435MR’den bildiriyorum 😅
Bu yıl yeni bir otobüs hattı ile yeni bir ilçe ve yeni bir okuldayım. Materyal açısından daha zengin, öğrenci bakımından daha algıları açık, daha sakin bir yapısı mevcut. Sabah 05.30’larda yollara düşüren sisteme başlarda kızsam da alıştım sanırım. Karşımda Venüs hemen güney batısında Ay ve biraz ilerisinde Sirius’la 1,5 saatlik bir yolculuk yapıyorum.
Göz operasyonu sonrası en sevindiğim konu gök cisimlerini daha kolay ayırt edebilmek oldu. Eskiden hepsinin ışığı aynı gibi gelirdi. Şimdi hangisi kimdir necidir, komşularına kadar çıplak gözle ayırt edebilmek şu kan dolu Dünya’da mutluluk sebebi.
Ortalama 70 yıllık ömür için canlının bir başka canlıya, insan olmayanın insana eziyetini anlamak o kadar zor ki. Her şeyi paylaşabilirdik olsa ki. Mısırı olan olmayana mısır, suyu olmayana su verilebilirdi. Karanlıkta kalana bir mum uzatılabilirdi. Yolda kalan gideceği yere kadar bırakılabilirdi. Bu kadar basitken çözümü böylesine zorlaştırmak, insanların alacağı oksijene bile göz dikmek bu denli aç ve kan gözlü olmak.
Halbuki aynı gökyüzünün altında aynı Ay’ın ışığıyla aydınlatılan, aynı Güneş’le gözleri kamaşan canlılardık biz. Aynı sudan içen, aynı yerden gelip aynı toprağa gidecek insanlarız. Her şey öğretilebilir bir insana. Newton hareket kanunları, termodinamiğin 0,1,2,3. yasası, Maxwell denklemleri ve daha nicesi. Bunları öğretmeye çalıştıkça empatiden yoksun, canlıya, kendine, varlığına karşı saygısız, bulunduğu konumu, topluluğu, doğayı ve kendini sevmeyen, hayal kurmaktan üşenen, bir amaç uğrana emek harcamayı aptallık olan bir nesil yetiştiriyoruz el birliğiyle.
Eskiden çok daha eksiktik madden, her şey o kadar az ve sayılıydı ki bir kitap bir önlük 3 4 öğrenci tarafından kullanılırdı. Okulun istediği kitapları alabilmek için kırtasiyeye önceki gün isim bırakan kitap ayırtan, okuma kitaplarını değiştirerek okuyan, bir sonraki yıl bir alt nesile kitaplarını verip bir üst sınıftan kitap isteyen bir nesil olarak büyüdük. Babamın iş yerinden getirdiği masa takvimlerinin boş yerleri resim defteri gibi kullanıp resim çizdiğimi hatırlıyorum. Şeker ambalajlarından uçurtma yapar, sigara kutusu içindeki ambalajları, eski gazeteleri toplayıp satardık. Ama daha mutlu daha umutluyduk daha fazla Dünya’yı değiştirebilme inancımız vardı ve daha fazla hayalimiz.
Şimdi bütün diziler, filmler, oyunlar, haberler; katillerden, hırsızlardan, insan katlinin meşru olduğundan, ilgisizi yetersizi aldatmanın hak olduğundan bahsediyor. Daha doyumsuz, daha saygısız, daha mutsuz ve daha umutsuz insanlar görüyorum artık. Bu sebeple her sabah 435MR’ye her bindiğimde gökyüzünü daha iyi izleyeceğim bir yere oturuyorum. Gökyüzüne bakmak bir kaçış bir es verme durumu belki de fakat iyi geldiği aşikar.
#İkimizbirdensevinerebiliriz
#Göğebakalım
#Sabahsabahicdökme
#Engüzelmavi












