Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır. Çoğumuz, dövüşmek isteyip istemediğimiz sorulmadan okuyulara çoktan itildik. Çıkmak için ya karanlıklar içerisinden bir kurtarıcının belirmesini yahut da ideal koşulların oluşmasını bekliyoruz. Halbuki kurtarıcılar yok, ideal koşullar yalan. Kurtuluş isteyenin kalkıp o ilk adımı atması gerekiyor. Hem ne olacak ki en fazla yolumuza bir ejderha çıkar Osman.
Olacakları kontrol edebileceğimizi sanmak da ne büyük ego. Neyimize bu kadar güveniyoruz bilmiyorum. Her şeyi doğru planlarsak yollar bizi tam istediğimiz yere çıkarır sanıyoruz. Sonra hiç beklenmeyen bir anda bir olay küüt diye gelip tosluyor, bütün planlar dağılıyor. Oluyor yani bunlar. Kimse kendini bir şey sanmasın, bizden büyük hayat var Osman.
Yaşamımın sürekli "talihsiz bir kaza" nedeniyle değişmesinden çok yorulsam da artık bununla kavga etmiyorum. Artık hiçbir şeyle kavga etmek gelmiyor içimden. Ellerimi kaldırdım, teslim oluyorum. Savaşmayı bırakan insana kim ne yapabilir ki? Yenilmek kadar büyük özgürlük yok, şimdi kazananlar düşünsün Osman.
Böyle konuşuyorum diye sakın her şeyden vazgeçtim sanma. Bilakis, galiba dünyanın nasıl bir yer olduğunu daha yeni yeni anlıyorum. Başta da söylediğim gibi, geçmişten geleceğe doğru giden zaman yolcularıyız işte, uzay turisti gibi bir şeyiz esasen, bence kulağa eğlenceli geliyor. Bütün bunlar senin de aklına yatıyorsa birlikte krediye girip bir uzay mekiği almamıza ne dersin Osman?