seen from Syria
seen from China

seen from United States

seen from China

seen from Saudi Arabia

seen from Saudi Arabia

seen from Saudi Arabia
seen from Kuwait

seen from United States
seen from United States

seen from Germany
seen from United States
seen from Saudi Arabia
seen from Saudi Arabia

seen from Greece
seen from United States

seen from Italy
seen from United States

seen from United States
seen from Syria

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Bu roman o kız okusun diye yazıldı...
Enver Aysever'den dikkat çeken paylaşım
Enver Aysever twitter’dan yaptığı paylaşım gündem oldu. Tüm twitter kullanıcıları Enver Aysever’in yaptığı paylaşıma yorum beğeni ve retweetler yağdırdı.
Bu paylaşım çok dikkat çekerken, tepki verenler de oldu destekleyenler de oldu. Twitter’da #EnverAyseverTeröristtir hashtag’i ile gündem olan ünlü yazar şuan hiçbir paylaşıma cevap vermedi.
View On WordPress
Bu akşam Halk TV canlı yayınında 3 Cumhuriyet yazarı var! Ben ve Mine Söğüt, Enver Aysever’in programına konuk olacağız. 21:00’da başlıyor. 😀 #zülalkalkandelen #minesöğüt #enveraysever @halktvcomtr (at Halk Tv) https://www.instagram.com/p/Bs77p4_B4DU/?utm_source=ig_tumblr_share&igshid=1naukup4uvdwb
Türk tipi aydınlık sistemi
Can Soyer’in geçen gün yazdıklarından bir alıntı ile başlayalım muhabbete. “Türkiye’de bir ‘aydın’ tipi gelişti. Meslekleri farklı olsa da genellikle köşe yazıyorlar. Muhalifler, hatta basbayağı solcu, sosyalistler. Liberallere düşmanlar, aynı zamanda kimin liberal olduğu konusunda külyutmazlar. Dikkat çekici bir ortak özellikleri var: Kendilerine yönelik eleştirilere sert, hayli yukarıdan, hatta kaba bir biçimde yanıt veriyorlar. Dilim varmıyor ama handiyse terbiyesizce, şirretçe diyeceğim. Eleştiricisine hınçla yönelen bir dil, ironi barındırmayan bir alaycılık…”
Cumartesi öğleden sonra gelen bu tweet zincirinin ilham kaynağını tahmin etmek hiç zor değildi. Son birkaç gündür twitter denilen zehirli ortamda zaten tartışma dönüyordu. Akın Atalay, Halk TV’de Enver Aysever’e konuk olacak, Cumhuriyet felaketini kendi durduğu taraftan izah edecekti. Aysever yeni yönetim göreve başlar başlamaz onları ilk tebrik edenlerdendi ve birkaç haftaya kalmadan gazetede köşe yazarı olarak çalışmaya başladı. Dolayısıyla programın tarafsız bir şekilde yönetilmeyeceği endişesi birçok kişi tarafından açıkça dile getirilmişti.
Normal koşullar altında Halk TV’yi izlemeyen, hatta yanlışlıkla açtığında bile kaşıntı basan birçok insan gibi ben de zorla televizyonun karşısına geçtim cumartesi günü. Akın Atalay belgeleri ile birlikte pek çok şeye açıklık kazandıracağım demişti, dinlenmeliydi.
Program başladı, Aysever uzun uzun konuştu, arada Akın Atalay bir şeyler anlatırken ‘gazetecilik adına’ yüz elli altı tane soru sorarak araya girdi. Bu arada merkezden kulağına fısıldadılar, bilmem kaç kere reklam arasına girildi ve otuz saniyelik Yılmaz Özdil’in yeni kitabı reklamı seksen altı kez döngü şeklinde üst üste yayınlandı. Bu arada ben de bileklerimi kesmeye alternatif etkinlik olarak twitter’da kim ne yorum yapıyor diye bakınıyordum ki…
Ki Enver gümbür gümbür patladı canlı yayının ortasında. Cumhuriyet eski muhabiri Canan Coşkun’du hedefteki kişi. Çok tetikçisi varmış liberallerin, Coşkun’da o liberallerin en ahlaksızlarındanmış. Bangır bangır bağırarak, okul çıkışı gel ben sana göstereyim tavırlarıyla “Taksim’deyim ben, hadi gel görüşelim” diyordu. Klibini aşağıya iliştiriyorum.
Peki neydi Enver Aysever’i bu kadar sinirlendiren? Kaçırdım mı diye dönüp tekrar baktım. “Akın Atalay Halk TV’de Cumhuriyet gazetesindeki yönetim değişiminin ardındaki gerçekleri anlatıyor. Enver Aysever’in söz kesmeleri ve Yılmaz Özdil reklamlarından kalırsa anlatacak” demiş. Sonra da eleştiriyi biraz sertleştirmiş: “Enver Aysever soru sormuyor. Halk TV’de mahkeme kurmuş. Savcılığın iddianamesine göre yargılama yapıyor.” Bunlardı Aysever’i çileden çıkartan tweetler. Ve muhtemelen büyük liberal tetikçi Coşkun’un tweetinin tam tamına dört kez paylaşılmış olması.
Ortada bir eleştiri vardı – hatta altına imza atacağım bir eleştiriydi – ama canlı yayında böğürmeyi gerektirecek, ilkokul kabadayılığına neden olacak türden bir şeyi ben mi göremiyorum diye çok düşündüm. Aysever, Kemal Göktaş’tan da hıncını çıkardı bütün bu gaz ve toz bulutunun arasında. Çünkü geçen günlerde “Bak Kemal Göktaş…” diye başladığı tweete karşılık Göktaş, Aysever’e “sen” diye hitap etmiş. Sen değil siz olacakmış. Bak sen hele…
Can Soyer’in dediği gibi Türkiye’de her şeyi bilen, her konuda en bi uzman, eleştirilemez, haklılığı sorgulanamaz bir aydın tipi gelişti gerçekten. Enver Aysever aslında bunların yine en masum örneklerinden biri. Cumartesi günkü program onun adına bir turnusol kağıdı görevi gördü bir kez daha ama daha kimler kimler var bu özelliklerde.
Sorun tartışma kültürünü bilmeyen, farklı görüşlerden de bir şeyler öğrenebileceğini düşünmeyen Enver’de değil tabii, Enverlere Enver olmaya izin veren bizlerde. Yoksa Enver kim ki gazetelerde köşe yazarlığı, televizyonlarda programcılık yapsın. İki kitap okumuş, üç beş klişe aforizmayı tekrarladığı için hoşumuza giden insanları öyle bir tepemize çıkartıyoruz ki sonuçta kafamıza ediyorlar böyle.
Enverler her yerde var aslında, sadece bize özgü değil. Gidin Berlin’in, Paris’in, Roma’nın kafelerine, ortalık Enverlerden geçilmiyor. Bir tek farkla. O Enverlere hadi git gazetede köşe yaz deseniz, korkularından altlarını pisletirler. Çünkü kafede atıp tutmakla ciddi bir yayın organında yazmanın farklı şeyler olduğunu bilirler. Bilgi gerektirir, bakış gerektirir, omurga gerektirir. Kendinden olmayanlara bile saygıyı gerektirir. Ama biz, iki muhalif kelam etti diye Enverleri kafeden alıp Enver Paşa yapıyoruz başımıza. Sonra da aydınının böyle olduğu, sayemizde böyle olmasına izin verildiği güzel ülkemizde futbolcunun ahlakıyla uğraşıyoruz. Oysa Enver Aysever’in aydın olduğu ülke için Arda Turan’ın futbol ahlakı birkaç gömlek büyük bile.
Yetmez ama yeter artık
Programın tamamını anlatmayacağım burada, izlemek isteyenler için linkini iliştiriyorum. Durumu özetleyecek olursak, Akın Atalay bir şeyler anlatmaya çalıştı, Enver Aysever itinayla sözünü kesmeye devam etti ve sürpriz sürpriz, yine ülkenin bütün dertlerini yetmez ama evetçi liberallere yıktı kendi kafasınca. “Ben o gazetenin yazarıyım ama adil davrandım” demesi bile Aysever’in adalet kavramı ve gazetecilik ahlakı hakkında yeterli bir özet. (Alev Coşkun yalakalığı kısmına hiç girmeyeceğim, başka zaman inşallah)
Gerçekten de yeni aydın tiplemesinin en büyük özelliği bu son yıllarda: ya bizdensin ya liberal. Bu bizdenlik de genellikle kendilerini ulusalcı sol diye adlandıran kesimden geliyor.
Burada liberalizm nedir açıklamasına girecek halim yok, bilgi ve birikimim adına utanır, en fazla sosyal demokrasinin anglo-saksonize edilmiş hali der ve susarım. Ancak yetersiz bilgi ve birikimimle dahi Türk tipi aydının liberalizmi hiç anlamadığını rahatça söyleyebilirim. Ortada bir kafa karışıklığı, liberalizmin yanına ek olarak ‘neoliberalism’ / ‘neoconservatism’ gibi kavramların ve Amerika ağırlıklı gördüğümüz libertaryanizm görüşünün birlikte bir bulamaç hale getirilmesi gibi bir durum var ortada. Yoksa liberal olmayan biri olarak liberalizmin, en azından 2018 dünyasındaki diğer akımlara da bakarak, o kadar da korkulacak bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Ama zaten Türk tipi aydın liberalizmin gerçekten ne olduğunu da çok merak etmiyor gibi. “Post-truth” dünyasında sadece bir küfür kelimesi liberal. Yine işin ilginç yanı, bu küfrü kullanmaya en yatkın olanların, daha önce de dediğim gibi kendilerini ulusalcı sol olarak nitelendirmeleri. Ulusal sol denilen şeyi de (içine bir parça kötü niyet de katarak) gavurcaya çevirince karşımıza çıkan kavram nasyonal sosyalizm. Hani düşmanım bile olsalar (ki düşmanım değiller), yine de bu insanlardan hiçbirine yakıştıramayacağım bir tanımlama ama zorlamak istersek zorlarız, hiç sıkıntı değil. Yani diyeceğim o ki, sırça köşkte oturanlar bilmedikleri bir kavramı kullanmadan önce en azından Wikipedia’da ne olduğuna baksınlar.
Gelelim artık beni çok bunaltan şu yetmez ama evet (YAE) tartışmasına. Daha önce de yazdım, 2010 yılında dünyanın çok farklı bir yerinde çok farklı dertlere konsantre olduğum için bu tartışmayı o dönemde takip etme şansım olmadı. Olayı ancak 2018’den geriye bakarak değerlendirebiliyorum ve o zaman oy kullansaydım ne yapardım, ne desem yalan olur. O yüzden bu tartışmaya bekara karı boşaması kolay kontenjanından katılıyorum, kusuruma bakmayım. Ama gerçekten çok sıkıldım bu muhabbetten.
Ne siyasetçiyim ne sosyal bilimciyim. Bir mühendis olarak hayatta güvendiğim bir bilim varsa o da matematik. O yüzden dönüp rakamlara baktım yine.
2010 referandumunda AKP evet tarafını, CHP ve MHP hayır tarafını destekledi. Kürt siyasi hareketi, bu referandumda bizimle ilgili sorunların hiçbirine yer verilmiyor diyerek boykotu tercih etti. Sonuçta evet %57.88, hayır ise %42.12 aldı. Dolayısıyla karşılaştırma yapacağımız zaman bu üç partiye ve tabii ki ülkemizde gelenekselleşmiş olduğu şekilde, takım tutar gibi o partilere oy verenlere bakmak gerekiyor.
Referandum sonuçlarını karşılaştırmakta en sağlıklı referans noktalarının bir önceki (2007) ve bir sonraki (2011) genel seçimleri olacağı görüşündeyim. Kürt oylarını ve yüzde sıfır nokta bilmem kaçlık diğerlerini çıkartıp üç partinin toplam oyuna baktığımızda görüyoruz ki, 2007’de AKP bu oyların %56.99’unu, 2011’de ise %56.10’unu almış. Yani çok genel bir bakış açısıyla, YAE’ciler CHP ve MHP’den %1’in altındaki bir oy oranını referandumda AKP tarafına taşımışlar. Bir başka deyişle, YAE’ciler olmasaydı referandum %58 yerine %56 ile kabul edilecekti. Büyük mesele.
Oysa çok açık görülüyor ki referandumdan evet çıkmasının asıl nedeni Kürt siyasi hareketinin boykotu. Kendilerini ulusalcı sol diye tanımlayan bu su katıksız Türk milliyetçileri, hani şu sadece felaket anlarında Kürtlerle aynı gemide olduklarını hatırlayanlar, bu gerçeği sürekli olarak halının altına süpürmeye çalışıyorlar. Keza Kürtlerin referandumu boykot etmelerini içten içe kendileri bile haksız bulamıyorlar. Muhalefetin dozunu kaçırıp kendilerini Silivri’de bulmaktan da korkuyorlar. Dolayısıyla Türk tipi aydın Enver Paşaların boş zamanlarında saldırabilecekleri tek şey YAE’ciler kalıyor.
Yetmez ama evet tavrının o gün için doğruluğu yanlışlığı ayrı bir tartışma konusu. Ama 95 yıllık Türkiye Cumhuriyeti’nin makus talihinin nedenini Baskın Oran’a ya da Oya Baydar’a yıkmak da en hafif ifadeyle haksızlık. Keza rakamlar gösteriyor ki geceleri Survivor izlemek yerine bu insanların ne dediğini düşünen kitle, nüfusun %1’i bile etmiyor. Yine bu mantıkla bakıldığında, CHP’nin 2003 ara seçimlerine ortam hazırlayarak Tayyip Erdoğan’ı başımıza getirmesini de sabahlara kadar konuşabiliriz ama nafile. Bir gerçek varsa ortada, o da ne yaptıysak biz yaptık. Bütün bunların başımıza gelmesine 80 milyon hep beraber biz izin verdik.
Ama Enverler kusursuz ve de harikulade oldukları için bundan kendi üzerlerine düşen payı çıkarma ihtiyacını hissetmiyorlar. Dolayısıyla geleceğe yönelik dersler çıkarmak, birlikte bu bataktan nasıl çıkarız diye strateji geliştirmek de mümkün olmuyor.
Tabii şaşırtıcı olmayan bir tutum. Sonuçta bu coğrafyanın mayasında var bütün bunlar. Biliyorsunuz bu topraklarda herkes sütten çıkmış ak kaşıktır, bir hata varsa karşı tarafta aranmalıdır. Türkler Ermenileri, Ermeniler Azerileri asla katletmemiştir. Kürtler tarih boyunca kimsenin kılına zarar vermemiştir. Yunanlar aslında bu topraklara medeniyet getirmiştir. Demirel’e “sağcılar adam öldürüyor” dedirtmek mümkün olmamıştır. Örnekleri yüzlerle çarpabilirsiniz.
Bir yanlış yaptığı zaman elini kaldırıp “evet ben hatalıydım” demek yerine avaz avaz bağırıp, okul çıkışında görüşmeye çağırmak bizim tarihi geleneklerimizden. O yüzden en kahraman ulusal solcu Enver, liberal diye küfrettiği sosyalist Canan Coşkun’a “Taksim’e gel hadi yiyorsa” diyebiliyor ve yine de aydın sıfatını taşıyabiliyor bugün bu ülkede. Bizler de elimize patlamış mısırları alıp, televizyondaki tartışma programlarından memleketin halini izliyoruz. Merakla bekliyoruz filmin sonunu, acaba Enver mi en büyük kazığı atmış bu ülkeye yoksa Canan mı? Çünkü çok rahatız, çok iyi biliyoruz ki ortada sütten çıkmış bir ak kaşık varsa, o kişi bizden başkası olamaz.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
#RüzgarlaSaklı ve bir şiir 🌱 #Teşekkürler #EnverAysever @enveraysever @yitikulke #KadirAydemir
"Yıllardır 1 olalım, bizi bölmeye çalışıyorlar" demedim mi 👊 Allah aşkına yeter! #tbt #2012 #cnnturk #tv #televizyon #enveraysever #safakcak #istanbul #turkey #türkiye #🇹🇷 (at Cnn Turk)
Aldığım en güzel erken doğumgünü hediyesi. #enveraysever #aykırıkumpanya @oguzcavus (at Nazım Hikmet Kültür Merkezi - Kadıköy)