Arzu, insanın içine yanlış adrese teslim edilmiş bir kargo gibidir. Kimin gönderdiği belli değildir ama iade etmeye de kıyamazsın.
İşin komik tarafı, arzu hiçbir zaman sahip olduğu şeyle ilgilenmez. Onun bütün kariyeri "henüz olmayan" üzerinedir. İnsan, kilometrelerce yol yürüyüp kapısını çaldığı hayalin içine girer; arzu çoktan arka kapıdan çıkmıştır. Meğer bütün mesele eve girmek değilmiş, kapıyı çalmakmış.
İstek de ilginç bir memurdur. Evrende ne kadar "ulaşılamaz" damgası varsa gidip onların dosyasını ister. Kolay olanı görünce yüzünü buruşturur. Sanki mutluluk çok erişilebilir olursa prestiji düşecek.
İnsanların büyük kısmı aslında istediklerini değil, isteme hissini seviyor. Çünkü elde etmek çok sessiz bir eylem. Oysa istemek gürültülü... Plan yaparsın, senaryo kurarsın, arkadaşına anlatırsın, gece tavana bakarsın. Elde edinceyse... "Hee, bu muymuş?" deyip buzdolabını açarsın.
Alışveriş merkezleri bunun mabedi. İçeri girerken "Sadece gezeceğim." dersin. Beş dakika sonra elinde üçüncü poşetle dolaşırsın. Eve gidince o poşetler, seni görünce birbirine fısıldar: "Bizi de iki haftaya unutacak."
Aşk da biraz böyledir. İnsan, ulaşamadığı kişiyi evrenin sekizinci harikası ilan eder. Birlikte olmaya başlayınca tartışmanın konusu diş macununun ortadan mı yoksa alttan mı sıkıldığına döner. Kozmik tutku, banyo rafında yenilir.
Beyin tam bir komedyendir. "Bunu alırsan mutlu olacaksın." der. Alırsın. Sonra boğazını temizleyip, "Aslında ben şundan bahsediyordum..." diye yeni bir hedef çıkarır. Meğer beynimiz mutluluk satmıyor; sadece fragman izletiyormuş.
Belki de arzunun en büyük numarası, kendisini ödül gibi tanıtmasıdır. Oysa çoğu zaman ödül değildir; maratonun organizatörüdür. Bitiş çizgisine vardığında madalya yerine yeni bir kayıt formu uzatır.
Hayatın en başarılı dolandırıcısı zaman değil, arzudur. Çünkü zaman senden yıllarını alır. Arzu ise henüz yaşanmamış ihtimalleri bile peşinden koşturur. Ve insan, çoğu zaman sahip olduklarıyla değil; henüz sahip olmadıklarının hayalini taşımaktan yorulur.
Belki de komik olan budur: Dünya dönmüyor; sadece milyarlarca insan, "Bir şeye daha sahip olursam tamamım." cümlesinin peşinde aynı yerde daire çiziyor.












