Her yıl farklı bir ben, bazen de her ay farklı bir ben...
Ama değişmeyen tek bir şey vardı: aşka karşı olan aptallığım.
Şimdi ise çoğu şey değişti. Eskiden hayatını aşka göre şekillendiren, ruh eşini arayan, tek bir kişinin sevgisiyle mutlu olacağını sanan o küçük kız; artık arkadaşlarıyla gülerken, ailesiyle vakit geçirirken mutlu oluyor. Ama iş sevgilisine gelince... işte orada her şey değişiyor.
Neden mi?
Çünkü o küçük kız çok sabretti. Çok bekledi. Söylenen her yalana inanacak kadar sevdi. Hep düzelir sandı, hep bir şeylerin değişeceğini düşündü. Ama değişen hiçbir şey olmadı. Aynı hatalar, aynı yalanlar, aynı davranışlar...
Dört ay boyunca dayandı. Son ayında ise her gün ağladı. Her gün...
Bir gün amcasını kaybetti. Acısını paylaşmak için ilk sevdiği kişiyi aradı. Karşılığında sadece "Başın sağ olsun, sakin ol." cümlesini duydu. O kadar...
Zaman geçti. Oğlan sosyal medya hesaplarındaki fotoğrafları kaldırdı. Aramalar bitti. Ama kız hâlâ her sabah günaydın demek için onu aramaya devam etti.
Sonra kızın doğum günü geldi. Hayatında bir kez yaşayacağı 17. yaş günü...
Oğlan ona bir ayıcık verip sadece "Doğum günün kutlu olsun." dedi. Ve kızı, doğum gününde bile üzdü.
Yetmedi. Kız, onun başka kızları eklediğini gördü. Ve o gün, zaten kırık olan kalbinin son parçaları da sessizce dağıldı.
Peki sonuç ne oldu?
Kız hâlâ çok küçük bir umut taşıyor içinde. Ama bu kez eskisi gibi değil. Artık sevip sevmediğinden bile emin değil. Oğlanın değişmeyeceğini biliyor. Belki de beklediği şey onun değişmesi değil...
Belki sadece kendi kalbinin tamamen vazgeçebileceği günü bekliyordur.
Suskun kız














