Düşünsene yarın ölsem, seni ömrümün sonuna kadar sevmiş olacağım…
Lint Roller? I Barely Know Her
I'd rather be in outer space 🛸
PUT YOUR BEARD IN MY MOUTH
d e v o n
2025 on Tumblr: Trends That Defined the Year

blake kathryn
RMH
trying on a metaphor

styofa doing anything
Misplaced Lens Cap
tumblr dot com
Monterey Bay Aquarium
KIROKAZE
Mike Driver
dirt enthusiast

shark vs the universe


titsay
NASA
seen from Germany
seen from United Kingdom

seen from Germany
seen from United States

seen from Australia
seen from United States
seen from Australia
seen from United States

seen from United Kingdom
seen from United States

seen from United States

seen from Australia
seen from Russia
seen from Australia
seen from Poland

seen from Türkiye

seen from Malaysia
seen from United States

seen from Sweden

seen from Malaysia
@sthdeepinside
Düşünsene yarın ölsem, seni ömrümün sonuna kadar sevmiş olacağım…

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Nazım: Ne kadar ömrüm var?
Doktor: Vera’yı görürsen 3, görmezsen 10 yıl..
Ve Nazım, Vera'yı görür 3 yıl sonra ölür..
Nazım'ın Türkiye'de polis tarafından harıl harıl arandığı günlerde, Nazım ve Piraye Gülhane parkında buluşmaya karar verirler. Nazım şık giyinir, önceden de gider parka, bir ağacın altındaki banka oturur, Piraye'sinin gelmesini bekler. Bir zaman sonra, Gülhane parkının kapısından içeri polisler girer. Bunu gören Nazım altındaki bankta oturduğu ceviz ağacına tırmanır. Ağaçta bekler, bekler ancak polisler parktan ayrılmaz. O sırada Piraye gelir, ağacın dibindeki banka oturur, polisler hala oradadır. Nazım, Piraye'ye seslenir seslenmesine ama Piraye duymaz. Bunun üzerine Nazım da cebinden bir parça kağıt çıkarır ve asla unutulmayacak bir dizeyi orada yazmaya başlar. Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane parkında, Ne sen bunun farkındasın, Ne de polis farkında.
imkansızlığı seviyorum’
“İnsanı sessiz kalmaya zorlayan acı onu bağırmaya zorlayan acısından çok daha ağırdır.”
— Furuğ Ferruhzad

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
“İmtihan bu ya… Balığın gönlü, çöle vurulur…”
— Şems-i Tebrizi
“Tehlikeli sayılmam artık. Kalbimi kalın bir kitabın arasında kuruttum…”
— Ah'lar Ağacı, Didem Madak
“Sessizliğini duymayan birine sevdanı verme…”
— Neşet Ertaş

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
28 Ekim 1923. 94 sene önce, bugün. Mustafa Kemal'in Çankaya köşkünde arkadaşlarına “yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz” dediği dakikalarda…
*
10 bin kilometre uzakta, New York yakınlarındaki Elmira şehrinde bir evde, 10 yaşında bir çocuk, babasının daktilosunun başına oturmuş, o çocuksu heyecanıyla mektup yazıyordu.
*
“Gazi Mustafa Kemal Paşa, Angora, Türkiye… Sayın efendim, ben 10 yaşında Amerikalı bir çocuğum, Türkiye ve yeni hükümetine büyük ilgi duyuyorum. Siz ve bayan Kemal hakkında bir röportaj okudum. Türkiye hakkında bir defterim var. Şimdiden siz ve bayan Kemal hakkında birçok yazı ve resim topladım. Lütfen bir Amerikalı çocuğa küçük bir not ve imzalı fotoğrafınızı gönderin. Bir gün Türkiye'yi görebileceğimi umut ediyorum, saygılarımla, Curtis LaFrance.”
*
28 Ekim 1923 tarihli bu mektup, 27 Kasım'da Ankara'ya ulaştı. Mustafa Kemal okudu, çalışma odasına gitti, oturdu, cevap yazdı.
*
“Türkiye Cumhuriyeti Riyaseti, hususi… Mister Curtis LaFrans'a, Ankara… Mektubunuzu aldım. Türk vatanı hakkındaki alaka ve temenniyatınıza (iyi dileklerinize) teşekkür ederim. Arzunuz vechiyle bir adet fotoğrafımı leffen (ilişikte) gönderiyorum. Amerika'nın zeki ve çalışkan çocuklarına yegane tavsiyem, Türkler hakkında her işittiklerine hakikat nazarıyla bakmayıp, kanaatlarini mutlaka ilm ve esaslı tedkikata (hakkıyla anlayıp, araştırmaya) isnad ettirmeye (dayandırmaya) bilhassa atf-ı ehemmiyet (önem) eylemeleridir. Hayatta nail-i muvaffakiyet ve saadet olmanızı temenni eylerim. Türkiye Reisicumhuru Gazi Mustafa Kemal”
*
10 yaşındaki Curtis, Amerikan bağımsızlık mücadelesinin kahramanı, yeni kıtaya özgürlük fikrini aşılayan Fransız aristokrat Lafayette'in soyundan geliyordu. Fransız devriminin en güçlü karakterlerinden biri olan Lafayette, Amerikan bağımsızlık savaşı patlak verince Philadelphia'ya gitmiş, İngilizlere karşı Amerikalıların safında yeralmış, general olmuş, George Washington'la beraber İngilizleri söküp atmış, “iki dünyanın kahramanı” ilan edilmişti.
*
İşte böyle bir adamın soyundan gelen Curtis, özgürlük, bağımsızlık hikayeleriyle büyümüştü. O küçücük yaşına rağmen “bağımsızlık” kavramının, dünyadaki en saygın yaşam biçimlerinden biri olduğunu biliyordu. Amerikan gazetelerinde Türk Kurtuluş Savaşı'yla alakalı haberleri okumuş, The Saturday Evening Post dergisinde yayınlanan Mustafa Kemal röportajını okumuş, okudukça hayran olmuş, yeni kurulan şehir “Angora”yı çok merak etmiş, ulaşır mı ulaşmaz mı, ciddiye alınır mıyım alınmaz mıyım diye düşünmeden, 28 Ekim 1923 akşamı yukardaki mektubunu yazmıştı.
*
75 sene geçti…
*
Tamı tamına 75 sene boyunca Türkiye'nin haberi olmadı.
*
Çünkü, Mustafa Kemal bu mektubu, fırsattan istifade propaganda için, Türkiye Cumhuriyeti'nin reklamı olsun diye yazmamıştı. Ne gazetelerin haberi olmuştu, ne de Amerikan konsolosluğuna duyurulmuştu. 10 bin kilometre uzaktaki 10 yaşındaki bir çocuğun samimi duygularına, samimi bir cevap vermişti, hepsi buydu.
*
Curtis büyüdü, Yale Üniversitesi'nde okudu, makine mühendisi oldu, Columbia Üniversitesi'nde işletme yüksek lisansı yaptı, Çek cumhuriyetine gitti, Prag'ta Charles Üniversitesi'nde Slav dilleri üzerine eğitim alırken, ikinci dünya savaşı çıktı, ülkesine döndü, aile şirketinin başına geçti, fabrika kurdu, itfaiye kamyonları üretti, Avrupa'dan Afrika'ya onlarca ülkeye ihracat yaptı, çok zengin bir işadamı oldu, Newport Sanat Müzesi'nin, Tarih Kurumu'nun, Newport Müzik Festivali'nin, Redwood Kütüphanesi'nin en büyük sponsoru oldu, “yılın hayırseveri ödülü”nü aldı.
*
85 yaşındayken, ABD'de yaşayan Saliha Sulander isimli Türk vatandaşıyla tesadüfen tanıştı, sohbet sohbeti açınca, Mustafa Kemal'in kendisine yazdığı mektuptan bahsetti. Saliha hanım kulaklarına inanamıyordu, acaba ben mi bilmiyorum diye araştırdı, hayır, mektuplaşmadan kimsenin haberi yoktu. Aslına bakarsanız, Amerikan Life dergisi 1959'da bu mektupları yayınlamıştı ama, dünyadan haberi olmayan sayın Türk basınının haberi olmamıştı. Saliha Sulander derhal Türk büyükelçiliğine gitti, bu mucizevi tesadüfü anlattı. Elçilik görevlilerimiz Curtis'e ulaştı, mektup incelendi, netleştirildi, Ankara haberdar edildi.
*
Sene 1998… Bülent Ecevit'in talimatıyla, kültür bakanımız İstemihan Talay tarafından Türkiye'ye davet edildi.
*
Curtis, kızıyla birlikte Ankara'ya geldi. “Polatlı diye bir yer olduğunu biliyorum, resmi davetlerden önce Polatlı'ya gitmek istiyorum” dedi. Herkes merak etti tabii, hay hay gidelim ama, niye? Meğer, Curtis henüz iş hayatına yeni başladığı dönemde Polatlı belediyesi'ne itfaiye aracı satmıştı iyi mi… Gittiler Polatlı'ya, 40 sene önce sattığı itfaiye aracı hâlâ kullanılıyordu.
*
1960'tan itibaren Türkiye'ye defalarca gelmişti, Ankara'yı İstanbul'u İzmir'i gezmişti, tekneyle Ege ve Akdeniz kıyılarımızı dolaşmıştı. Anıtkabir'i ziyaret etmiş, kendisine ömrü boyunca ilham veren Atatürk'ün kabri başında saygı duruşunda bulunmuştu.
*
Bu defa, Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmi davetlisi olarak Ankara'daydı. “Hayatımın en duygulu anını yaşıyorum” dedi. Mustafa Kemal'in kendisine gönderdiği mektubu, Anıtkabir müzesinde sergilenmek üzere Türkiye'ye armağan etti.
*
Anıtkabir'deki törende kısa bir konuşma yaptı. “1938'te Atatürk'ün öldüğünü duyduğumda 25 yaşında bir delikanlıydım. Niye ağladığımı kimse anlamamıştı” dedi.
*
2012'de… 99 yaşındayken gözlerini yumdu.
*
Curtis'in hayatını araştırırken, tam bu noktaya geldiğimde, inanın ben de şu an sizin hissedeceklerinizi hissetmiş, inanılmaz tesadüf nedeniyle gözyaşlarımı tutamamıştım… Curtis'in uykusunda vefat ettiği gece, 10 Kasım'dı!
*
Ve, bugün 29 Ekim. Amerikalı çocukların ilham aldığı, görmek için can attığı Cumhuriyet'ten, Amerika'ya vizeyle bile gidemeyen cumhuriyete nasıl savrulduğumuzu tekrar tekrar düşünmenin vaktidir.
“Atatürk'ün meşhur “Türk milleti çalışkandır”, “Türk milleti zekidir” sözleri tesadüfi ya da salt gaz amaçlı söylenmemiştir. Birinci dünya savaşı sonrasında yapılan toprak pazarlıklarında Osmanlı delegesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun taleplerini diğer devletlere iletmeye çalışırken, İngilizler bu taleplere sert bir şekilde karşı çıkar ve geneli anadolu hakkında olan konularda “Hayır burasını Osmanlı'ya veremeyiz, burayı çalışkan yunanlılara vereceğiz.Burada Osmanlı'ya hak tanıyamayız burada zeki İtalyanlara yetki vereceğiz” sözlerini sarf ederler.Osmanlı tarafı hem yenilmiş hem de pazarlık gücü olmadığından elinden bir şey gelmez, yapılanlara karşı çıkamaz. ancak bu sözler unutulmaz. Cumhuriyet kurulduktan sonra hasta adamı tekrardan ayağa kaldırıp itibarının iadesini sağlamaya çalışan ekonomik ve bayındırlık başarılarının ardından Atatürk, on küsür yıl önce söylenen bu sözleri unutmaz ve 29 ekim 1933'te 10.yıl Nutku'nda tiz ama kararlı sesiyle o meşhur cümlelerini kurar: - Türk milleti çalışkandır! - Türk milleti zekidir!”
— Tarihin arka odası
“Vatan gayretli insanların omuzları üzerinde yükselir!”
— Tevfik Fikret
güzel bir şarkı çalsın arkada. şarkı bitmeden unut beni. dokundukça yara yapan ellerin vardı senin. bir sigara falan yak ne bileyim. bitsin artık. bazı şeyler bu kadar acıtmamalı. düzensiz cümleler kur benim gibi. kız kendine. küs. bağır. yumruk at bir şeylere. küfür de et yeri geldikçe. ama utanma. böyle olması gerekiyormuş ki olmuş. sarıl. bir şeylere ya da birisine işte. sen seç. yatağa girince hepsini siktir et ama. insan rahat uyumak için unutmalı. uyu.
“Bak, burası hiç birlikte yürümediğimiz bir sokak. Burası hiç birlikte içinden geçmediğimiz bir cadde, bu otobüs içine hiç birlikte binmediğimiz bir otobüs. Bu şehir bizim seninle hiç birlikte adım atmadığımız bir şehir. Oysa ben o sokakta seninle yürüdüm aslında, o caddede. O otobüse seninle bindim. Bu şehri karış karış seninle gezdim. Çünkü sen benim kalbimde olduğun sürece, gittiğim her yerde benimlesin. Mesafelerin hiçbir önemi yok…” 3391Kilometre

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
“Yürekli bir kadının başı Yüreksiz bir adamın omzuna ağır gelir.”
— Nazım Hikmet
Bazı Kelimeler cidden Çok Güzel
Râyiha: Koku. Daha ziyade hoş koku manasında kullanılır. Arapça “ruh” kelimesinden türetilmiştir. Bu sebeple güzel koku olmanın ötesinde güzel nefestir; soluktur.
Tumturak: Gösteriş, İhtişam.
Nâmütenâhi: Sonsuz. Nihayeti olmayan.
Tahammülfersâ: Dayanılmaz. Çekilmez.
Fevkalbeşer: Üstün nitelikli insan.
Mülhem: Gönlüne doğmuş. İlham olmuş.
Lâyetezelzel: Sarsılmaz. Yanılmaz.
Sarfınazar: Vazgeçme. Görmezden gelme.
Safderun: Kalbi temiz olduğu için kolayca aldanabilen.
Bilâkaydüşart: Kayıtsız şartsız, hiçbir kısıtlama olmadan.
Deryâdil: Anlayışlı. Her şeyi hoş karşılayan.
Münzevî: İnsanlarla görüşmeyen, bir köşeye çekilmiş. Yalnız kalmayı seven kişi.
Hicran: Birinden veya bir yerden ayrılmak, uzaklaşmak. Ayrılığın sebep olduğu onulmaz acı.
Sukûtuhayal: Düş kırıklığı.
Muâşaka: Karşılıklı aşk. Sevişme. Âşıktaşlık.
Şekerrenk: Araya soğukluk girmiş, bozulmuş, kötü giden dostluk ilişkisi.
Lâlüebkem: Şaşkınlıktan dili tutulmuş. Konuşamaz hale gelmiş.
Hemdem: Samimi dost. En yakın arkadaş. Canciğer arkadaş.
Elim: Acı veren. Çok üzücü. Yürek yakan.
Hemdert: Aynı derdi paylaşan. Dert ortağı.
Keenlemyekün: Hiç olmamış gibi. Yokmuş gibi. Söylenmemiş gibi.
Dilhun: İçi kan ağlayan. Büyük bir üzüntü içinde olan.
Berceste: Seçilmiş. Güzel. Değeri yüksek.
Canhıraş: Yürek parçalayan. Dayanılmayacak derecede keder veren.
Girift: Karmaşık. Karışık. İç içe girmiş. Birbirine dolanmış.
Ehvenişer: Kötü olan şeyler arasında daha az kötü olanı. Kötünün iyisi.