Merhab dünyaya seslendiğim ıssız köşem.
Bir mağlubiyet daha yaşamış biri olarak yine uyuyamayacağım madem bir şeyler yapayım dedim. Ağlamaktan kaçtıkça daha kötü oluyor çünkü. Ağlıyorum evet yazmaya başlar başlamaz dökülmeye başladı damlalar yine. Birkaç gece önce gece yarısı uyanmış midemdeki boşlukla ağlamaya başlamıştım
Çok zaman olmuştu bunu yaşamayalı
Tekrar yaşadığımı hissetmenin buruk ve hüzünlü mutluluğuyla karışık bir korkuyla kalktım yataktan. Gün ışımamıştı henüz.Sabah ezanı ile dualar ettim ferahladım biraz. Güzel manzaralı evimin manzarasına baktım. Çok mutluydum eve taşındığımızda. İyi şeyler olma ihtimali gelince hayatıma birdenbire panikte geliyor benimle. Sonrası karanlık. Kendime ulaşamadığım bir alana esir oluyorum sanki
Ta ki o acı mide ağrısıyla uyanana kadar hissedemiyorum kendimi bir daha. Midemdeki boşluk beni uyandırdığında ise kocaman bir ağlamak kalıyor geriye sadece.
Aynı hataları tekrar etmekte elbette kendi sorumluluklarımızda olmalı. Ben bu defa sonunu bir nebze olsun degiştirebildim hikayemin. Hala acaba ihtimali taşırken yüreğimde ve aslında istemediğimi düşündüğüm anların sayısı fazlayken bile. Öfkem benden büyük. Acılarım bir nebze olsun bilge gösteriyor onları.
Bir eğitimde bana duygusal zekamın çok yüksek olması sebebiyle iş hayatında zorlanacağımı söyleyen o hocayı anımsadım birden.
Bana sadece takmamayı öğrenmelisin bu yeterli demişti. Bir nebze başardığım ve başladığım yolda daha emin adımlarla yürümeye başlamış ve iş hayatının çelişkisinden bir nebze olsun sıyrılmıştım. Hatta epey fazla rahatlatmıştı beni.
Şimdi ikili ilişkilerde ne kadar zor olduğunu anlıyorum. Karşımdakinin duygularına odaklanmaktan kendimi düşünmemek noktasına gelebildiğimi fark ettim. Gece yarısı beni uyandıran midemdeki boşlukla bir ilgisi kesinlikle olmalı.
Ezan okunuyordu, ben ağlıyordum. Dua edip uyudum sonra. Eskisi kadar işkence etmeye kıyamıyorum kendime. Uykumu aldırıyorum az da olsa.
Şimdi geriye dönüp bakıyorum. Kendim için en iyisini yaptım. Karşımdaki için de en iyisi buydu. Aslında tam olarak istedigimi başarmıştım ama ağlıyordum. Üzgündüm kırgındım çünkü. Bir gün tam o midemdeki boşluk yüzünden hüzne daldığım esnada bana gelip hepsi geçecek deyip bana sarılacak birine denk geleceğim ümidini ektim içime. Ve söz verdim kendime bunu yapan birine denk düşmedim diye kendimi yargılamayacağım diye. Ağlamak serbest. Arabesk müzik de olabilir yeter ki sahte bir kandırmaca içinde kendimi kaybetmiş olmayayım.
Mümkün mü? İlişkilere bakış açısı geliştirirken mükemmel bir adam. Öyle konuştu ki zaman zaman büyüledi beni. Daha dürüst olmalıyım beni ona çeken acaba dedirten tek şey buydu. Pratikte sıfır. Tereddütüm yerini güvene bırakıyor. Kendime daha da güveniyorum. Haklı çıkmanın ne acı bir şey olduğunu anlatabilmenin yolunu hala bulamadım. Ama acı.
Midemde bir boşluk bir süre avare gezeceğim etrafta. Ama geçecek sonra biliyorum. Ve sonra devam edeceğim kendi keşfime. Belki bu keşfe katkı içindi tüm bunlar bilemeyiz ki.
Yaş aldıkça daha da oturuyor bazı şeyler . Ne çok ihanet etmişim kendime ve ne çok üzmüşüm boş yere. Bazen nasıl abartmışım kendimi. Kendime yaptığım haksızlıklar için kendimden özür diler gibi.
Bugün kendime yeni bir söz daha verdim. İstemediğim seyi yapmayacağım. İstisna tanımıyorum bu noktada.. Tereddütlerim ve kaygılarıma da sahip çıkacağım. Parmak ucuyla değil dört elle..