Dünya her an, büyük bir hızla değişiyor. Bu değişime paralel olarak, insanların ihtiyaçları ve beklentileri de farklılaşıyor. Dolayısıyla şirketlerin yalnızca ürün odaklı olmak veya dışarıda neler olduğundan bîhaber olmak gibi bir lüksü yok. Değişime ayak uydurmanın yolu bir kez daha iletişimi kuvvetlendirmek ve aslında bir kültür dönüşümünden geçiyor. Tasarım odaklı düşünme de bu noktada, hem ihtiyaca yönelik ürün/hizmet geliştirerek kaynakları doğru ve verimli kullanmayı teşvik eden hem de inovatif faaliyetlerin önünü açan kullanışlı bir araç olarak karşımıza çıkıyor.