İstanbul,Ankara,Eskişehir,İzmir ve diğer illerimiz direnişte.
seen from Germany

seen from United States

seen from India
seen from North Macedonia
seen from China
seen from United States
seen from United States
seen from China

seen from China
seen from China
seen from India
seen from China
seen from China
seen from China
seen from Australia
seen from South Korea
seen from China
seen from China

seen from Lithuania
seen from China
İstanbul,Ankara,Eskişehir,İzmir ve diğer illerimiz direnişte.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
What's happened today in Turkey?
(more…)
View Post
"Camide içki içti" denilen Öztürk konuştu: Hayatım karardı!
‘Camide içki içildiği’ iddiasına dayanak olarak gösterilen fotoğraftaki Emre Öztürk, “Elimdeki kola…
View Post
AKUT'UN MELİH GÖKÇEK'E CEVABI
“AKUT Başkanı Ali Nasuh Mahruki’nin, Melih Gökçek’in 20 Haziran’da Twitter’dan sorduğu aşağıdaki…
View Post
Dünyanın bütün işçileri Türkiye için eyleme geçiyor
“ITUC 21 ve 22 Haziran günlerinde Türkiye ile dayanışma için dünya çapında eylem çağrısı yaptı. Biber gazı fabrikaları önünde de eylemler düzenlenecek”
Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu ITUC bütün üyelerini Taksim çevresinde ve Türkiye çapında…
View Post

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
What About Turkey
Sabaha karşı yapılan ev baskınlarıyla birlikte İstanbul, Ankara ve Eskişehir'den en az 90 kişi gözaltına alındı. Kesin sayı henüz bilinmiyor ve 24 saat kısıtlama kararı olduğu için avukatlarla görüştürülmüyor.
At least 90 people detained in İstanbul, Ankara and Eskişehir in home raids as of this morning. We don't know the exact figure yet, and lawyers cannot see them due to 24 hours restraint order.
What happened in Divan Hotel yesterday night?
Can Dündar
Translate: Member of anonymous
Ps. i never ever translate fast for something in my life..this is just begining..continue to struggle
Can DÜNDAR! Dün gece Divan Otel'de neler yaşandı ? Polisler Divan Otel’e gaz sıkıp plastik mermi attığında oradaydım. Kadınlar, çocuklar çığlık çığlığa kaçışıyordu. Yaralılar yerlerde, doktor yok ve polis revire gaz bombası atıyor. Savaşın bile asgari bir ahlakı vardır. Hiçbir savaşta çocuklara gaz sıkılmaz mesela... Elinde silahı olmayan, çadırı içinde oturan, barışçı bir gruba böyle saldırılmaz. Yaralıların revire çevirdiği mekânlar gaza boğulmaz. Bu emri verenler olabilir, ama o emir uygulanmaz. Uygulamak zorunda kalanlar arasından vicdan sahibi birileri çıkar, istifa eder. Savaş ahlakı bile çiğnendi dün... “Yapmayın” bildirisi “Devlet yapamaz. Bunca çocuğun üstüne saldıramaz” diyenler, devleti tanımıyordu. Biz tanıyorduk. 1 Mayıs 1977 Taksim’i görmüştük. Sivas’ı, Uludere’yi yaşamıştık. Açlık grevleri sırasında, hem de müzakerelerimiz sürerken nasıl cezaevlerine girilip katliam yapıldığını hatırlıyorduk. Devletin, güç gösterisi için her şeyi göze alabileceğini biliyorduk. O yüzden akşamüstü Başbakan, seçim meydanından operasyon işaretini verir vermez bir grup sanatçı, gazeteci acilen buluşup “Yapmayın” mesajını ortak imzaya açtık. Ancak çok geçti. Tomalar hareketlenmişti. Vali’nin hali Bunun üzerine endişeyle İstanbul Valisi’ni aradım. Gün boyu haberleşmiştik. Oradaki tabloyu biliyordu. Çocukların kendi iradeleriyle barikatları, parti flamalarını kaldırdığının, bazı kitle örgütlerinin çadırları kaldırma kararı aldığının, oradaki kitlenin nispeten azaldığının farkındaydı. O çocuklarla buluşup konuşmuş, orada bir terör yapılanması olmadığını öğrenmişti. Dayanışma’nın tek ve büyük bir çadırda toplanması ihtimali belirince “Ben de gidip orada bir çaylarını içmek isterim” demişti. Bunları hatırlatıp, “Yapmayın. Çok ağır sonuçları olur. Hepimizin çocuğu var orada...” dedim. Sonradan basın toplantısında söylediği gibi kendi çocuğum için bir şey istemedim. OğlumAnkara’daki gösterideydi zaten... Buna karşılık “Günlerdir uyarıyoruz. Artık yapacak bir şey kalmadı” diye cevap verdi. Çaresizdi. Çocuklar ve kadınlar Az sonra Gezi Çarşısı’nın Divan Oteli tarafındaki ucundaydım. Ses ve gaz bombalarının önce sesi, sonra sisi ve zehri yayıldı. Polis, çadırdakileri arkaya doğru süpürdükçe kalabalık otele yığıldı. Önce kapıları kapalı tutan korumalar, yığılma üzerine açtı. Önce çocukları aldılar. 5-6 yaşında çocukların, yüzlerine bol gelen gaz maskeleri içinde, nasıl dehşet içinde çığlıklar atıp ağladığına tanık oldum. Ardından kadınlar girdi. Batan bir geminin paniği gibiydi. Gaz odaları Sonra panik halinde müthiş bir yığılma başladı. Nefes almanın imkânsız olduğu otel lobisinde bayılanlar, fenalaşanlar, küfredenler, alt katlara doğru kaçıştı ve daha fazla gazla karşılaştı. Yaralılar kapalı salona taşınırken dışarı çıkmayı denedik. Adrese teslim plastik mermi Tam otelin önündeyken, otelin sağ tarafından bir polisin hedef gözeterek otelin girişine doğru plastik mermi sıktığını gördüm. Mermi gelip bir kafamın bir karış üzerinde, otelin giriş kapısına çarptı. Şimdi içerde gaz, dışarda kurşun vardı. Ve insanlar çığlıklar atarak yeniden içeri, gaza doğru kaçıştı. Yaralıların alındığı alt kattaki balo salonu, sığınağa döndü. O dakikadan itibaren baygın halde onlarca insan, oraya taşındı, yerlere yatırıldı, eldeki imkânlarla nefes almalarına çalışıldı. Öksürük krizindeydi herkes... “Doktor bulun, hemen” çığlıkları işitiliyordu. Ağırlaşanları kollarına girip acilen dışarı taşıdılar. Eldeki tek savunma malzemesi, su şişelerinde hazırlanmış solüsyonlardı. Gaz yiyen çocuklara ve yaşlı kadınlara onunla yardım edildi. Böyle sakin ifadelerle yazdığıma bakmayın; feciydi. Gerçekten feciydi. Çaresiz değil O tablonun ortasında İstanbul Valisi aradı. Halimizi sordu; anlattım. Bu emre itaat edemeyeceğini, vicdanının sızladığını, istifa ettiğini açıklayacak sandım. Meğer bir telefon bağlantısında “Çaresizim” dediğini söylememden rahatsız olmuş; onu düzeltmek istemiş. “Burada boğuluyoruz. Siz düzeltme peşindesiniz” dedim. Bu zulmü yaşayan gençlerin içine nasıl öfke tohumları ekildiğini anlatmaya çalıştım. Bu vesileyle düzeltmiş olayım; Vali çaresiz değilmiş. Çareyi biliyordu; çözümden umutluydu. Ne yazık ki yapmadı. Sonradan basının karşısına çıkıp o çocukların o saldırı karşısında polise karşı şiddet kullanmadığını da açıkladı. Ne kadar barışçıl olduklarını bizzat kanıtladı. Şiddet seçimi Böyle krizler karşısında devletler iki yöntem izler: Akıllı yöneticiler, biriken enerjiyi uzlaşmayla göğüsleyip barışçıl kanallara akıtmayı dener. Öfkesine yenik düşenler, silaha sarılır ve şiddet uygular. Bu, devletin niteliğini de belirler. Türk devleti, şiddet seçeneğini seçti dün... Dünyanın gözü önünde barışçıl bir gösteriyi hiddetle, şiddetle bastırarak bütün ülkeyi ayağa kaldırmayı tercih etti. Ancak bir yandan da ülkeye ancak savaş, deprem hallerinde rastlanan bir dayanışma ruhuhediye ettiler. Bunun, ağır siyasi faturası olacaktır. Sadece emri verenler açısından değil, uyanlar açısından da ciddi sonuçları olacaktır. Devletle ilk kez tanışan o gençler de 15 Haziran tarihini ve yapılanları unutmayacaktır. Dileyelim devletin onlara yaptığını yapmaya kalkışmazlar. Sivil itaatsizliğin ne kadar büyük bir siyasi sonuç doğurabildiğini görüp hükümetin bütün kışkırtmasına rağmen, barış yolundan ayrılmazlar.
Can Dündar