The growing numbers of world population brought depletion of natural resources. Cities growing without planning, wrong sustainability policies, uncontrolled corporate world and corruption in countries brought the world into an uninhabitable place. Wars erupting between countries willing to control the water supplies ended millions of lives. Large societies, stuck in habitable zones due to the broken ecological balance had to lower their living standarts and were in deep devotion. The advanced technology was abandoned and ignored as a result of the eruption of wars over water resources. The humanity used its remaining scientific notion over the artificial food and health reinforcements. However, the artificial nutrition caused big epidemic and death in large numbers. When the epidemic was mostly over, there was no authority nor a government team reign. A small group of one million people were alive, who were never infected or had the immune to protect themselves. It was thought that the humanity had all these trouble due to the explosion of population. As a sudden drop in industrialization, the ecological system started to come back to balance as it allowed the necessary climate and food to grow. The only alive group of people named their new state as ‘Union’. Their main targets were the equal distribution of wealth and limiting the population growth (with strong hand if necessary). In the future, there would be no single extra person over one million. The ones who lived would have it all. In order to maintain the stability, the Union choose a totalitarian path. Any economical production was also made by the organs of Union itself. The individuals had it all however by going into very tight and strong education system and some of the mandatory work forced by the Union. In the end, everything was for having everything stay the same.
Dünya nüfusunun hızla artması sınırlı doğal kaynakları tükenme noktasına getirdi. Plansız büyüyen şehirler, yanlış sürdürülebilirlik politikaları, denetimsiz şirketler ve yozlaşan devletler sonunda dünyayı yaşanmaz duruma getirdi. Azalan su kaynaklarının kontrolleri altına almak istyeyen devletlerin saldırılarında milyonlar hayatlarını kaybettiler. Bozulan ekoloji yüzünden daralan yaşam alanlarına sıkışan topluluklar standartlarını düşürmek ve birçok fedakarlık yapmak zorunda kaldılar. Su savaşlarına kadar çok ileri düzeye ulaşmış teknolojiler artık kullanılmamaya ya da umursanmamaya başladı. İnsanlar son bilimsel bilgilerini ise yapay besinlere ve sağlık takviyeleri geliştirmeye harcadılar. Fakat yapay besinler büyük salgınlara ve toplu ölümlere neden oldu. Salgın sonrasında ortada herhangi bir otorite ya da bir yönetim kadrosu kalmamıştı. Hastalığa yakalanmayan ya da başığıklık gösteren yaklaşık bir milyon nüfuslu bir grup hayatta kalmayı başarmıştı. İnsanlığın başına gelen bu felaketlerin sebebinin nüfus patlaması olduğunu düşünüyorlardı. Gerileyen endüstrileşme sayesinde toparlanmaya başlayan ekolojik denge artık yaşam denebilecek bir iklim ve bolca gıda vermeye başlamıştı. Dünyadaki son topluluk “Birlik” adını verdikleri bir devlet kurdu. Amaçları ise yeni oluşan refahı herkese eşit paylaştırmak ve nüfusun artışını sonsuza kadar engellemekti (demir yumrukla bile olsa). Gelecekte hiçbir zaman bir milyondan fazla insan yaşamayacaktı. Yaşayanların hepsi ise herşeye sahip olacaktı. Bu istikrarı sağlamak için gittikçe otoriter bir hal alan Birlik totalitarizmin yollarını benimsedi, ayrıca bütün ekonomik üretimi Birlik bünyesindeki kurumlar sağlıyordu. Bireyler herşeye sahipti fakat çok sıkı bir eğitimden geçiyorlar ve dünyanın neresinde olursa olsun rejimin dönemsel olarak mecburi kıldığı işlerde çalışmak zorunda kalıyorlardı.Sonunda herşey, herşeyin aynı kalması içindi.