe del Mundo - İzmir
Soğuk ve şehirler arası bir otostop günüydü, İzmir'e gitmeye karar verdiğimizde. Muğla Kötekli kavşağında bir aracın bizi almasını beklemekti umudumuz. Biz beraber bir gün Alsancak'ta gevrek yeme ihtimalimizi sevdik, ve Kordon'da oturup çiğdem çitlemeyi. Muğla pazarında “gari” kokan keşkek lekeli masa örtülerinde; (İzmir'de millet üstüne Katık sosu dökerdi o zaman) özlemeye başladım sonra… Bizim Bejan Matur'larımız vardı… Bir de üstü açık arabalarda selfie çekme imkanı… Çine köftesi kokan arkadaşlarla paylaşılan beyaz ayranlarda, ekmek doğramaya başladık. Ben fizyoterapist oluyordum, kimisi mimar, geri kalanlar ise Moleküler Biyolog. Ağabeylerimizden öğrendik 62'den tavşan figürleri türetmeyi. İzmir'de usul usul imbat rüzgarı esiyordu ve kapalı alanlarda kahvaltı yapmayı öneriyordu swarm bildirimleri. Sana ilginç mekanlar biriktiriyordum gezi defterimde ama sen yoktun. Otostopta alanlar bizi hep zamansız ve amansız çevreyolu kavşaklarında bırakıyordu. Ben bizim birlikte Kıbrıs Şehitleri Caddesinde yürüme ihtimalimizi seviyordum. Sonbahar soğuğu toprağa çekiyordu, biralarımızın ve çerezlerimizin döküntü ve akıntılarını ve çatlamaya hazır pringles gevrekliğini. Sonra otostopçu oluyorduk, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünleri. Ne yana baksak, dağ ve taş sanıyordum, Konak Meydanın yalancı maviliğini. Ege suyunun dalga sesini mesaj bildirim sesi yapıyordum, korkuyordum, sonra tekrar “Ding” yapıyordum. Ben sizinle bir gün Bornova'da bir kafede, sadece boyoz yemek zorunda kalanların uğradığı bir köşe başında, ben sizinle Menteşe dağında mistik ve demli bir kaçak çay kıvamında bakan Masa Dağının herhangi bir merdiven basamağında, ben sizinle herhangi bir şehrin terli sokaklarında yürüyüp etrafı izlemeyi sevdim.