Beni en yoksul anımda duvara jiletle fırlat.
Bir papuç gibi soyulsun özlemek,
Koyu katran karanlıklardan,yükselerek aydınlığa çıkmak adına sana kendimi bir mutluluk keçisi diye vadettim.
Beni bıraktığın yerden bekliyorum ve hala sisli,durmadan büyüyen acıları şimdilik askıya alıyorum.
Tam anlamıyla her şeyimle,şuan hatta dün bile seni kendime bekliyorum.
Beni kendin için süslerken,bir meleğin göz uçlarında dolaşan tüm güzel cisimleri gamzelerine serp.
Bana kendin için gülerken ,en azından benim için bir güzellik yapmış olursun.
Bazen böyle güzel şeyler başıma gelmeli,bu olmalı.
Korksam ya da kırıldıysam hurdaya dönmüş bir cennet elması gibi
Yerin diplerinde sana hızla yetişen kabilem ,git gide büyüyor.
Ve ben hala dipsiz bir kuyuyum,
Kendimi sana dair ıspatlarken.
Hala cesaretim uyuşturulmuş,cenaze evi gibi.
Bana aşina ol,
Örnek vermek gerekirse,
Sana büsbütün dikilmiş ipekten bir elbiseyim.
Seni büsbütün benimsemiş bir kabilem var,
Sen yokken,olmadığın sürece yıkılan hayallerimin tesiri yok.
Var olduğunu bilmek için,var olurken beynimin avlularında,
Sana çocukça koştuğumu duyuyor gibisin.
Ve beni hisset,bana dokun.
Ve dokunduğun yerde dur.