nasıl başlarım, ne yazarım hiç bilmediğim bi gündeyim. buraya biri vasıtasıyla bağımlı olmuşum fark etmeden. kimsenin tanımadığı, bilmediği, bütün özelini, içtenliği paylaştığını gördüğüm burası için benim de birkaç cümlem olur dedim.
günlüklerimizin kurcalandığı, nereye gitse takip edilen bir kız çocuğuydum bende. hiç çıkmadım annemin - babamın sözünden.
bugün Ahmet Kaya’nın da ölüm yıl dönümüymüş. salondan, belgeselinden güzel bir türkü duyuyorum. “hani benim gençliğim anne”
bu türküde ne çok ağladığımı anımsarım çoğu kez. ailem dedim ya, aslında aile olmak böyle bir şey olmamalı diye düşünüyorum. düşlediğim desteği neden göremiyorum. anne olunca anlarmışım ya, anne ne zaman olunuyor anne?
hayallerimi tek tek nasıl yok ettim, çöpe attım anlamadım. ama buna bazen aile sebep oldu bazen kendim bi hiç uğruna yaptım.
sevmediğim meslek, sevmediğim ortam, sevmediğim arkadaşlıkların ortasına hapsolmuş bir garip olarak görüyorum kendimi.
garipler de bir gün güler mi anne?