duyulmak için bağırmak gerekmez anlamak isteyen sessizliğinden bile anlar
seen from Canada
seen from China

seen from South Africa

seen from United States
seen from Canada
seen from China
seen from China
seen from Peru
seen from Kazakhstan
seen from United States
seen from China

seen from Canada
seen from Russia
seen from Malaysia

seen from Malaysia
seen from Canada

seen from Malaysia
seen from China
seen from Australia

seen from Malaysia
duyulmak için bağırmak gerekmez anlamak isteyen sessizliğinden bile anlar

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Duyulmak...
Duyulmak... Ne kadar kolay bir kelime değil mi aslında? Tek kelime, üç hece ve sekiz harf. İşte benim hayatımı bu sekiz harfli ve üç heceden oluşan kelime tanımlıyor. Bu zamana kadar hiç duyulmak istemedim. Görülmek istemedim. Bu dünyada görünmez olup sadece hayatta nelerin nasıl gittiğini gözlemlemek istedim. Belki de bu benim için bir koruma mekanizmasıydı, bilmiyorum. Zamanında çokça dışlanmış bir insanın görülmek istemesi de bir hayli saçma olurdu zaten. İçinizde yaşadığınız şeyleri kimse bilmez, duymaz, görmez. Her şeyi içine atmak nasıl bir duygu iyi bilirim. Herkesten saklanmak, duygularını gizlemek. Ama ben bir şey fark ettim. Ben artık kaçmak istemiyorum. Saklanmak istemiyorum. Kendim olmak istiyorum. Herkese, her şeye rağmen. Bu zamana kadar duyulmak istemeyen ben şimdi duyulmak istiyordum. Delicesine bağırmak ve “Ben buradayım!” diye duyurmak istiyorum dünyaya. “Beni alt edemedin dünya! Ben buradayım. Her şeye rağmen duyulmak ve görülmek istiyorum!” Sesimi duyurmak istiyorum. Artık kendi kendime değil, kendi iç sesimle değil, beni anlayan insanlarla konuşmak istiyorum. Kendimi insanlara anlatmak istiyorum. Siz de sıkılmadınız mı? Duyulmak istemeyenler size sesleniyorum! Artık duyulma vakti gelmedi mi?
Kimim ben?
Merhaba dünya! Ben okyanusun derinlerindeki kız. Yine ve yine sana yazıyorum. Ne komik değil mi? Beni duymadığını bile bile sana yazmaktan vazgeçmiyorum. Belki de tek sen dinliyorsun beni. Hoş beni duymuyorsun ki dinleyesin. Şu an bu satırları yazarken bile içimde bir sıkıntı var. Bazen düşünüyorum. “Kendin olsana!” diyorum kendime. “Sen sensin. Seni seven böyle kabul etsin.” Sonra her şey tek tek aklıma geliyor. Arkadaşlarımın söyledikleri, içimdeki sesin bana itiraf ettikleri ve kendi gerçekliklerim yüzüme vuruyor ve diyorum ki kendi kendime, “Eğer ben kendim olursam yine zarar göreceğim.”. Bazen hayatta risk almak gerekiyor, evet ama geçmişteki bana söylenilenler aklımdan çıkmıyor. Aslında şu an bunları neden buraya da yazıyorum anlamış değilim. Bazen karanlıkta olduğumu düşünüyorum. Etrafımda milyonlarca ışık var belki de ama beni aydınlatan bir tane ışık kırıntısı bile yok etrafımda. Aklıma geliyor arada ve diyorum ki, “Vazgeçiyorum her şeyden. Kimse görmesin, kimse duymasın beni.” Sonra yine vazgeçiyorum bu düşüncemden. Kendimle günlerdir çelişiyorum. “Niye yazıyorum” diyorum mesela? Neden içimdekileri hiç tanımadığım insanlara döküyorum? Sonra tekrardan aklıma geliyor, aralarında benim gibi olanlar da var. Ben kimim bilmiyorum ama. Kimim ben gerçekten? Tanımıyorum kendimi. Bilmiyorum kim olduğumu. Size de olur mu hiç? Hani sanki hiçbir şey bilmediğinizi hissedersiniz. Küçük bir çocuk gibi en ufak tehlikede kaçıp saklanmak istersiniz. İşte ben de öyle hissediyorum. Kaçıp saklanmak istiyor bir yanım. Bir diğer yanım da diyor ki, “Hayır burada kalacaksın ve sesini duyuracaksın.” Biliyorum birçoğunuz beni tanıyor, ismimi biliyor, hatta bazılarınız beni gerçekten tanıyor. Ama ben kendimi tanımıyorum. Bu zamana kadar hep sessizlikteki sesim hakkında yazdım sizlere. Ama belki de ben sesimin duyulmasını hak etmiyorumdur. Etrafımda bu kadar parlayan yıldız var ve ben sönük bir yıldız olarak aralarında duruyorum öylece. Ben parlamıyorum, ben sönüyorum. Belki de sönmeye devam etmeliyim. Kimse duymamalı, kimse görmemeli beni. Sessizliğimdeki ses duyulmuyor. Duymayın, görmeyin bilmeyin beni diye düşünüyorum bazen. Sonra kendime tekrardan bir soru yöneltiyorum: “Ben gerçekten duyulmak istiyor muyum?”
İletişimin Şefkatle Dönüşümü: Anlaşılmak,Duyulmak ve Sevgi
Hayattaki en derin ihtiyaçlardan biri duyulmak, anlaşılmak ve görülmek.. Bir ilişkide en çok zorlayan şey, bir duvarın arkasında hissetmek, söylediklerinin karşı tarafta yankı bulmadığını görmek olabilir.. Ama bazen farkında olmadan kendini o duvarın arkasına koyan da insanın kendisi olabiliyor.. Dönüşüm yolculuğundayken, duyguların nasıl yumuşatıldığını, şefkatle nasıl açıldığını, savunma…
View On WordPress
Duyulmak ve anlaşılmak, kendimizi güvende hissettirir. Bu güven, rahatlık ve huzur gibi bir çok şeyi de beraberinde getirir. Duyulduğunuz ve anlaşıldığınız bir yaşam diliyorum hepinize. 🍀 Hisler evet yazan herkese yüklenecektir. Sevgilerimle ❤ #nurtosun_donusumatolyesi #kişiselgelişim #duyulmak #anlaşılmak #thetahealing #hisyüklemesi #thetahealingturkey #olumlama #terapi https://www.instagram.com/p/CMTu6jgjJCl/?igshid=1iz1buzglbima

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
İhtiyaç duyulmak istiyorum. Ya da en azından özlenmek istiyorum.
M…
istemeden duyulmak
Her zaman içinde vardır insanın, bağırmak, isyan etmek, yargılamayacak insanlara açılmak, yardım almak, sevilmek. Kaçımız buna cesaret edebiliriz ki? Allahtan bloglar çıktı da, kodların, ekranların arkasına saklanabiliyoruz. Biri bizi görür mü acaba diye korkarken, keşke biri okusa da taktir etse beni diye geçiriyoruz içimizden. Böyleyiz biz. Hem korkak, hem ilgiye muhtaç. Sevmek, sevilmek istiyoruz hep. Filmlerde, romanlarda, şarkılardaki gibi aşklara yelken açmak istiyoruz, önümüzdeki dalgalara bakmadan. He ve ce demeden şiirler yazmak istiyoruz. Adımızın destanlarla başlamasını da. Kendimizi çok önemli görmek istiyoruz. Olduğumuzdan daha çok. İnsanların bizim hakkımızda hep iyi şeyler düşündüğüne inanmak istiyoruz, küçük bir köpek gibi mahsun bakarak. Sevgi sözcükleri söylemekten sesimizin kısılmasını, yağmurlu günde elini tutarak zatüre olmayı düşlüyoruz meterolojiye bakmadan. Güneşli günde yağmur, karlı günde güneş istiyoruz. Her zaman doyumsusuz. Kendimize hakim olamıyoruz. Ellerimiz ihanet ediyor gönül gemlerine. Yazmak, haykırmak, duyurmak, istiyor. Fakat,içimizdeki acı bir ses baskın geliyor. Engelliyor çoğunlukla. Ekranların arkasına saklanıyoruz.Biri bizi görür mü acaba diye korkarken, keşke biri okusa da taktir etse beni, diye geçiriyoruz içimizden.