Fuanta
The daily life was almost ruined due to wars and poverty. Large numbers of people started migrations as they were making do with their last harvest. They formed solidarity as moving together in large groups. They were camping in abandoned cities they visited, took any supplies they could find, gained energy and moved on. All the children went missing in one these camps. Mothers – loosing hope – fathers exhausted started searching everywhere. They followed their children’s voices between the trees. No one has ever seen such happy screams since months. When they reached the source of the voices, they found their children in an egg factory, while they were playing games, throwing eggs to each other. The factory was abandoned recently and in working condition. The chickens were left in the darkness but had their food and did their duty. Such number of eggs were enough for all, although nobody wanted to leave this abundance. They expected richness from this factory instead of the soil and moved into the place. For generations, this factory was never forgotten.
Fuanta
Savaşların getirdiği yoksulluk günlük hayatı neredeyse yok etmişti. Son hasattan kalanlarla yetinmeye çalışan insanlar göç etmeye başladılar. Büyük gruplar halinde hareket edip dayanışma sağlamaya çalışıyorlardı. Gittikleri terk edilmiş şehirlerde kamplar kuruyorlar, bulabildikleri erzakları yanlarına alıp, dinlenip yollarına devam ediyorlardı. Bu kampların birinde bütün çocuklar ortadan kayboldu. Umudunu yitirmiş anneler, yorgun düşmüş babalar her yeri aramaya koyuldular. Sonra ağaçların arasından işittikleri çocuk seslerini takip ettiler. Bu kadar mutlu bağırışmaları aylardır kimse duymamıştı. Seslerin kaynağına ulaştıklarında çocukların bir yumurta fabrikası bulduğunu ve orada yumurta savaşı yaptıklarını gördüler. Fabrika yeni boşaltılmıştı ve çalışır durumdaydı. Karanlıkta bekleyen tavuklar yemlerini yemeye devam etmiş, görevlerini de yapmışlardı. Yumurtalar herkese yetti. Kimse bu bereketli yeri bırakmak istemedi. Artık topraktan değil fabrikadan verim bekler oldular. Oraya yerleştiler. Nesiller boyu da fabrikayı kimse unutmadı.













