
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
sheepfilms
he wasn't even looking at me and he found me
taylor price

titsay

shark vs the universe
cherry valley forever
art blog(derogatory)
trying on a metaphor
wallacepolsom


Discoholic 🪩
I'd rather be in outer space 🛸
Lint Roller? I Barely Know Her
Jules of Nature

oozey mess

❣ Chile in a Photography ❣
RMH

Kaledo Art
seen from United States
seen from Austria
seen from Australia

seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Türkiye

seen from Malaysia

seen from Austria

seen from Malaysia

seen from United States
seen from Germany
seen from United States
seen from Italy
seen from Türkiye

seen from Türkiye

seen from Germany
seen from Latvia

seen from United States

seen from T1
@systematisms

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Chloé Milos Azzopardi
@lifeisartinblackandwhite
Kobayashi Kokei (Eisei Bunko)
Hair, Showa Era
Frank Lepold, ["Lento"], 2009

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
"Facial paintings. a,b Of Grandfather Fire, c Of Great-grandfather Deer-Tail, d Of Father Sun, e Of the Setting Sun, f Of Elder Brother." Symbolism of the Huichol Indians. 1900.
Internet Archive
Happy National Coffee Day, Hans-Gerhard Meyer
İşte yine başladım. Bir yudum kahveden, üç nefes sigaradan. Her sabah kendimi öldürme ritüelimi uyguluyorum. Bir tek gün bile aksatmadan, mütemadiyen. Yaşamı kucaklıyorum bunu yaparak, zihnimin çalışmasına zaman sağlıyorum, sanki çok fazlasına sahipmişimcesine. Yanılgılarımı birkaç saatliğine erteliyor ama asla unutmuyorum. Hayata başlamak için buna ihtiyacım olduğuna inandırıyorum kendimi oysa hayatı basbayağı sonlandırıyorum with a very slow-motion technique. Kafamda hep o dili konuşamayacağıma dair korkularım dönüyor. Bana ait korkular, iyelik eki kullanıyorum. Bu da bir yanılgı, bu sefer ertelemediğim fakat üstünü türlü makyajla örttüğüm. Başarısız olmaktan korkuyorum aslında, yapabileceğimi iddia ettiğim şeyi yapamayacak olmaktan. Küçük düşmek, başkalarının gözünde ve kendi benliğimde. Hangisi daha korkunç buna henüz karar veremem, kahveden bir yudum daha almalıyım önce ve iki sigara daha içmeliyim. Hesaplarıma göre bir kupa kahveye düşen sigara miktarı üç ila dört arası gidip geliyor. Eğer o gün yaşamayı daha çok istiyorsam (yani aslında ölmeyi) bu sayı birden beşe altıya ve hatta sekize dahi fırlayabiliyor. Filtreleri saymayı bırakalı uzun zaman oldu, kendimi böyle şeylerle kısıtlamaktan vazgeçtim. Kiminle konuşsam, içimden geldiği gibi yaşamamı tembihliyor bana. Benim de yaptığım bu, içimden geldiği gibi yaşıyorum özellikle sabahları. Öleceğim bilgisini erteleyerek ama hiç unutmayarak. Neden her şeyi bu kadar hatırlıyorum, oysa hatırlamam gereken her şeyi de umarsızca unuturken. Gamsız bir köpek gibi siliyorum tarihleri kafamdan, doğum günlerini, ameliyat tarihlerini, dava duruşmalarını ve vereceğim derslerin haftalık programını. Önemli olmadıklarından değil, önemsizler de; yine de ben önem veriyorum ve yine de unutuyorum. Ve evet yine bir köpek gibi hazzın peşinden koşuyorum, hazzı asla ertelemiyorum Sigmund’a inat. Ben Ivan’ın köpeğiyim ve klasik psikanalize böylece başkaldırıyorum bir düdük sesiyle ağzımı sulandırarak. Muhtemelen o dili de konuşamadığımdan. Bu dili bile konuşabildiğimi sanmıyorum ya hadi neyse. Yazmak yeterli oluyor sanırım, sadece zaman zaman. Yetersiz olduğu durumlarda bir bardak kahve daha koyuyorum kendime bu sefer daha koyu. Dilimin üzerinde acılığı hissederken yanaklarımın içindeki pütürcükler iyiden iyiye uyuşmaya başlıyor ama bunun sebebi süt değil duman. Ciğerlerime çekip bıraktığım gri renkli gaz maddesi sanki tüm dertlerimi dışkılıyormuşum gibi hissettiriyor bana. Ardından ne derdim var ki diye sorguluyorum elbette. Ne dertlerim dert gibi geliyor bana ne de çözümlerim çözüm. Aktüele geçirdiğim her düşünce kırıntısı bedenime aksettiği andan itibaren kıymetini yitiriyor ve hiçliğe dönüşüyor. Bunun fiziken mümkün olmadığını bilmeme rağmen yine de inançlarım bilimin saygın kimliğine üstün geliyor. İnanç ve algılayış arasındaki çizgiyi tam olarak çizemiyorum, çünkü algılarım tüm şekilleri çiziyor ve gerçekliği yaratıyor. Orada olmayan bir gerçeği, bu yüzden -lik ekini tanımlıyoruz ona. Real ve reel diye ayırıyor Jacques bey. Herkes soyadını kullanır ama ben isimlerin daha özel olduğunu düşünüyorum. Daha kişiye ait. Korkular ve yanılgılar ve gerçek-lik gibi.
Hayır bu anlatıyı paragraflara ayırmayı da düşünmüyorum çünkü bir kütle gibi içimde duruyor öyleyse bir kütle gibi vücuda gelmeli. İri memeli bir kadının çatalında boğulmak hissine benziyor, ama elbette ben bunu hayata geçiremem çünkü korkağın biriyim ve hazırlamam gereken sunumlarım var. Ben bir köpek gibi, ki bunu ilk defa aşağılayıcı bir ifade olarak kullanıyorum; sürünerek ölmeyi yeğliyorum. Kenara köşeye çekilerek deniz manzaramın karşısında, keyfimden hiç ödün de vermeyerek one sip and two sip, nefes nefes zamana yayarak, zaten unutacağımı bildiğim bir tarihi iyicene belirsizleştirerek. Belirginleştirerek mi demeliyim yoksa? Yakınıma çekerek, garantileyerek zaten kesin olan bir şeyi, kendimce kontrol ederek. Keşke biraz daha stoacı bakabilsem bu duruma. Ama hayır ben bir control-freakim ve ölümüm kendi elimden olacak. Bunu neden bir oyuna çevirmeyelim ki? Bu ritüel bu sebeple uygulanıyor, kimseye çaktırmadan mastürbasyon yapmak gibi bir oda dolusu insanın içinde. Yan komşum içimden attığım zevk çığlıklarını duymuyor olabilir, bu onları atmadığım anlamına gelmez. Şu ormanda düşen ağaç paradoksu adeta. Bari de paradoks olsa. Bilince ne çok önem atfediyoruz insanevladı olarak. Bilinç midemi bulandırıyor. Al işte, intihar programımı açıkladım da ne oldu? Vaz mı geçeceğim? Hayır. Yarın sabah kalktığımda yine büyük bir hevesle suyu kaynatacağım kahveyi demlemek için, tütünüm azalır azalmaz koşacağım çarşıya ve o genç oğlanla sohbet etmek durumunda kalacağım. Kimse sigara alan birinin aklından geçenleri tahmin etmeye çalışmıyor diye tahmin ediyorum. Öyle alışılagelmiş bir şey ki. Ölüm kadar doğal. İstiyor ve alıyor, istiyor ve tüketiyor, istiyor ve ölüyor. Keşke insanları biraz daha kendi hallerine bıraksak hayatın diğer anlarında da. Keşke beni biraz bıraksanız mesela. Ruhunuz bile duymadan tüyerim ortamdan. Bu yüzden evime arka kapı yaptırdım, bu yüzden ruhumun da arka kapıları var. Eğer yüzüme ana kapıyı çarparsanız diye. Yedekte hep bir planım var. İşte yaşamak da onlardan biri. Bir Plan B. Biğğğ! Edgar olsa yanaklarımdan öper, dudaklarıma değmesine katlanamam zira her ne kadar kalemine aşık olsam da onu fazlasıyla çirkin buluyorum. Tıpkı bir ucube, benim gibi. Benim gibi olan şeylerle ilişkim bu yönde, bir aşk ve nefret girdabı. Birazı benim olsun ama tamamı asla, tamamını arzularken tek bir parçası bile kalmasın. Hepsini kaybederim işte böylece. Yapayalnız kalırım. Gerçi alışığım bu duruma, hatta sevdiğim bile söylenebilir. Bunun üzerine başka bir yazımda değineceğim, eğer hala kanserden vefat etmemiş olursam. Bekle beni okuyucu, kahvemi tazeleyip geliyorum.
Görsel: Wayne Thiebaud - Cup of Coffee (1961)
Andrés Mario de Varona
Via Olga Fokina Gof a charming jug by Oleg Rosenberg and Natalia Zvonareva.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
rinzi ruiz photography | Street Photograph BW P
Lys Lorente Re-Edition Magazine #12 (F/W 2019) ph. Ola Rindal

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
© Max Hirschberger / ‘Toxic Masculinity’.