Hazirandan bu yana buraya herhangi bir yazı eklememiş olmam üzücü. Sanırım erinmeye son vermeli, üzerimdeki ataleti atmalıyım. Bunu da iç açıcı, mutluluk verici bir kavramdan, cennetten, bahseden bir pasaj yayınlayarak yapacağım. Mutluluğa ve gülümsemeye bilhassa gereksinim duyduğum şu günlerde çok güzel geldi bunu okumak:
"-Bak! Sen hala cenneti arıyorsun işte. Çünkü gözlerini açıp dünyaya baktığında hoş şeyler görmüyorsun. Gözlerini bu yüzden kapatıyorsun. Bir kaçış seninki! Gördüklerin seni mutsuz ettiği için olsa gerek, cenneti hala arıyorsun. Dolayısıyla henüz oraya erişmiş değilsin. Sonuç olarak sen daha, Dünyadasın. Yoksa gözlerini niye kapatasın ki?"
Bu sözlere ihtiyar, "Ne yapayım! Gözlerimi kapatınca Dünya daha güzel görünüyor," diye cevap verdi, "Böyle yapmasaydık, bunca hikayeyi nasıl düşleyebilir ve anlatabilirdik?"
Ölüm, "Yani biz şimdi cennette miyiz?" diye sordu.
İhtiyar ise ona şöyle cevap verdi:
-"Belki, bunu anca gülümsediğinde anlayabilirsin." Efrasiyab'ın Hikayeleri - İhsan Oktay Anar
Not: Oysa cennet bir gülüşte saklı. Doğru ya! Bazen kendi gülüşünde, bazen bir başkasının; fakat gülüşte saklı, orası muhakkak!