Yirmidört TV – Esas Mesele – Ersoy Dede & Taceddin Kutay & Ramazan Akkır & Kurtuluş Tayiz & Serkan Fıçıcı – 28 Haziran 2019

seen from United States
seen from China
seen from China

seen from China
seen from Canada
seen from Russia
seen from India
seen from United States
seen from United States
seen from Belarus
seen from China

seen from United States

seen from China
seen from United States

seen from United States
seen from China
seen from Canada
seen from Singapore
seen from United States
seen from Russia
Yirmidört TV – Esas Mesele – Ersoy Dede & Taceddin Kutay & Ramazan Akkır & Kurtuluş Tayiz & Serkan Fıçıcı – 28 Haziran 2019

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Kılıçarslan'dan Dinde Refomculara: Aynı Lacivertin Tonları
Kılıçarslan’dan Dinde Refomculara: Aynı Lacivertin Tonları
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İslam’ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. Siz İslam’ı 14 asır öncesi hükümleri ile bugün uygulayamazsınız” sözleri ile gündeme bomba gibi düşen dinde reform tartışmalarına Yeni Şafak Gazetesi yazarı İsmail Kılıçarslan’dan müthiş bir yanıt geldi.
Kılıçarslan, dinde reform çağrısı yapan ve sonrasında bu çağrısından dönen Cumhurbaşkanı…
View On WordPress
''Atatürkü yaratan tanrının adıyla başlarım.'' Bismillahirahmanirrahim'in türkçeleştirilip dilimize yerleştirilmeye çalışılan hali. bu sözün sahibi , türk'ün dini kemalizmdir diyen osman nuri çerman dan başkası değildir.
60 darbesi olduğunda CHP’li Altan Öymen, Coşkun Kırca, Hürriyet’in Başyazarı Oktay Ekşi ve arkadaşları “Ezanın tekrar Türkçeleştirmesi” için imza toplamış, bildiri yayınlamışlardı. Neyse ki olmadı. O zamanlar bu işin başını Osman Nuri Çerman yapıyordu. “Türkün Dini Kemalizmdir” diye bir kampanya başlatmıştı, “Dinde Reform” isimli bir de dergi çıkarıyordu. Çerman’a göre, sadece ezan Türkçeleştirmekle kalmamalı, namazın şekli, vakitleri yeniden düzenlemeli, camilerin de yapısı yeniden düzenlenerek halkevlerinin kontrolüne verilmeli idi. Bu projeye göre, Kur’an’dan Ahkam ayetleri çıkarılacak, yerine Nutuk’tan parçalar eklenecekti.
“Kâbe Arabın olsun, Çankaya bize yeter” diyen de vardı..
Daha buna benzer bir yığın zırva!
Kemalizmi dinleştirmek isteyenlerin başında, “Moiz Kohen” geliyordu kuşkusuz. Yani namı diğer “Tekinalp!” TDK sözlüğünde “Din” maddesinde, “Türkün dini Kemalizmdir” diye yazıyordu. Osman Nuri Çerman bu ideal için az koşturmadı.
10. Yıl albümünde, “Ümmet leşi”nden söz edilir. Şu ifadeler de vardır orada: “ÖRÜMCEKLİ KAFA Osmanlı vatandaşının kafasıdır. Bu kafanın içinde iki kocaman örümcek otururdu. İslâm taassubu ve garp hayranlığı.” Bunu biliyor mu idiniz? Bulmanız için kaynak da vereyim; Devlet Matbaası 1933 İstanbul. Baykal bir de CHP’nin 15. Yıl için bastırdığı İstanbul Cumhuriyet Matbaası’nda bastırılan Şeref Kitabı’nı buldurtabilir mi? Şu ifadeler de oradan alınma:
- Ulu şefimizin gösterdiği yoldan yürüyelim. Onun yolu bizi yalancı ahiret cennetine değil, hayata kavuşturacaktır.
- (O yaşarken Mussolini’nin heykeltraşına sipariş ettirilerek diktirilen heykel karşısındaki düşünceleri ifade eden bir şiir) Ufukta sonsuzluğu çizen kudretli bir el / Göklere yükseliyor ilah gibi bir heykel. / Bu varlığın önünde bir dakika dize gel / Bu taş daha kutsidir o Kabe’nin taşından .
Siz saygı duruşunu bu şekilde tanımlayacaksınız ve sonra da insanları saygı duruşuna davet edeceksiniz.. Ve Mustafa Kemal’i selâmlarken, “Ey büyük Ata! Ey Tanrının oğlu.. 17 milyon yetiştirdiğin ve yoktan var ettiğin Türk gençliği..” diye devam edeceksiniz..
“Cumhuriyete tapmak”tan söz edeceksiniz..
İşiniz zor.. Hani bunları yayınlamasaydınız belki inkâr edebilirdiniz ama, artık buna gücünüz yetmez..
12 Eylül, 27 Mayıs’ın bir devamıdır. İşte o günlerde işkence görenlerin tanıklıkları: Mağdurların tamamı işkence uygulamalarını anlatırken cezaevi müdürü emekli Albay Raci Tetik’ten şikâyetçi oldu. Tetik’in işkence emrini veren kişi olduğunu ifade eden mağdurlar, Mamak Cezaevi’nde sistematik işkence yapıldığını bildirdi. 24 saat İstiklâl Marşı ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’nin okutulduğunu, öldürücü darbelerle dövüldüklerini, yemeklerin içine balgam ve fare ölüsü gibi pisliklerin özellikle atıldığını söylediler. Bunlar aynı topun kumaşı; 28 Şubat’ı da aynı, 12 Mart’ı da..
İnternet nesli, ahır yapılan camileri de biliyor, “Türk’ün Yeni Amentüsü”nü de, Mustafa Kemal için Behçet Kemal Çağlar’ın yazdığı “Yeni Mevlid”i de..
Bu çevrelerin ihtilaf ettiği birkaç nokta vardı: Mustafa Kemal bir dinin kurucusu da; o, Tanrı’nın kendisi mi, yoksa oğlu mu ya da onun tebliğcisi mi? Bu haliyle bile “Tanrıların bir eşi” gibi mitolojik bir yanı da var bu işin.
Kimse 27 Mayıs’ın bu yönünü araştırmıyor.. O gün yaşayan ve bu darbeyi yapan çetenin mensupları, bu derslerin okutulduğu okullarda okumuş, bu ayin-i resmilere katılmışlardı..
CHP ve Halkevleri bu yayınları derleyip, e-book olarak kendileri yayınlasalar ve bu iddiaları bir yorumlasalar, ne iyi olur..
Utanıyorlar mı yoksa?.. Hani onlar yapmıyorsa, Türk Tarih Kurumu ya da Türk Dil Kurumu bunu yapamaz mı? Atatürk’ün mirasçısı olduğu iddiasındaki İş Bankası Yayınları, en azından şu “Cumhuriyetin 10. Yıl Albümü” ile “15. Yıl Albümü”nü yayınlasa bari..
Milli Kütüphane, 1950′ye kadar olan dönemdeki resmi yayınları e-book olarak yeniden yayınlasa.. Milli Eğitim ya da Kültür Bakanlığı yapamaz mı bunu?.. 19 Mayıs’ı kutlamaktan daha anlamlı bir şey olmaz mı böyle bir şey?..
Neyse; bekleyelim, bir gün o da olur.. Ya da bir hayırsever çıkar, bunu yapar. Kütüphanenin adına “Cumhuriyet Kütüphanesi” demek yetmiyor, içeriğine de bakmak gerek.. 1919′dan 1950′ye..
Bu memlekette bütün darbeler “kemalizm” adına yapıldı.. Ve işte kemalistlerin bir dönem herkese okutmayı planladıkları, 1928 yılında Hakimiyet-i Milliye Matbaası’nda bastırılan ve geliri Tayyare Cemiyeti’ne (THK) bağışlanan Türk’ün Yeni Amentüsü: “Kahramanlığın örneği olan ve vatanın istiklâlini yoktan var eden Mustafa Kemal’e, onun cengaver ordusuna, yüce kanunlarına, mücahid analarına ve Türkiye için ahiret günü olmadığına iman ederim. İyilikle fenalığın insanlardan geldiğine, büyük milletimin medeni cihanda en büyük mevkii kazanacağına, hamaset destanları ile tarihi dolduran kudretli Türk ordusunun birliğine ve Gazi’nin Allah’ın en sevgili kulu olduğuna kalbimin bütün hulusi ile şehadet eylerim..”
- Selanik’ten yükseldi ilahların bir eşi / Doğuşu ile kararttı sanki gökte güneşi / Bütün millet bir olup sarılmalı silaha / Kurtulmak kurtarmakta hacet yoktu Allah’a
- Ey gökteki melekler, siz de göklerden inin / Yılda bir borcumuzdur cumhuriyete tapmak
Ha unutmadan, 10. Yıl albümünün sonunda, 3 devlet adamından görüşler yer alır. Biri Hitler’dir ve Kemalist devrimlerin Hitler’e ilham kaynağı olduğuna atıf yapılır. Orada bulamadı iseniz Ülkü dergisi 70. Özel sayısına bakın Birinci Kanun 1938, Cilt 12. Ankara Ulus Basımevi. Yani 10 Kasım özel sayısı. Sayfa 331. 312. sayfada ise, Mustafa Kemal’in ölümü üzerine Şükrü Kurgan şiirinde “Sana eş olamadı ne yel, ne dağ, ne deniz / Bunak din büyükleri, nerede mahşeriniz!”
Hikmet Turhan Daloğlu ne diyordu Ülkü’nün 10 Kasım özel sayısında: “Bir güneş batar mı, ölür mü atam! / Gösterin Tanrıyı sorup da çatam!”
Aynı dergide Vedat Tör, Atatürkü “Som demokrat” ilan ediyordu. “Demokrasi halkın hakimiyeti demekse, tarih ilk som demokratı onun şahsında yaşadı. Ona diktatör diyenler muhakkak ki en büyük günahı işlediler.” Ve tabi cezaları da ona göre oldu!