Bahçeye çıktığımızda kolumu ondan çektim ve durdum. Boşlukta kalan eline baktı ve bana döndü. Az önceki haline göre daha sakindi.
" Yalnız değilsin, en azından bu konuda. Birbirimize zarar veremiyoruz. Ben senin kardeşini öldürdüm, sen benim kardeşimi vurdun ama hala sinirimizi başkalarından çıkartıyoruz. Ne zaman birbirimizle savaşacağız Asır? Ben peşinden sürüklendiğine göre aklında başka planlar var. Daha ne yapacaksın? İntikam almak istiyorsan benim canımı alacaksın, başkalarının değil."
Beni kollarımdan tutarak sarstığında irkildim. "Alamıyorum. Öyle bir şey ki, senin canını almayı düşündüğümde bile korkuyorum lan ben. Bana hem ışık olup hem de nasıl karanlık da bırakırsın Defne?"
"Ben 17 Numara olduğum gün sen benim ışığımı aldın da ondan. Sen mutlu ol diye ben karanlık da kalmıştım. Artık bırak beni yoksa ikimiz de aydınlığa çıkamayacağız."
Kafasını olumsuz anlamda iki yana sallayarak kaşlarını çattı. Yüzünde öyle bir ifade vardı ki sanki acı çekiyordu.
"Seni bırakırsam karanlıktan çıkamam. Seninle beraber karanlık da kalmayı tercih ediyorum Defne Karaca." diyerek beni kendine çektiğinde bedenime sardığı kolları içimi ürpertti. İntikam alırken sevmek, ikisi bir arada çok yanlış görünüyordu.