Buna başlarken gözümün önünde bir Dave Gahan vardı. Bitince bi baktım çakma Kafka olmuş. Hatta tam o da değil, bilemiyorum...
Cookie Run:Kingdom Official!
let's talk about Bridgerton tea, my ask is open
Game of Thrones Daily

ellievsbear
The Bright Sessions
NASA
Mike Driver
RMH
tumblr dot com
todays bird
Lint Roller? I Barely Know Her
KIROKAZE
Show & Tell

if i look back, i am lost
Claire Keane

Origami Around

izzy's playlists!

Discoholic 🪩
noise dept.
seen from United Kingdom

seen from United States
seen from United States
seen from South Africa
seen from United States

seen from Philippines
seen from United States

seen from Australia
seen from France

seen from United Kingdom
seen from United Kingdom
seen from India
seen from United States
seen from Germany
seen from Saudi Arabia
seen from Indonesia

seen from United States

seen from Bangladesh
seen from Germany
seen from Bangladesh
@sessizpropaganda
Buna başlarken gözümün önünde bir Dave Gahan vardı. Bitince bi baktım çakma Kafka olmuş. Hatta tam o da değil, bilemiyorum...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Ders çalışırken girdiğim ruh hali tam olarak böyle. Durum çok vahim...
Mandal fotoğrafları çekmek gibi bir takıntım olduğundan bahsetmiştim değil mi?
Alışverişe çıktığımda en çok zaman geçirdiğim yer mağazaların şapka bölümleri oluyor hep. Geçen yine bir dükkanda şapkaları tek tek denerken babam geldi yanıma ve “O şapkayla Boy George’a benzedin, alsana” dedi. O an öyle bir havaya girmişim ki bir hafta boyunca evin içinde o şapkayla Boy George şarkıları söylerek dolandım durdum...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Suluboya kutusundaki beyaz gibiyim, tükeniveriyorum hemen...
Gelecek planlamasını biraz abartıp emekliliğe kadar yürüdüm. Hangi sahil kasabasına yerleşip torunlarıma nasıl bakacağıma bile karar vermişim. Acilen örgüye başlamam lazım!
Madeo (Mother)
Uzun bir aradan sonra yine şahane bir filme karşınızdayız, Mother. Başarılı yönetmen Bong Joon Ho’dan Güney Kore sinemasının büyüleyici gücünü kanıtlayan bir film. 2009 yapımı. İlk bakışta suç ve gerilim odaklı gibi görünse de psikolojik yanının çok daha ağır bastığı fikrindeyim. Filmimiz zihinsel engelli oğlu Do-joon ile yaşayan ve şifalı bitkiler satan dükkanında kazandığıyla oğluna bakmaya çalışan ‘Anne’yi konu ediniyor. Do-joon’un arkadaşıyla buluşmak üzere bir bara gitmesiyle başlıyor olaylar. Uzun süre arkadaşını bekliyor ama gelen giden olmuyor, tabi bu sırada art arda içtiği içkiler hafif sarhoş ediyor onu. Bardan eve dönerken karanlıkta önünde yürüyen lise öğrencisi genç kızı fark edip takip etmeye başlıyor. Sarhoşluğun da etkisiyle kızın arkasından zararsız sözler sarf ediyor. Kız takip edildiğini fark edince yol üzerindeki eski bir binaya giriyor hemen. Arkasından gelen Do-joon’a doğru irice bir taş fırlatıyor, hatta ufak çapta bir kaya. Böyle bir tepkinin üzerine korkan ve dikkati dağılan Do-joon kızı takip etmeyi bırakıp evine dönüyor. Ertesi gün polisler gelip Do -joon’u Moon Ah-jung cinayeti suçundan göz altına alıyorlar. Genç kız Do-joon’dan kaçarken girdiği eski binanın çatısında ölü olarak bulunuyor ve hemen yanı başında duran ve Do-joon’a ait olan golf topları suçunun kanıtı olarak gösteriliyor. Oğlunu bu durumdan kurtarma, suçsuzluğunu kanıtlamak isteyen ‘Anne’ ulaşabildiği her yolu deniyor. Pahalı avukatlar tarafından aşağılanıp reddediliyor, polislerin dikkatini çekemeyince de kendi başına cinayetin izini sürmeye başlıyor. Filmin klasik bir suç gerilim filmi gibi sonlanacağını düşünmüştüm başlarda. Ancak ilerleyen dakikalarda öyle gelişmeler oldu ki ekranın başında donup kaldım adeta. Ah işte şimdi bitecek dedikçe yeni sahneler, farklı farklı duygusal karmaşalar çıktı karşıma. Hele filmin son sahnesi… Gerek çekim teknikleri, gerekse oyunculuklar bakımından beni en çok etkileyen finallerden biriydi. Aslında finali ayrıntılı bir şekilde satırlarca anlatmayı arzulardım ancak bu filmi izlemeyenler için büyük bir haksızlık olur sanırım. ‘Anne’yi oynayan oyuncumuz Kim Hye-ja’yı çok çok başarılı bulduğumu belirtmek isterim, Do joon’un arkadaşı Jin-tae’yi oynayan oyuncumuzu da öyle. Do-joon’u canlandıran Won Bin de beklentileri karşılar nitelikte ancak filmin daha ilk dakikalarında bu rolün Song Joong Ki için biçilmiş kaftan olduğu hissine kapıldım. Keşke o oynasaydı dedim film boyunca. Sahnelerin çekim tekniği ve ozellile kullanılan ışıklar benim için çok önemlidir, etkilerini derince hissederim. Bu konuda filmimizin son derece başarılı olduğunu düşünüyorum. Düşünce sınırlarınızı zorlamak, şaşırmak ve etkilenmek… Bunları ve daha fazlasını tadabileceğiniz bir film Mother.
İyi seyirler efendim…
Çizip boyadıklarımın büyük çoğunluğunu beğenmem aslında. Ama şu veledin renklendirmesini bitirdikten sonra ne kadar sevimli yanakları olduğunu fark ettim. ^^ Ayrıca resimde hep karanlık ve soğuk renkleri tercih ederdim önceden. Sanırım artık kış geldiğine göre sıcak renklere dalabilirim. (Ah bir de unutmadan, bir resim görüp bayılmıştım, ondan esinlendim. Belki remake sayılabilir ama açıkçası ona hiç benzemedi ;)
En güzelini buldum işte!

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
Hiçbir zaman romantik bir insan olamadım. Yağmurun benim için duygusal anlamda ehemmiyeti yok. Yağmur kötülükleri yıkayan, mutluluk veren, günahlardan arındıran yüce bir olay değil benim için. Gökyüzünden akan, saçlarımı ıslatan doğal bir hadise yalnızca. Nedir bu anlam yükleme çabası?
Buna bakınca içim bi garip oldu. Huzur verici değil mi?
PaigeeWorld isimli bir uygulama buldum geçenlerde. Kendisi instagram benzeri bir fotoğraf paylaşım alanı. Yalnız buradaki görseller tamamen çizimlerden oluşuyor. Hatta büyük kısmı manga/anime tarzı. Böyle bir ortamı bulmuşken kaçırmak olmazdı, ben de daldım içine! Sizleri de beklerim efendim!
Abur cubur yerine her yerde bundan bulabilsek keşke
Venedik şöyle güzel böyle güzel ama su pis su...

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
OLDBOY
Bu sefer tek başıma izlediğim bir filmden bahsedeceğim, Old Boy. Kendisi 2003 yapımı bir Güney Kore filmi, bir mangadan uyarlanmış. Ayrıca oldukça beğenilmiş ve Cannes Film Festivali’nde büyük ödülü almış. Filmimiz Oh Dae Su’nun yağmurlu bir gecede kaçırılmasıyla başlıyor. 15 yıl boyunca bir odada hapsediliyor ve bu süre boyunca kendisine burada ne kadar kalacağı hakkında hiçbir şey söylenmiyor.
"15 yıl süreceğini söyleselerdi dayanmak daha kolay olabilir miydi?"
Aklını yitirmemesi için yemeklerine şizofreni ilaçları katılıyor ve odasına kimyasal gazlar veriliyor. 15 yıl sonunda ise bir anda hipnotize edilerek kendini bir binanın tepesinde buluyor. Ve işte bundan sonra Oh Dae Su kendisine yapılanların nedenini öğrenmek ve intikam almak istiyor. Bir suşi restoranında tanıştığı ve sonrasında yakınlaştığı Mido ise filmimizin önemli bir kahramanı. Bakalım izlerken onun hakkında neler düşüneceksiniz?.. Filmi izlerken bir kez daha fark ettim ki 2000’li yılların başı oldukça kasvetliymiş, cılız floresanlı bir devir. 10 yılda ne kadar da değişmiş her şey… Şimdi biraz da oyuncularımız hakkında konuşalım. Başrol gerçekten mükemmel bir seçim olmuş. Biraz delilik, biraz yabanilik,merak ve intikam hırsı. Hepsini hissedebilirsiniz. Ancak Mido karakterini oynayan oyuncumuzu yeterli bulamadığımı belirtmek isterim. Bakışları pek hoşuma gitmedi (belki de oynadığı karakteri pek sevmediğimdendir). Kızın ağlamayı öğrenmesi gerekiyor kanımca. Ve kötü adamlarsa… Kötü adamlar işte, her zamanki gibi. Şimdiye kadar izlediğim en farklı filmlerden biriydi Old Boy, daha ilk sahnelerinden fark ettim bunu. Belki bazı olaylar biraz uçuk olabilir ama filmin yarattığı havada hiç de rahatsızlık vermiyor bu. Belirtme ihtiyacı hissettiğim bir husus daha var ki o da filmin özellikle ikinci yarısında yer alan müstehcen sahneler. Eğer bu tarz sahnelerden özellikle rahatsız oluyorsanız bu filmi size pek tavsiye edemeyeceğim. Bu sahneler beni rahatsız etmedi ancak kesmeli biçmeli kanlı sahnelerde midem ufaktan sinyaller attı açıkçası. Hatta itiraf ediyorum bazı yerlerde gözlerimi kapatmak zorunda kaldım, filmin bir kısmını parmaklarımın arasından izlemiş olabilirim.Mazoşist misin sen diyebilirsiniz ama ne olursa olsun filmi beğendim.Güçlü kuvvetli bir mideye sahip olanlarınızın izlemesini şiddetle tavsiye ederim efendim.
Haydi sağlıcakla…
Birkaç ay önce hazırlamıştım bu gönderiyi. Arkadaşımla hazırladığımız filmlerle ilgili blogtan... Oraya da bekleriz efendim!