Dur, nefeslen ve devam et. Son zamanlarda kendime sıkça hatırlattığım bir şey bu. İşe giderken, eve dönerken, yolda yürürken, işte kaos diyebileceğimiz bir şeyler olurken. Dur ve nefeslen sadece. Her günü aç bitir hızında yaşadığımız zaman dilimindeyiz. Herkesin dilinde olan “ya ne kadar bereketsiz geçiyor zaman” dediği yerdeyiz. Evet ben de aynı şeyi diyorum. Şimdi dur, nefeslen ve düşün sadece. Kaç milyar yıllık alemde yaşıyoruz, kaç milyon yıldır insanlık sürüyor işin bilim tarafı bir kenara, insanın olduğu her dönemde bunu yaşadığını biliyoruz, okuyoruz. İlk kez o korkuyu sen yaşamadın muhtemelen son kez de olmayacak. Biraz bunların farkına varmamız gerekiyor artık. Her birimiz bir alemiz, her birimiz kendi içimizde ve O’nun katında değerliyiz bunu biliyoruz. Biraz olsun artık bu değere ulaşmak, kendi içimizdeki yolculuğumuza çıkmamız gerekiyor. Her yere yetişmesek de olur, kendimize yetişmeliyiz ilk olarak. Ben bunu geç fark edenlerdenim, etrafımdaki koşturmaca, aldatmaca demeyeyim ama bazen demek istiyorum, o kadar gözümü boyamış ki kendime geç kalmışım. Şimdi telafi etmeye çalışıyorum ve zorlanıyorum. Hayat toz pembe değil, zaman gerçekte hızlı ve bir zamanlar 24 saatin 2-3 gün gibi geldiği anlar bitti. Artık 24 saat 2 saat gibi geçiyor. Tam şu an durup nefeslendim, yap sen de. İnsan kendi içindeki alemi keşfetmeden farklı alemlere keşfe çıkmaya çalışıyor, çok uzağa gitme, kendinden düşün. İlk aşkın, ilk heyecanların, ilk dostların, arkadaşların, sevdiklerin, her biri bir örnek önünde. İlk kez izlediğin film, ilk kez okuduğun kitap, ilk kez dinlediğin müzik, ilk kez geçtiğin sokak. Dur, nefeslen ve hatırla sadece. Kaç telaşe içerisinden çıktın bu zamana kadar, kaç telaşe içerisinde kaybettin kendini? Elinde olan ya da olmayan şeyler için ne kadar sabrettin bunları düşün. Bir yerden sonra umursamazlık gibi bir şey geliyor derler insana, aslında tam olarak öyle değil, bir yerden sonra sadece kendisine ulaşmaya çalışıyor insan, tüm açıklamalardan, mızraklı cümlelerden kurtulmak ve yalnızca yalın bir hale bürünmek istiyor. Hayat, insanın telaşesini geçiştirmesine müsaade edecek kadar uzun değil, böyle söyleyince de çok uzun yaşamış insanlar gibi oldum ama daha çeyrek asırdır bu dünyadayım. Öyle büyük laflar olarak da düşünme bu okuduklarını. Her an geçici, her an kalıcı bu ömürde. Şimdi kalk, yürü, sonra dur ve nefeslen. Biraz yavaşlat hayatı, elinde olmayan şeyler yüzünden kendini dibini bilmediğin ama bildiğini sandığın kuyulara atma.














