Benim son sunumum Türkçe ders için!
Benim sunumum geçken Gandhi hakkında. Gandhi "Mohandas Gandhi" doğdu. "Mahatma" ünvanını aldı. "Mahatma" büyük bir ruh anlamına gelir. Gandhi Porbandar'da iki ekim bin sekiz yüz altmış dokuzda doğdu. Hindistandayken İngilizler Hindistanı işgal etti.
O "Bania" kasttandı. "Bania" kast bankacılar, borç verenler, ve tüccarlar. Ayrıca, onun ailesi orijinal olarak bakkalcıydı, ama onun dede ve babası hükümet yetkilisiydi. Onun annesi çok dindar bir kadındı ama Gandhi dindar olarak büyütülmedi. Gandhi yedi yaşandayken ailesi onu bir kızla beşik kertmesi yaptı. Beşik kertmesi Hindistanda yaygın bir gelenek. Gandhi on üç yaşında "Kasturbai" ile evlendi. Evlenmelerine rağman, beraber yaşamadılar. Anne babalarına yardım etmek için evde her ikisi ailesiyle yaşadı. Bu onlar için gelenekti.
Çocukken, iyi bir öğrenci değildi. Matematik ve hecelemede kötüydü. El yazısı da kötüydü. Ingiliz sömürüsünden etkilendi ve et yemeye ve sigara içmeye. Basladı, bunlar kutsal dini pratiklere karşıydı, çünkü Hindular sigara içmiyor ve et yemiyor. Fakat Gandhi karanlıktan korkuyordu. Korkuyorken, "Ramayana" sesli bir şekilde ezberden okuyordu. "Ramayana" kutsal bir masalı Hindudınında. Bu, onun sadece dini pratikti, baska bir şey yapmıyordu.
Gandhi on beş yaşandayken onun babası öldü. Gandhi asla babasının "açısına unutmadı." O babasınıda çok seviyordu ve babası hastayken ona yardım etti ona baktı. Babası öldügü zaman, okumak için artık evden ayrıldı. Avukat olmak için Londra'ya gitti. Kast sistemi yüzünden onun ailesi onun avukat olmasını yasakladı. Tüm ailesi toplandı. Orada, onlar karar verdi. Herkes Gandhi yardım edecek, Londra'ya gidecek, para bulacack AMA ailesinden bazısı Gandhi'nin Londra'y gitmesini istiyordu ve yardım etti. Onun annesi gitmemesini istiyordu çünkü yiyecek hiç bir şey yok ,sadece et. Gandhi annesine söz verdi. "Ben et yimeceğim" dedi.
Uzun bir zaman sonra Ingiltere'ye gitti. Yolculuk birkaç ay sürdu çünkü deniz çok telikeliydi. Gandhi bazı limanlarda durdu ve kalkdı tekrar yola çıktı. Birkaç ay sonra, sonunda onlar Londra'ya vardı. Gandhi oraya gittiği zaman, o neredese "açlıktan ölecekti" çünkü bütün yemek et vardı, et yemiyordu. Londra'da her şey Ingiliz gibi yaşanmaya zorluyordu. Kültürel bir baskı vardı, Ingiliz gibi giymek, Ingiliz gibi yemek, Ingiliz gibi konuşmak zorluyordu. Hatta konuşma yapmak ve dans etmek bekleniyordu. Ingiltere'de zihinsel olarak o vejetaryen oldu ama dini olarak değil.
İki yıl Londra'da hukuk okudu sonra Hindistana geri döndü. Geri döndüktan sonra, öğrendiki annesi öldü. O Hindistan'da yeni bir avukat olarak iş bulamadı. Sonunda Güney Afrika'da bir iş buldu o avukatlık firmasına yardım ediyordu. Afrikada yolculuk yaparken ırkçılıkla karşılaştı. "First class" bileti olmasına rağman, ekonomi classta oturmaya zorlandı. Reddetmeye gidirken trenden inmeye zorlandı. Güney Afrika'ya ulaştığında, hukuk uyguladı. Bir çok Hinduya barışçıl hukuk konusunda yardım ediyordu. Bir büyük proje bitirine, o Güney Afrikada kalmak için "Natal Indian Congress" organizsyonuna başladı.
Güney Afrikada yaşarken Gandhi baska dinleri öğrendi, mesela Hristyanlık ve Islam. O dindar kişilerle arkadaş oldu. O "hizmet etmeye" kendi dini olarak düşündü. Gandhi göre, insanları yardım etmek dini bir ibadet gibi. O Güney Afrikada üç yıl kaldı ve Afrikada yaşayan Hindulara yardım etti.