Aslında hep aynı şeyler. Üniversite hayatı. Makarnaya abanmak :) hareketsiz yaşam vs.
İlk kilo almaya başladığımı fark ettiğim zaman üniversiteye hazırlandığım zamandı. Ama bu konuda pek birşey yapamadım çünkü üniversiteyi kazanmak gibi daha önemli sorunlarım vardı. Ders çalışmaktan sıkıldıkça yedim, yedikçe şiştim, şiştikçe sinirlenip daha çok yedim. Kısır bir döngüye girdim. Sonra sınav geçti bitti. Ohh rahatladım dedim, yedim. Üniversiteyi kazandım, arkadaşımla eve çıktım ama yemek yapmayı bilmeyip üstüne derslerden zamanı olmayan herkes gibi abur cubura, makarnaya abandım.(tabi üniversite bitince çok güzel yemek yapmayı öğrendim ama o da kilo almamdaki diğer bir etken oldu çıktı :)) Yine yedikçe yedim. Bir ara fazla kilo aldığımı fark ettim ama ciddi olarak kafama dank etmediği için umursamadım yemeye devam ettim.
Üniversite bitti ama dertler bitmedi. KPSS gibi bir belayla uğraşmak zorunda kaldım. 3 ay kendimi eve kapatıp ders çalıştım. Emeklerim de sonuç verdi. İstediğim puanı aldım. Şuan atama için kadro bekliyorum. Ve atandığım zaman 36 beden olarak işe başlamaya kararlıyım :)
Yani boşlukta olduğum şu 3-4 ayı zayıflamaya çalışarak değerlendirmeyi düşünüyorum. Ve başarabileceğimi de biliyorum :))
İşte benim hikayem böyle. Eğer siz de bana anlatmak isterseniz dinlerim. Bakarsınız birlikte yaza 36 beden olarak gireriz, ne dersiniz ?