İçin, hem de güzelinden; ucuz şişelerde hayatın anlamı yok diye kim söyledi? Sarhoş olun, ama öyle “başım döndü” değil, “bu dünya neden hala dönüyor” sarhoşluğu. Küfretmek istiyorsanız saklamayın, evren sizi duysun, komşular sizi yanlış anlasın.
Sevişirken uslu durmayın; yatağın gıcırtısı utansın, duvar “abi yeter” desin, perdeler bile gözlerini kapatsın. Öpüşün, ama öyle dudağa hafif konan değil; nefesi çalan, hafızayı silen cinsten.
Kimyasallara bulaşmayın; zaten hayat kendi kendine yeterince delirtici. Su içmek için musluk açın, ama sonra kapamayı unutun; su akar, siz bakarsınız, dünya umurunuzda olmaz. Mum yakın, romantik olsun; sonra yanlışlıkla kolunuzu yakıp romantizmi sabote edin. O da hayatın mizahı.
Gece uyumayın; uyku zaten sıkıcı insanların icadı. Gecenin üçünde saçma sapan şeylere gülün, dördünde saçma sapan itiraflarda bulunun. “Neden söyledim bunu?” sorusu sabah içindir, gece için değil.
Ağlamak gelirse ağlayın, ama kimseyi ağlatmayın; karman çorman bir dünya ama bari siz düzgün kalın. Yalan söylemeyin; zaten gerçekler yeterince komik.
Başkaldırın, isyan edin; ama devrim yapacaksanız önce kafein alın, yoksa yarı yolda üşenirsiniz. Şarabı şişeden için, bardağa koyunca tadı ciddileşiyor. Sigarayı filtresiz için, zaten hayat filtreyi çoktan reddetmiş.
Jim Morrison dinleyin, olmadı Tom Waits, o da olmadıysa duşta bağıra bağıra kendi kendinize eşlik edin; sesiniz kötü olabilir ama özgüveniniz güzel dursun. Kedileri okşayın, onlar sizden daha bilge. Birbirinizi okşayın, çünkü hayat kısa ve sıcak tenin kitabı yok.
Beraber duş alın; suyun altında saçma şakalar yapın, kayıp düşme tehlikesiyle aşkı birleştirin. Evde çıplak gezin; bedeniniz üşüsün ama ruhunuz özgür olsun. İnsanları takmayın; çoğu zaten kendi dramında figüran.
Ve en önemlisi: Tadını çıkarın. Çünkü bu hayat denen saçma komedide tek ciddi şey sizsiniz; o yüzden arada siz de gevşeyin.













