kültür yağmacılığı/benimseme/yozlaşma
Avcı-toplayıcılıktan günümüze kadar birtakım izler bırakarak geldik. izleri olduğu gibi bırakmadık., her toplum bu izleri üzerine daha fazlasını ekleyerek gelecek nesillere bıraktı. nesilden nesile aktarılan bu bilgiler ve izlerin bütününe Kültür dedik.
göçebe hayatımızda kıtalara ayrıldık ve oradaki ortama adapte olduk. soğuk yerlere gittik hayvan kürkü giydik, sıcak yerlere gittik, sadece belimize otlardan yapılmış etek giydik, bazı yerlerde onu bile giymedik.
zaman geçtikçe mahrem anlayışımız değişti, kıyafetlerimiz, tarzımız, müziğimiz, yemeğimiz... her değişimi normal karşılamadık tabi. bazı şeyler oturduktan sonra dogmalar tarafından esir alındık. uzun bir süre yenilik sadece kıyafetlerle kısıtlandı. bilgiler bastırıldı, kitaplar yakıldı. otorite* tek gerçek oldu. tarihte o döneme karanlık çağ* deniliyor. insanlar her şeye rağmen yeninin cazibesinden ayrılamadı.aslında insanlar yeni* kelimesinden hem çekinir hem de fazlasıyla özenir. fakat bir kavram vardır ki bizi göklere çıkartırken aynı zamanda yerin dibine gömer. bkz; popülarite.popülarite, insanlara yeni*yi deneme cesareti verirken , birazdan bahsedeceğim kültür yağmacılığını da beraberinde getirdi.
bir zamanların kültürel mirası günümüzün modası* oldu.
modaya ne kadar uyuyorsan o kadar kalıcı* olursun. kalıcı ve popüler olduğunu düşünen insanlar büyük yanılgı içindedir. çünkü hem kalıcı hem popüler olunmaz. popülerlik geçicidir, sürekli değişim ve gelişim gerektirir. tanınmış bu kadar insan elbet unutulacaktır.
geçici olan şey kültür olamaz. yeni şeyler üretemeyen toplumlar bir süre sonra başka ülkelerin üretimlerini ve kültürlerini kullanmaya başlar. buna kısaca kültür yakıtı* diyebiliriz. yakıta dönüşen şey tüketilmeye mahkumdur. kendi yakıtları bittikten sonra, yeni* uğruna başka kültürlerin kullanılmasına ve benimsemesine kültür yağmacılığı denir.
beyaz tenli insanların afro-amerikan örgüsü yapmaları gibi veya yunanlıların baklavayı kendilerine aitmiş gibi tanıtmaları gibi. bira nasıl almanlara has bir içki ise rakı da bizim kültürümüze hastır. gerçi hala bunun kavgasını veriyoruz hatta bu kavgaya ayran, lokum hatta döner bile eklendi. İngilizler ve döner kamoooon. 7000 yıllık Türk tarihinde bize ait hiç bir şey yok ?! ne güzel. hepsi 1500-2000 yıllık başka halkları ve kültürleri sömürüp yağmalayarak kurulmuş devletlere ait.?!
kültür yağmacılığının çok tehlikeli bir tarafı vardır. bkz; asimile olmak, yozlaşmak. En köklü devletler arasında zirveleri oynarken bugün yozlaşmanın pençesindeyiz . kültürümüzü ve benliğimizi araplaşarak kaybediyoruz. bu arap düşmanlığı değil, fransızlaşsak yine aynı tavır olurdu. şu an en etkin sorun araplaşmak olduğu için bu örneği verdim.
her şey bir yana bu tabi ki asla afro-amerikan örgüsü yapmayacağız anlamına gelmiyor. öğrenmek, tecrübe etmek başka bir şey ,benimseyip ‘kendine ait olduğunu’ iddia etmek başka bir şey.mesela herkes saçlarını topuz yapar ama bazı kültürlerde saç topuzunun modeli kişinin medeni durumunu simgeler. hintli kadınların yeni evlendiği zaman saçının arasına kırmızı boya sürmesi gibi. biz o noktayı hindistan tarzını temsilen kullanırız ama orada çeşit çeşit anlamı var. kaşının ortasındaki kırmızı nokta evli hali, siyah nokta bekar hali temsil eder. bu anlamlar o kültüre hastır. bunu biz kullanırsak bunun adı kültür yağmacılığı olur.
ne olursa olsun kültürümüzü bozmayalım. toplumsal kimliğimizi yitirmenin sonuçları tahmin edemeyeceğiniz kadar ağır olur. çocuk gelinler ve eşi ölen kadını kocasının kardeşiyle evlendirme gibi korkunç durumlar bunlara en büyük örnektir. kadınların bu kadar aşağı görüldüğü günümüzde Türklerin kadına bakış açısını buraya bırakır giderim.
ben sizin hanınızım. o da benim hanım.
cengiz han











