ya fdşlsakgdklşsaklhşdfsa

❣ Chile in a Photography ❣
almost home
"I'm Dorothy Gale from Kansas"
tumblr dot com
hello vonnie


blake kathryn

Game Changer & Make Some Noise

ellievsbear
YOU ARE THE REASON
The Stonewall Inn
Cosmic Funnies

Discoholic 🪩
todays bird
One Nice Bug Per Day

gracie abrams
Today's Document
Fai_Ryy

seen from Germany
seen from United States

seen from United States
seen from United States

seen from Pakistan
seen from Germany
seen from Uzbekistan

seen from Brazil
seen from Netherlands

seen from Canada

seen from Malaysia
seen from Pakistan
seen from Portugal
seen from Netherlands

seen from Netherlands
seen from Germany
seen from Canada
seen from United Kingdom
seen from United States

seen from Romania
@nidakalfaa
ya fdşlsakgdklşsaklhşdfsa

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
4 yıldır aynı sandalyede oturuyormuşum amk. Ona sarıldığımda birdaha hiç bırakmak istemezdim. Hatta o an öldürseler benim için en güzel son sahne olurdu. Üniversite yıllarının başında tanışıp sevgili olmuştuk. Hatta ilk seneydi sanırım. Bi süre sonra birlikte yaşamaya başladık. 1 sene falan. 1 sene sonra bir yaz günü sık sık gittiğimiz çay bahçesinde otururken bir veda konuşması yapıp kalktı gitti. Dona kaldım hiçbirşey söyleyemedim. Ağlayamadımda etrafta birsürü insan var. Oturduğum yerden kalkmayada cesaretim yoktu başım döner düşerim diye korktum. Onun gittiği yöne doğru hiç kımıldamadan saatlerce oturdum 1 paket sigara içtim belki. Sonra kalktım gittim. O kalkıp gittiği an şaka gibiydi sanki dönüp gelecek diye baktım arkasından. Sonraki günlerim aylarım hep onu beklemekle geçti. Kapı çaldığında ya oysa diye koştum hep, çok sevdiğim annemden babamdan nefret ettim telefon her çaldığında. İnşallah o arıyordur diye telefonu her elime alıpta onların ismini gördüğümde. Gezdiğimiz yerlerde dolaştım belki karşılaşırım diye. Ortak arkadaşları arayıp sormaya başladım sevmememe rağmen. gecelerce beraber tv izlediğimiz koltukta ışıksız sessiz oturdum. Bi nefes daha duymaya çalıştım hayal ettim yanımdaymış gibi sohbet ettim onunla. Çok içtim. unutmak için bazen, bazende belki cesaretim gelir içince ararım diye. Aradım bi süre sonra. Onunla birlikteyken gün içinde ona telefon ettiğimde kulağıma gelen aranıyor sesini bile özledim. Çünkü artık onu aradığımda aradığınız numara kullanılmamaktadır diyordu. Yıllar geçti insanlar geçti. En çokta ne üzüyor biliyor musun senin unutamadığın kadının hala çok sevdiğin kadının artık seni hatırlamadığını bilmek. Ama yinede beklemek. Geçen hafta o çay bahçesinin yanından geçiyordum. Bi baktım o beni terkedip gittiği masada aynı sandalyede oturuyorum hala bekliyorum onu. 4 yıldır o sandalyedeyim. Arkasından yaklaştım. Omzuna dokundum. heyecanlandı o geldi sandı sanırım. Beni görünce yüzü düştü. ensesinden tuttup yüzünü kendime doğru çektim alnına alnımı dayadım ve hadi kardeşim kalk gelmez artık o dedim..
Sis Reyis is Back !

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
+ - Öğretmen bir gün denizin ortasında batmak üzere olan bir geminin hikayesini sınıfta öğrencileriyle paylaşır. Gemideki çift cankurtaran botunun yanına kadar gelir ve sadece bir kişilik yer olduğunu görür. Hikayenin gerçekliği hakkında tamamen emin olmasam da, hepimizin hikayeden ders çıkaracağını zannediyorum. Öğretmen, hikayeyi anlatmaya başlar. Gemi, denizin ortasında aniden batmaya başlar. Gemideki bir çift cankurtaran botuna yaklaşırken sadece bir kişilik yer kaldığını görür. O an adam, karısını geride bırakır ve bota atlar. Batmak üzere olan gemideki kadın eşine bakar ve son cümlesi şu olur. Öğretmen bir an durur ve öğrencilerine, “Sizce kadın, kocasına ne demiş olabilir?” diye sorar. Öğrencilerinin çoğu: “Senden nefret ediyorum. Nankör herif!” demiştir diye cevap verir. Öğretmen, köşede sessizce oturan bir çocuk görür ve aynı soruyu ona da sorar. Çocuk, “Öğretmenim bence ‘Çocuğumuza iyi bak demiştir'” diye cevap verir. Öğretmen şaşırarak çocuğa sorar, “Daha önce bu hikayeyi duymuş muydun?” Çocuk kafasını sallar ve “Hayır ama annem babam vefat etmeden önce aynı şeyi söylemişti.” der. Öğretmen suratında üzgün bir ifadeyle, “Cevabın doğru” der. Gemi batar, adam evine gider ve kız çocuğunu tek başına yetiştirir. Yıllar sonra çocuk vefat eden babasının günlüğünü bulur. Meğerse, çift gemi seyahatine çıktıklarında kadına ölümcül hastalık teşhisi konmuş. O kritik anda, baba ölmek üzere olan eşi yerine kendini bota atmış. Baba günlüğünde, “Denizin dibine beraber batmayı o kadar isterdim ki… Ama çocuğumuz için, tek başına denize batmanı izlemek zorunda kaldım.” yazmış. Hikaye biter ve sınıf sus pus olur. Öğretmen, çocukların hikayeden gereken dersi çıkardıklarını düşünür. İyiyle kötüyü ayırmanın, aralarındaki ince çizginin ne kadar kafa karıştırıcı olduğunu anladıklarını düşünür. Bu nedenle, olaylara yüzeysel olarak bakmamalı ve ön yargılarda bulunmamalıyız. Hesap geldiğinde hesabı ödeyen bir arkadaş, zorunlu hissettiği için değil arkadaşlığa paradan daha çok önem verdiği için bunu yapar. İş hayatında sürekli insiyatif alanlar bunu aptal oldukları için değil sorumluluğun ne demek olduğunu bildiklerinden yaparlar. Tartışma sonrasında ilk özür dileyen kişi bunu suçlu olduğu için değil etrafındakilere değer verdiği için yapar. Size sürekli mesaj atan birisi, yapacak başka bir şeyi olmadığından değil, size önem verdiğinden bunu yapar. Bir gün hepimiz sevdiklerimizden bir şekilde ayrılacağız. Sohbetlerimizi ve beraber kurduğumuz hayalleri özleyeceğiz. Bir gün çocuklarımız eskilerden bir fotoğraf görecek ve “Bunlar kim?” diye soracaklar. İçimiz kan ağlayarak “Bunlar, hayatımın en güzel günlerini geçirdiğim insanlar.” diye cevap vereceğiz.
Kalbimizdesin, Kitaplardan,sokaklardan,caddelerden,stadlardan,okullardan ismini silseler bile, Kalbimizden silemeyecekler.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming
"Biz kadınları hiç sevmedik! Saçlarını sevdik, hele bir de sarışınsa daha çok sevdik Ağızlarını sevdik, hele bir de şehvetli ve dolgun ise daha çok sevdik. Göğüslerini sevdik… Bacaklarını sevdik, hele bir de sütun gibiyse bayıldık. Kalçalarını sevdik… Gerçekten güzel vücutlu ve “çıtırsa” daha çok sevdik… Yolda, arabada, televizyonda, internette onlara hep “baktık” Her yerlerine iyice ve dikkatle baktık. Pek iyi görememiş olacağız ki bir daha baktık. Bir daha ve bir daha… Kadınların her yerlerine baktık ama gözlerine ya hiç bakmadık ya da baktığımızda çok geç olmuştu… Biz kadınlara çok dokunduk! Onlar istese de istemese de dokunduk. Son yıllarda dini motiflerden güç bulanlarımız oldu. Eh! Yozlaşan toplum ve geç gelen hatta hiç gelmeyen adalet olunca da 13-14 yaşındaki çocuklara bile dokunmaya başladık! Sapık damgası yemeyi göze alanlar bile şaşırdı çünkü sapık diye haykıran ne kadar azdı! Kadınlara dokunmada dünya sıralamasında üst yerlere geldik… 2009 itibariyle rakamlar oldukça “umut verici!!! “ % 40 ını sürekli dövdük %45 ine duygusal şiddet uyguladık (küfür, hakaret, küçük düşürme) %16 sına zorla sahip olduk (ve olmaya devam ediyoruz) Tüm bunlara maruz kalan her 3 kadından biri intihara kalkıştı ama biz hiç oralı olmadık (hem bize ne değil mi? Fener ya da Cimbom maç kaybedince çok üzüldük ama kadınlar söz konusu olunca pek oralı olmadık) % 9 una daha masum birer çocukken bile dokunduk. Ama onlar hep sustular. Çünkü konuşsalar kimse inanmazdı. “kim bilir neler yaptın ki sana tacizde ya da tecavüzde bulundu amcan ya da komşun” bu da sana ders olsun, türünden tepkiler görecekti. Ama bu ders o kadar acıdır ki biz erkekler bilemeyiz. Bizlere sorduklarında %25 imiz “bazı durumlarda kadın dövülür” demeyi doğal bir şey gibi dile getirdik. % 51’i erkekler ile tartışmayı bile “saygısızlık” sanıyor artık. %36’sı kendisi para kazansa bile parasını nasıl harcayacağına karar veremeyeceğine inanmış ya da inanmak zorunda kalmış. % 52’si “erkek kadından sorumludur” diyecek kadar kadınlığını unutmuş ya da unutturulmuş. % 49’u “erkek ne zaman isterse bana sahip olabilir benim itiraz hakkım olamaz” diyecek konuma gelmiş ya da getirilmiş! Hal böyleyken kabul edelim biz kadınları kullanmayı çok sevdik. Evde, işte, siyasette, okulda kısacası her yerde… Parti kongrelerinde sözde liderler konuşurken arka fonda 3-4 kadın vardı hep. Onlardan vitrin yaptık, imaj yaptık. Başörtülü, normal türbanlı, modern türbanlı ve türbansız… "Cennet anaların ayakları altında" diye diye büyütüldük ama anaları hep ayaklarımız altında çiğnedik, ezdik, tepikledik… 14 şubat sevgililer günü ya da anneler gününde bir kaç saat ara verdik ama sonra yine ezmeye devam ettik. İş verirken bile onları hep düşündük! İş yerinde gözümüz gönlümüz açılsın ya da malum niyetler ile bayan eleman aranıyor ilanı vermeyi çok sevdik. Bu ülkede kadın olmanın ne kadar zor olduğunu biz erkekler bilemeyiz. Çünkü artık konuşmuyorlar, konuşamıyorlar, konuşturulmuyorlar. Bu ülkenin kurucusu Atatürk 1930’lu yıllarda Türk kadınına dünyadaki birçok çağdaş ülkeden önceden hak ettiği hakları verdiğinde umutlanmıştık. Çünkü o Atatürk’tü ve Kurtuluş Savaşında bebeğinin kundağında mermi taşıyan anayı ya da cephede erkeği ile göğüs göğüse savaşan bacısını unutmamıştı. İhanet edemezdi ve etmemişti de. Ama biz ihanet ettik! Türkiye nereye gidiyor? Diye soruyor herkes birbirine. Oysa cevap ne kadar da açık değil mi? Türkiye hızla ve şevkle karanlığa gidiyor. Hatta koşuyor… Çünkü kadın yok oluyor, yok ediliyor… Benim annem, kız kardeşim, sevgili kızım yok oluyor… Kadını yok olan ülkenin gideceği yol bellidir. Karanlık ve onursuz bir gelecek…"
Galata,rivayete göre Ümit Yaşar Oğuzcan’ın 24 kez intihara teşebbüs ettiği yerdir.Rivayete göre oğlu Vedat da babasının defalarca intihar ettiği Galata'dan atlayarak intihar etmiştir. Galata Kulesi’nden atlayarak intihar ettiğinde geriye bıraktığı notta şunlar yazılıdır: ‘Baba intihar öyle edilmez böyle edilir.’’ Bu kısa hikayenin üzerine Ümit Yaşar Oğuzcan’ın Galata Kulesi şiirini okumazsak üstümüzde hakkı kalır.
6 Haziran 1973 Pırıl pırıl bir yaz günüydü Aydınlıktı, güzeldi dünya Bir adam düştü o gün Galata Kulesinden Kendini bir anda bıraktı boşluğa Ömrünün baharında Bütün umutlarıyla birlikte Paramparça oldu Bir adam düştü Galata Kulesinden Bu adam benim oğlumdu
Gencecikti Vedat Işıl ışıldı gözleri İçi Bütün insanlar için sevgiyle doluydu Çıktı apansız o dönülmez yolculuğa Kendini bir anda bıraktı boşluğa Söndü güneş, karardı yeryüzü bütün Zaman durdu Bir adam düştü Galata Kulesinden Bu adam benim oğlumdu
“Açarken ufkunda güller alevden” Çıktı, her günkü gibi gülerek evden Kimseye belli etmedi içindeki yangını Yürüdü, kendinden emin Sonsuzluğa doğru Galata Kulesinde bekliyordu ecel Bir fincan kahve, bir kadeh konyak Ölüm yolcusunun son arzusuydu bu Bir adam düştü Galata Kulesinden Bu adam benim oğlumdu
Küçücüktü bir zaman Kucağıma alır ninniler söylerdim ona Uyu oğlum, uyu oğlum, ninni Bir daha uyanmamak üzere uyudu Vedat 6 Haziran 1973 Galata Kulesinden bir adam attı kendini Bu nankör insanlara Bu kalleş dünyaya inat Şimdi yine bir ninni söylüyorum ona Uyan oğlum, uyan oğlum, uyan Vedat.

Anya is live and ready to show you everything. Watch her strip, dance, and perform exclusive shows just for you. Interact in real-time and make your fantasies come true.
Free to watch • No registration required • HD streaming