"Korkuyorum..."
"Biliyorum, Madam Rosa, ama yaşıyorsunuz demektir bu."
seen from China
seen from Australia
seen from United States
seen from Argentina
seen from United States

seen from Canada

seen from Peru

seen from Netherlands

seen from Lithuania

seen from United Kingdom
seen from Russia
seen from United States
seen from United States

seen from United States

seen from United States
seen from Lithuania
seen from United States

seen from Malaysia

seen from United States

seen from Lithuania
"Korkuyorum..."
"Biliyorum, Madam Rosa, ama yaşıyorsunuz demektir bu."

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
. "Deli damgası yediğiniz andan itibaren herkes size iyi niyetle yaklaşır, çünkü delilik politik değildir." syf.46 . "Gerçeklerden söz etmek istiyordum. Ama sen de biliyorsun, gerçeklerden söz etmeye hakkımız yok artık. Gerçekler tabu oldu. Aşk, çocuk, anne, yürek... Yani yayın organımız; bütün bunlardan söz etmek kıroluk sayılıyor. Sulugözlülük, sefalet avcılığı, yalancı duyarlılık, duygusallık, bayağılık deniyor, edebiyat değil kısacası. Ayrıca yeni değil. Bunlar sabit şeyler, geçici olmayan şeyler, sabit olan her şey de gericidir, çünkü değişmez. Özgün değildir, bakir topraklara el atmaz." syf.48 . "İnsan her şeyi anladığında mutlaka ağır bir sinir krizi geçirir. Bilinçlilik bunu gerektirir." syf.69 . "hâlâ iki kere ikinin dört ettiğine inanıyorsun. Yanlış. İki kere ikinin her ikisi de sahtedir, suç ortağıdırlar, dört edermiş gibi yaparlar, üstünlük sırasına göre. Görünüşe saygılıdırlar, ama biz mecbur değiliz..." syf.77 . "dünya yeterince paranoyak olmayan insanlarla doludur, öyle ki, işkenceden kaçabilenler yalnızca işkencelerdir." syf.122 . "insanlık, ağaçta büyümeyip yere düşen tek meyvedir. Mümkün olan tek çözüm, düşmüş, başarısız, sakat kişiliğimizi fark etmemeye çalışarak kabullenmektir." syf.124 Önce "Onca Yoksulluk Varken" okunmalı, ardından "Yalan-Roman". Müstearla yazılmış bir romanın sahte yazarının yaşadığı gerçek hayatın nefis ironili romanı. Müthiş keyifli. #emileajar #romaingary #yalanroman #çeviri #rozahakmen #agorakitaplığı #kitap #neokuyorum #okumakiptiladır #okumahalleri https://www.instagram.com/p/B6WQaIupD4Q/?igshid=16qysz4egfk0k
Emile Ajar yani Romain Gary üzerine bilmem ki ne yazabilirm. Öyle kıymetli ki nezdimde hiç görmediğim, bilmediğim bir insan değil de her daim yanımda varlığını hissettiğim sıcacık bir dost sanki. Nasıl olabiliyor bu bilmiyorum ama bazı yazarlar hiç konuşmadan dertleşebildiğim insanlar gibi derin yerlere sahipler kalbimde. Emile Ajar da bu yazarların başında gelenlerden. İlk olarak 2010 yılında Onca Yoksulluk Varken ile kesişti yollarımız. Ve daha ilk satırlarından itibaren ruhumu kuşatan, sadece merak duygumu kamçılamakla kalmayıp her duyguyu iliklerime kadar hissettiren, hiç bilmediğim dünyaların içine daldırıp yepyeni ufuklar açan bir kitapla hemhal olmuş oldum. Ne annesini, babasını dahası kaç yaşında olduğunu bile bilmeyen bir çocuk olan Momo ile onun bakıcılığını yapan Madam Rosa’nın dil, din , ırk gibi tüm ötekileştirme metalarından öte sevgilerini anlatan, sevmeyi öğreten ve kitabın son cümlesini içten içe sürekli tekrar ettiren bir kitap Onca Yoksulluk varken; sevmek gerekir. Tüm kitaplarını okuma zevkini erişmiş oldum zamanla Romain Gary’in. Hepsi ayrı güzel olsa da ilk göz ağrımın yerini de hiç biri alamadı. Sevgiden ve merhametten yana umudunuzda bir nebze olsun eksilme hissediyorsanız naçizane bu kitabı terapi niyetine okumanızı tavsiye eder, iyi okumalar dilerim...
. "Bir insanın en önemli parçaları kalple kafadır, en pahalıya patlayanlar da onlardır. Kalp durursa artık işinizi eskisi gibi yürütemezsiniz, kafa her şeyden kopup doğru dürüst işlememeye başlarsa da kişi niteliklerini yitirir, artık yaşamdan hiçbir yarar göremez. Sanıyorum yaşamaya çok gençken girişmek gerekir, çünkü sonradan bütün değerinizi yitiriyorsunuz, kimse de size bağışta bulunacak değildir." syf.59 #emileajar #romaingary #oncayoksullukvarken #çeviri #vivetkanetti #agorakitaplığı #kitap #neokuyorum #okumakiptiladır #okumahalleri https://www.instagram.com/p/B58esqdpwS8/?igshid=1ubtd32uu766j
Abraço Apertado – Emile Ajar (Romain Gary)
Emile Ajar, pseudônimo utilizado por Romain Gary, escreveu o imperdível A vida pela frente. Abraço apertado é completamente diferente e tem por eixo a convivência de um homem terrivelmente solitário e que não se comunica bem com os outros e uma cobra píton, que o abraça apertadamente, preenchendo suas carências de afeto e calor “humano”. A leitura é difícil, pois dá nós como se fosse um píton (uma cobra) que se enrola num cesto, mas é uma análise bem profunda da solidão e do isolamento humano.
“A liberdade é um troço especialmente penoso, pois se não existisse pelo menos teríamos desculpas, saberíamos por quê. A liberdade não deve ser só bancária, é preciso alguma outra coisa, alguma coisa, alguém para amar, por exemplo.... digo isso de passagem..., para já não ser livre com conhecimento de causa. De meu lado, ou contra o fascismo, mas o amor, afinal, é coisa totalmente distinta. Repito aqui pela última vez e se continuarem a insinuá-lo, vou perder as estribeiras, que não é por isso que mantenho Gros-Calin [o píton] em minha casa, pois mesmo se não vivesse com um píton nada prova que encontraria alguém para amar que estivesse disposto a isso. .... Não há nada mais perverso, mais calculado e mais traiçoeiro do que os países em que a gente tem tudo para ser feliz. Se aqui tivéssemos a fome da África e subalimentação crônica com ditadura militar, teríamos desculpas, pois isso não depende de nós.”

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Gros-Câlin, roman par Émile Ajar, ici édition originale du 21 août 1974, il n'y a pas eu de grand papier. Publié par le Mercure de France. #emileajar #romaingary #mercuredefrance #folon #editonoriginale https://www.instagram.com/p/CeJQ-R5I-P7/?igshid=NGJjMDIxMWI=
#okudumbitti📚 #romaingary #emileajar #oncayoksullukvarken Büyük bir adam Momo; okumak isteyene o kadar büyük laflar ediyor ki, insan şaşakalıyor 😳 Küçücük çocuk yüreğine sığdırdığı, daha ön yaşında olduğu yalanı ile biran önce büyümeye çabalayan ve sadece bir gün, o güne kadar hiç bilmediği, tanımadığı babasıyla karşılaştığında 4 yaş birden büyüyüp 14 yaşında olan Momo'nun onu büyüten yaşlı, şişman, sürekli panik halinde olan ve büyümesini hiç istemeyen Madam Rosa'nın: "Bunu sen bilmezsin, çok gençsin." dediğinde "Hiçbir zaman, hiçbir şey için çok genç olmadım, Madam Rosa." dediği gibi hep olgun ama ilgiye, sevgiye, anneye, aileye hep muhtaç olan Momo'yu ve hikayesini okurken çokça düşünüp, bolca altını çizeceksiniz bu kitabın.. Hayatın ve doğanın kanunları karşısında çoğu zaman yenik düşmüş fakat yinede azmini, heyecanını asla kaybetmeyen, sürekli çabalayan insanların başından geçenleri okumak biliyorum ki iyi gelecektir size... Onca Yoksulluk Varken bana göre mutlaka okunması gereken kitaplar arasında.. 🙋🏻♂️ şimdiden iyi okumalar dilerim 😉 https://www.instagram.com/p/CUIhYXRtS3s/?utm_medium=tumblr
Onca Yoksulluk Varken [Emile Ajar]
Onca Yoksulluk Varken 70'lerin Fransa'sında bir kenar mahallede altı katlı ve asansörsüz bir evde yaşayan bir kadın; Madam Rosa ve onun para karşılığı baktığı çocuklardan Momo etrafında geçen bir hikaye. Momo'nun aslında on değil de on dört yaşında olduğunu öğrendiği gün hikayenin de geçtiği zaman birden bire uzuyor. Beş altı sene filan sanıyordum meğer bir on seneyi bulmuş olay.
"Bence en iyi uyuyanlar dürüst olmayanlardır. Çünkü hiçbir şeyi takmazlar, oysa dürüst insanlar gözlerini kırpamazlar, her şeyi dert edinirler. Yoksa dürüst olmazlardı." Romanın neden güzel olduğunu anlatayım. Olaylar bir çocuğun anlatımıyla aktarılıyor. Çocukluğa yoksulluk ve kimsesizliği de eklediğimiz zaman bizim hayatımızın önemli ve önemsiz kavramlarının başka düzlemlerde ne kadar farklı olduğunu görüyoruz. Mesela, Madam Rosa bir Yahudi ve fakat Momo Müslüman. Bunun hiçbir önemi yok ki. Yoksulluk ve hayata tutunmak için birbirini bulmuş olmak bu kayıp insanlar için en önemli ortak nokta. Diğer noktalar ortak olmasa da olur. "Kendilerine eroin iğnesi yapan bütün veletler mutluluk alışkanlığına tutulurlar, bunun da hiç acıması yoktur, çünkü mutluluk özellikle yokluğuyla tanınan bir merettir." Espriler çok iyi ve ince. Kitap acaba bir örümcek ağı gibi, ince nüktelerle ve farklı bakış açılarıyla örülmüş. Bir kaç çağrışım da yaptı bende. Salinger'in Çavdar Tarlasındaki Çocuklar'ı; Zadia Smith'in İnci Gibi Dişler'i; Alper Canıgüz'ün Alper Kamu'su bunlardan bazıları. "Bir tek palyaçoların yoktur yaşam ve ölüm sorunları, çünkü onlar dünyaya aile yoluyla teşrif etmezler. Doğa yasalarının dışında yaratılmışlardır ve hiçbir zaman ölmezler, yoksa komik olmazdı. İstediğim zaman onları görebilirim yanımda. İstesem yanımda herkesi görebilirim, King Kong'u da, Frankestein'ı da, yaralı pembe kuş sürülerini de. Bir tek annemi göremem, çünkü bu konuda yeterince imgeye sahip değilim." Momo'nun annesi tarafından terk edildiğin söylemiştim değil mi? "Hem şimdi siz de o kadar yaşlısınız ki, artık siz Allah'ı düşüneceğinize, bırakın da Allah sizi düşünsün biraz. Onu görmek için kalktınız Mekke'ye kadar gittiniz, şimdi de, zahmet edip gelmek ona düşer." Bu da Momo'nun yaşam felsefesinden bir inci. Momo'nun hayatının değişimi Madam Rosa'nın bunama belirtileri göstermesiyle başlıyor. Öyle ki, ikisinin birbirinden ayrılması ihtimali, Madam Rosa'nın sırf "tıbbın gönlü hoş olsun diye" bir hastanede sebze gibi bilinçsiz bir şekilde zorla yaşatılması ihtimali, doğa yasaları gibi konular ikilinin canını çok sıkıyor. Kitaptaki Yahudilik, Müslümanlık bahisleri, Mösyö Hitler ya da Mösyö Victor Hugo'dan kapı komşusundan bahsedilir gibi bahsedilmesi de ayrı enstantaneler. 200 sayfalık bu kitabı Fransız yazar Romain Gary, Romain Gary olmaktan sıkıldığı bir zamanda Emile Ajar adıyla yazmış. Kendi mi bu kadar devrik cümle kullandı Bayan Vivet Kanetti mi çevirirken kendinden kattı bilmiyorum. Sayın Kanetti'ye de Sayın Gary'ye de agora kitaplığına da teşekkür ederim güzel eser için. Read the full article