Hayat, kaderin kurduğu simulasyon oyunudur. Acıları kalbimize bir bıçak gibi saklar, paramparça olursunuz ama kimse sesinizi duymaz.
Sis bulutu insanların etrafını sarar, acı gerçeği onlar göremez. Vicdanları acımasız piyon gibi kırılır. Bomboş bakarlar gözlerinize, acıyan bakışları sırtınıza bıçak saplar.
Hiçbir şey olmamış gibi önlerine bakarlar, sahte hayatları onlara cazip gelir belki ama suyun altındaki kar kütlesini acı çeken insanı anlayınca görürler.
Bazı kollar sizi sarıp sarmalar, sizi dünyadaki kötülüklerden korumak için cam fanusa koymak isterler. Gözyaşları sessizce nehire akarken boşluk hissi kalbinizi ele geçirir.
Ne yaparsanız yapın o his geçmez, koca bir bulut sizin zihninizi de ele geçirir ve bir gün sizi anlayan insanlarla karşılaşırsınız.
Dertleşirsiniz, birbirinizi korursunuz, hayatınız sizi kırsa da o arkadaşlar sizin için değerli bir elmas gibi gelir. Sonra bir gün sırtınızı bıçaklar biri, çok güvendiğiniz biridir bıçaklayan kişi. "Burada bitirelim," der size.
Kalbiniz ihaneti zor da olsa kabul eder, sessizce kabul edersiniz. Kelimeleriniz farklı yansır ama kalbiniz mühürlü bir mektuba dönüşür.
Sizi anlamazlar, davranışlarınız insanlara farklı gelir. Mükemmel bir ailede olursunuz ya da aile olmaya çalışan ama başaramayan ebeveynlere sahipsinizdir.








