selahaddin, mısır ve sudanlı alaylar...
... 21 Ağustos 1169’da, Sudanlı alaylar açıkça ve meydan okuyarak ayaklandı ve Kahire’nin batı ve doğu sarayları arasındaki büyük meydanına mevzilendi. Selahaddin’e husumetlerini gizlemiş olanların hepsi hemen onlarla birlik oldu, aralarında Mısırlı emirler ve halktan insanlar da vardı.
Tahminler değişmekle birlikte, sayıları yaklaşık 50.000’i buldu ve bu, Suriyelilerin sayısından çok daha fazlaydı. İsyancılar, şüphesiz, kentlerini tanıyorlardı ve yerlerini iyi seçmişlerdi, çünkü Selahaddin’i kendi seçeceği bir yerde değil, her an ona karşı isyancılara katılabilecek saray birliklerinin bulunduğu binalardan görünen bir meydanda savaşmaya mecbur bıraktılar. Durum aşırı derecede tehlikeliydi ve bilinmedik etmen Fatımi el-Âdid’in nasıl karşılık vereceğiydi. Vezirini destekleyecek miydi? Selahaddin emin değildi ve bu yüzden ordusu büyük meydanda yerini aldığında, kanatlardan Halife’nin askerlerinin saldırma olasılığına karşı, bazı birliklerini geride tuttu. Sudanlı alaylarla meydanda savaşan Turanşah ve Ebu’l Huyce’ydi ve iki gün boyunca çetin bir savaş meydana geldi. Yine de Selahaddin temkinliydi ve gözlerini öndeki savaşa değil, halifelik sarayına dikmişti. Üçüncü günde çarpıcı ve karışıklığa sebep olan bir gelişme meydana geldi; Halife’nin Ermeni okçuları Selahaddin’in adamlarını ok yağmuruna tuttu.
Savaş kritik bir noktaya gelmişti; el-Âdid’in alaylarının tarafında yer alması halinde Selahaddin’in durumu büyük tehlikeye girecekti. Selahaddin hemen kardeşini çağırdı ve iki kardeş hemen acil çözüm için baş başa verdi. Sonra hızlıca bir karar alındı ve Selahaddin, Ermeni okçulara ve okların atıldığı saraya neft yağıyla ateş açılmasını emretti. Bu emir üzerine savaş yön değiştirdi; Halife derhal, Selahaddin’e kanatlarının güvende olduğu konusunda, onu temin eden ve Sudanlı alayları ezmesi için çağrı yapan bir haber gönderdi. Selahaddin cesaretlenmişti ve hemen kararlılıkla ve acımasızca harekete geçti ve geride kalan birliklerini savaşa soktu ve Sudanlıları meydanın gerisinden aşağıya Bâb Züveyla’ya sürdü. Bunu öngörmüş ve meydanı hazırlatmıştı. Çevreye açılan caddelerin girişleri kapatılmış ve kaçacak yer bırakılmamıştı. Sudanlılar, Bâb Züveyla’nın hemen dışında Kılıççılar çarşısında bahadırca direnmişlerse de, beyhudeydi, çünkü Suriyeli kuvvetlerin ivmesine karşı koyamazlardı. Askerlerini, onların Mansuriye bölgesindeki kışlalarını ateşe vermeye gönderdiği haberi ulaştığında, Selahaddin’in, onlara hiç merhamet etmeyeceğini anladılar.
Kışlaları için boşuna istekte bulundularsa da, alabilecekleri hiçbir şey yoktu. Turanşah onları el-Cîzze’ye kadar kovaladı ve orada hepsini kılıçtan geçirdi.
Selahaddin Eyyübi - Abdul Rahman Azzam














